Amerikalı yazar William Gay’in 58 yaşında yayımladığı ve kısa sürede büyük bir başarı yakalayan ilk romanı Ebedi Ev, “Güneyli Gotiği”ne çeviriyor rotasını.
Ebedi Ev’i kısaca özetlersek; babası korkunç biçimde öldürülen Nathan Winer’ın, içki kaçakçısı Dallas Hardin’in ve olan biteni ormandaki kulübesinden sessizce izleyen William Tell Oliver’ın hikâyesini anlatıyor.
Gay’in çizmiş olduğu karakterler oldukça gri. Sadece içki kaçakçısı Dallas Hardin’in yeterince siyah olduğu konusunda kani olabiliriz sanırım, itiraz eden okur olmayacaktır. Küçük bir Amerikan kasabasının geçim sıkıntısına düşmüş bir grup insanın birbirileriyle olan ilişkileri, dostlukları ve düşmanlıklarını çok iyi yansıtıyor yazar. Cormac McCarty ve William Faulkner’la kıyaslaması, yazarın hangi türün temsilcisi olduğu konusunda da yeterince ipucu veriyor. Özellikle Ebedi Ev için edebi bir eser demek de doğru olur, zira doğa ve insan tasvirleri, tek kelimeyse şahane. Adeta okurken beyniniz size okuduğunuz satırların resimini çiziyor ve ben tek tek hepsinin içine girip kısa vakitli de olsa yaşama imkanı buldum.
1932 ile yılı başlayıp, önemli bir mevzuyu aktardıktan sonra roman, 1943 yılına atlıyor ve geçmiş ve gelecek arasındaki köprüyü kurmaya çalışıyor. Ülkesinde 2000 yılından sonra ünlünen yazar, adeta bir “kırsal western” türünün öncesi olmuş. Okurken bir western kodlarının kırsal bir kasabaya uyarlanışını okuyacaksınız. William Gay, bir söyleşisinde şöyle diyor: “Sanırım ‘Ebedi Ev’de okuduğum western romanlarından çok, izlediğim western filmlerinden etkilendim.” Ebedi Evi okumanız gerektiğini düşünüyorum, sadece ve sadece şahane doğa ve insan betimlemeleri için bile olsa. Stephen King’in de yakın zamanda Twitter’da kitap için övgü dolu sözler paylaştığı belirteyim.