Spoiler içermez, merak etmeyin.
Bu, gerçek manada ilk incelemem olarak, ayrı bir önem taşımakta kendim için. Belki inceleme olmaktan çıkacak cümlelerim ilerledikçe, taslaksız bir yazı olarak içimden geldiğince yazacağım. Cümle düşüklükleri yahut dil sürçmeleri olabilir, idare edersiniz beni inanıyorum.
Gelelim Egospu'ya...
Kitap 2012'de yazılmış, ben 2021'de okuyarak geç kalmışım; bir kitaba, bir hayata. Bu kitabı edinmem, bilerek ya da isteyerek olmadı. Bu saygısız bir cümle olarak algılanmasın, hiç bilmediğim bir yazar ve pek de okumayı tercih etmediğim bir tür. Siparişi belirli bit tutara tamamlamak üzere ekledim sepete, hiç değilse bir kahve içimi okuma yapabilirim diye düşünerek. Tamamen tesadüfî bir karşılaşma sadece. Neyse kitaba geleyim. Ve bu basit düşünme şeklim ile ne kadar yanıldığımı anlatayım sizlere.
Öncelikle ağır edebiyat yok bu sayfalarda, edebi cümleler yok. Günlük konuşma dilinde ve hatta yer yer +18 ifadeler içeren kısımlar mevcut. Dolayısıyla kolayca okunabilen bir kitap diyebilirim.
Kitapta, birbiriyle bağlantılı 20 ayrı bölümlük bir olaylar bütününü, hiç sıkıcı olmadan bizlere sunmuş Mert Durmazer. Hatta olaylardan ziyade, olayların yarattığı etkiyi, ruhsal yansımalarını gösteriyor. Bu benim okumayı sevdiğim bir tarz. Kurgusal gibi de duruyor ama otobiyografikte denebilir biraz. Okuyunca daha iyi anlıyorsunuz bunu. Okuduğunuz bir satır hem gerçek olamayacak kadar imkansız hem de gerçek olabilecek kadar sıradan geliyor aynı anda. Bu biraz sizin zihin yapınız ile alakalı, sınırlarınız veya tabularınız ile alakalı.
Cesur bir kitap, cesur bir yazar. Henüz 18 - 19 yaşlarında kaleme almış kendisi, kitabın başında 1993 doğumlu olduğunu belirten kısa bir tanımlama yazısı mevcut. O yaşlarda bir genç nasıl olursa işte tam olarak yansıtmış bizlere.