Uğur Günel’in Efendisi, mizahın arka sokaklarında büyüyen, hayata sessizce kafa tutan bir karakterin portresi. Mete Z., topluma hep “efendi çocuk” olarak sunulmuş; çizgilerle var olmaya çalışan, fakat içeride çok daha karmaşık bir yalnızlık taşıyan bir adam.
Roman, sadece bir aşk hikâyesi ya da bohem bir sanatçının bunalımı değil. Aynı zamanda sistemin dışında kalmış, “öteki” olmanın sancısını iliklerine kadar hissedenlerin, kendi içlerinde tuttuğu isyanın ironik bir anlatımı. Seyran’la olan ilişkisi bir dönüm noktası gibi görünse de, aslında her şey çok daha önce başlamış.
Günel’in dili sade ama vurucu. Kimi zaman alaycı, kimi zaman içtenlikli. Kurgusunda fantastik ve erotik öğelerle, toplumsal normlara ince ince dokundurmalar yaparken, “normal”in ne olduğunu tekrar sorgulatıyor. Özellikle sanatçının var olma mücadelesi, sistemin içindeki yabancılığı çok iyi hissettiriyor.
Kısa ama yoğun. 120 sayfa değil de sanki birden fazla hayatı okur gibi… Her sayfada bir tokat, her satırda bir tebessüm ve zaman zaman içi acıtan bir yalnızlık.
Efendi, varoluşu sorgulayan herkesin kitabı. Kendi çizgilerini arayanlar için bir iç döküm, bir başkaldırı, sessiz bir çığlık.
E. G. KADAM