Döne Döne Karacaoğlan

·
Okunma
·
Beğeni
·
356
Gösterim
Adı:
Döne Döne Karacaoğlan
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
659
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054523252
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayınları
Etkileyici bir dil ve duygu dünyası kurduğu şiirleriyle Türk halk şiirinin çığır açıcı şairlerinden olan Karacaoğlan`ın, günümüze kadar beşyüzden fazla şiiri gelmiştir. Şiirindeki temel temalar, doğa, aşk, ayrılık, gurbet, özlem, güzel, acı, ölümdür. Şiirleri ancak Cumhuriyet`ten sonra derlenen Karacaoğlan hakkında yüzden fazla kitap yayınlanmıştır. Bu kitapta "Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm" diyen Karacaoğlan`ı, yaşamı, sanatı ve şiirleriyle tanıyacaksınız.
659 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10
Belki de aynı toprağın, aynı obanın, aynı kültürün insanı olmamızdandır. Şiiri çok severim ama Karacoğlan ile Dadaloğlu’nun şiirlerini bir ayrı severim.
Bu iki ozanımız ile ilgili ne kadar makale, araştırma, derleme kitap bulursam okumdan edemem. Ali Rıza Yalgın, Mustafa Necati Karaer, Müjgân Cumbur ve Cahit Özttelli Karacoğlan ile ilgili en iyi, en doğru derlemeleri yapmışlardı ama bu araştırmacılar bu ozanların, kültürünü, yaşam tarzını, lehçesini bilmediklerinden çok basit ve bariz hatalara düşmüşlerdi.
Örneğin Öztelli: sadece Karacoğlan’da görülen “Hirene, Hezele, Farımaz, Mestine” gibi kelimelerin bir anlamı olmadığını, bunların Karacoğlan tarafından uyak için uydurulmuş kelimeler olduğunu söylüyordu.
Oysa bu kelimelerin elbette anlamı vardı ama Öztelli bundan habersizdi.
Bu hataları da ancak kendisi de bu ozanlar gibi Toroslarda yaşayan bir Türkmen düzeltebilirdi.
Karacoğlan üzerine yazılmış eserleri araştırırken, bir sahafta tesadüfen Ali Ozanemre’nin “Döne Döne Karacoğlan” kitabıyla karşılaştım.
Ozanemre’de Karacoğlan gibi bir Farsak Türkmeni, öğretmen emeklisi ve avukattı. Her Türkmen gibi, o da biraz ozan ve gönül insanıydı.
Ozanemre ‘Karacoğlan hakkında artık derleme yapmanın anlamı kalmadığını, önemli olanın bu ozanımıza yakıştırılan ama asla ona ait olmayan şiirlerin, Karacoğlan şiirleri arasından ayıklanması ve basit dil yanlışlarının düzeltilmesi’ yönünde bir çalışma yapmıştı.
Çalışmasına da Cumbur ile Öztelli’nin derlemelerini esas almış ve onların kitaplarında yer alan şiirlerde düzeltmeler yapmış, bu düzeltmeleri neden yaptığını da uzun uzun izah etmiş. Fakat Ozanemre bu iki derlemecinin kitaplarındaki yaklaşık 200 şiiri ele almış, kalan 200 şiirde bir düzeltme yapmadığı gibi bunun sebebini de açıklamamış.
Acaba incelmeye tabi tutmadığı şiirleri Karacolan’a ait görmediği için mi yoksa bunlarda bir hata bulamadığından mı bunları incelememişti?
Eserde bu konuda bir açıklık olmaması elbette önemli bir eksiklik olsa da özellikle Karacoğlan kültürüyle yetişmeyenler şayet bu ozanımızı tam olarak anlamak istiyorlarsa Ozanemre’nin bu çalışmasını mutlaka okumalılar.
Ozanemre’nin kitabının ön incelemesini yaptıktan sonra en merak ettiğim konu ise Karacoğlan’ın açık ara en sevdiğim ve en anlamlı bulunduğum aşağıdaki şiirinin son kıtasında nasıl bir değişikliğe gittiği oldu fakat heyhat, Sayın Ozanemre bu şiirde bir hata ve noksan görememişti.
Oysa şiirin son kıtası ilk satır son kelimesinin “geline” olması mümkün değil.
Nereden anlıyoruz bunu?..
Elbette şiirin bundan sonra devam eden satırlarından ve şirin genelinden anlıyoruz.
Ozan bu şiirinde doğumundan ölümüne kadar olan kendi hayatını ve çektiği çileleri, zorlukları, acıları anlatıyor ve son kıtada da bu dünyadan kendisi gibi geçip giden, kara toprak olan milyarların kimlerden oluştuğunu, onların başına ne gibi işler geldiğini merak ediyor. Bu sebeple de “Sual eylen bizden evvel gelene” diyor.
O sual edilecek kişinin mezarından kalkmış bir ölü olduğu aşikâr. Ve o sual edilecek kişinin de “Karacoğlan der ki bakın geline” dizesindeki şahıs olduğu da kesin. Böyle olduğuna göre ozanın “Karacoğlan der ki bakın geline” dediği mezarından kalkmış meçhul şahıs kesinlikle bir gelin olmamalı.
Zira şiirde gelinle ilgili bir durum yok. Artık gözlerimin yaşı kurumaz, hükmu yürümez, güzellere beylikten azledilmiş bir ozanın ne işi olur gelinle? Kaldı ki, şiirde baştan sona gelinlik bir durum yokken Karacaoğlan neden öncesi ve sonrası olmayan bir gelin çıkarsın ortaya ve “Karacoğlan der ki bakın geline” desin?
Peki, bu ilk dizenin sonu “geline” değilse nedir? Elbette “gelene”dir.
Şiirin devamından anlıyoruz ki ozan bu şiirini söylerken kim olduğu seçilemeyecek kadar uzaktan bir kişi beliriyor ve Karacoğlan buna dikkat çekerek ““Karacoğlan der ki bakın gelene” deyip sazını çalmaya devam ederken o meçhul şahısta nihayet yaklaşıyor ve artık onun tarih öncesi kavimlerden bir fert olduğu her halinden bellidir.
İşte o zaman ozan: Sual eylen bizden evvel gelene / Kim var imiş biz burada yoğ iken” diyor. Karacoğlan burada “Sual eylen bizden evveli bilene” demiş olabilir mi? Olabilir veya olamaz. Bu benim için haddimi aşmak olur.
İşte bu sebeple “Ozanemre bu şiirin son kıtasının ilk dize, son kelimesini ‘gelene’ şeklinde düzeltir, fakat aynı kıt'adaki ikinci ‘gelene’ kelimesinin yerine ne koyar acaba?” diye düşünmüştüm lakin hayla kırıklığına uğradım.
Artık umudum bu eserin yeni baskıları, olmazsa da yeni araştırmacılarda olacak.
Şiirle ve okuyarak kalın.

ŞU YALAN DÜNYAYA GELDİM GELELİ
Şu yalan dünyaya geldim geleli
Tas tas içtim ağuları, sağ iken
Kahpe felek vermez benim muradım
Viran oldum, mor sümbüllü bağ iken

Aradılar bir tenhada buldular
Yaslandılar şıvgalarım kırdılar
Yaz bahar ayında bir od verdiler
Yandım gittim ala karlı dağ iken

Farımaz da deli gönlüm farımaz
Akar gözlerimin yaşı kurumaz
Bundan geri benim hükmüm yürümez
Azil oldum güzellere bey iken

Karacoğlan der ki bakın geline
Ömrümün yarısı gitti talana
Sual eylen bizden evvel gelene
Kim var imiş biz burada yoğ iken
İzin ver hey ağam ben de gideyim
Ah çekip de arkam sıra ağlar var
Bakarım bakarım sılam görünmez
Aramızda yıkılası dağlar var

Coşkun sular gibi akıp durulma
Kuru gazel gibi esip savrulma
Nerde güzel görsen ona çevrilme
Bizim ilde cana kıyar beyler var

Karşıdan karşıya yanar bir ışık
Bunu söyleyenin dilleri âşık
Bir buğday benizli zülfü dolaşık
Gitme diye beni yolda eğler var

Karacaoğlan der ki kendim övmeyim
Taşlar alıp kara bağrım döğmeyim
Güzel sevme derler nasıl sevmeyim
Kaşlar arasında çifte benler var
Ali Ozanemre
Sayfa 590 - Alter Yay-
N’olursa da Karacoğlan n’olursa
Âkıbeti bu dert beni alırsa
Yetmez de kefenim yarım kalırsa
Dostum çemberinden yırtsın getirsin.
Seksenimde beratçığım yaıldı
Doksanımda âzalarım çözüldü
Yüz yaşadım kuzudişim dizildi
Bir sabi çocuğa döndürdün felek

Diyor Karacoğlan beni yandırdın
Verdin ecel şerbetini kandırdın
Azrail diyorlar melek gönderdin
Hiç de doğmamışa döndürdün felek

Karacoğlan bunu söyledikten sonra çok yaşamadı, öldü.
Ölmeden önce vasiyet etti. Dedi ki: “Mezarım, şu pınarın başındaki meşenin dibinde olsun. Sazımı da meşenin dalına asın. Çürüyünceye dek orada kalsın.”
Öyle yapmışlar.
Esmer, gürbüzce, seyrek sakallı, hoş bir adammış.
Mecnun'a dönmüşüm bilmem gördüğüm
Dağlar mıdır sahra mıdır çöl müdür
Dostumun bağına girip derdiğim
Lale midir sümbül müdür gül müdür
Ali Ozanemre
Sayfa 239 - Alter Yay-

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Döne Döne Karacaoğlan
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
659
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054523252
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Alter Yayınları
Etkileyici bir dil ve duygu dünyası kurduğu şiirleriyle Türk halk şiirinin çığır açıcı şairlerinden olan Karacaoğlan`ın, günümüze kadar beşyüzden fazla şiiri gelmiştir. Şiirindeki temel temalar, doğa, aşk, ayrılık, gurbet, özlem, güzel, acı, ölümdür. Şiirleri ancak Cumhuriyet`ten sonra derlenen Karacaoğlan hakkında yüzden fazla kitap yayınlanmıştır. Bu kitapta "Bir Ayrılık Bir Yoksulluk Bir Ölüm" diyen Karacaoğlan`ı, yaşamı, sanatı ve şiirleriyle tanıyacaksınız.

Kitabı okuyanlar 3 okur

  • Halil Korkmaz
  • Oktay Kapusuz
  • Yok

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%100 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0