1950’lı yıllarda Orta Anadolu’nun bir köyünden kasabaya giden bir gencin ve başka bir köydeki çiftliğe ortakçı olarak giden bir bölük köylünün hayata tutunma çabalarını anlatır roman. Hasan ve Battal amca çocuklarıdır, Anadolu deyişiyle emmioğludurlar. Battal, Hasan’dan birkaç yaş büyüktür ve annesi, babası öldüğü için amcası, Hasan’ın babası Osman’ın yanında yaşamaktadır. Asidir, disiplinsizdir, hiçbir işte dikiş tutturamaz. Hasan ise daha munis bir gençtir, babasının sözünden çıkmaz.
Köyde geçim zor olduğu için içinde Battal ve Hasan’ın olduğu bir grup köylü, başlarında Kır Osman olduğu hâlde bir çiftliğe ortakçı olarak giderler. Battal meteliksizdir, parayı denkleştiremediği için çiftliğe gidemez ve yük trenini kaça binerek kasabaya gider. Diğerleri Kır Osman riyasetinde çiftliğe varıp ortakçılık işlerini görmeye başlarlar. Bu andan itibaren kasabadaki Battal ile çiftlikteki köylülerin hikayesi eş zamanlı olarak anlatılmaya başlanır yazar tarafından. Battal kasabada önceleri çok sıkıntı çeker, yarı aç yarı tok günler geçirir ancak tanıştığı bir seyyar kebapçı ona geçim yolları öğretir. Diğer köylüler ise pestilleri çıkana değin çalışırlar. Hikâyenin sonunda ise Battal işinde gücünde, iyi bir seyyar kebapçı olur, iyi para kazanır. Köylüler ise hem Kır Ağa hem de toprak ağası tarafından aldatılırlar, ürettikleri masraflarına ancak yeter.
Roman 50’li yıllardaki köyü resmetmesi bakımından önemlidir. Kırsal ve kentsel yoksulluk, emek sömürüsü, tarımda makineleşme gibi önemli sosyolojik meselelere değinir. Hem iyi bir kurgusu hem de önemli mesajları olduğu için okunmaya değer olduğunu düşünüyorum.