Baştan söyleyeyim bu ikileme mutlu sonla bitiyor! Bu kitapta Maxwell’i 48. yaşından itibaren okuyoruz. Ah, canım Maxwell’im, bütün ömrü keder ve yasla geçmiş… İlk kitaba göre Maxwell, babasına karşı biraz daha güçlü duruyor. Böyle kırık bir karakterden dramatik bir dönüşüm beklemek haksızlık olurdu.
Kitap biraz fazla tesadüfi olaylar barındırıyor. Özellikle Max’ın annesinin mezarının başında yaşadığı karşılaşma ve Melanie’nin kocasının mektubu bana fazla geldi. O pislik babasının annesi hakkında söylediklerinin yalan olmasını çok istiyordum; ama ne yazık ki hepsi doğruymuş! Melanie ile Max’ın ilişkisi keşke sadece “doğru insan, yanlış zaman” çizgisinde kalsaydı. Ama yine de Max’ın sonunda kendi mutlu sonunu bulmasına sevindim.
Evet, ilk kitap kadar sevmedim. Ne bekliyordum onu da bilmiyorum. Bir yerden sonra benim için hikaye bile önemini yitirmişti. Önemli olan şey Maxwell’i okumaktı. Hiç gerçekleşmemiş mutlulukların yasını tutan canım Maxwell’im, sana yaşatılanlara rağmen sen çok güzel bir adamsın, seni asla unutmayacağım! İyi ki seni okumuşum!
Kitaba puanım 9!