Kitabı bir eleştiri dergisine göz gezdirirken fark ettim,önce kapağı ilgimi çekti,kokusunu duyumsadım,okumam gerek diye düşünüp Kadıköy'den bir kitapçıdan aldım.Bülent Akkurt'un belkide acıyla hatırlayacağı bir aşk hikayesi,mektuplar,güdülen kinler,kadının babasına yaptığı fark edilmesi zaman alacak olan bir şeyler (merak edin diye yazmıyorum).Sevdiğine kavuşamamış bir kadın işte...Zaten kavuşunca bitiyor her şey,tüketene kadar yaşıyoruz...
Lise çağlarımda okuduğum, okuduktan sonra bir arkdaşıma hediye ettiğim, sonra tekrar bulmak için kitapçı kitapçı dolaştığım hatta yayın evini arayıp "basın artık şu kitabı tekrar" dediğim hüzün dolu "muhteşem" bir roman. Satan bi yer var ise lütfen bildiriniz.
Tutku dolu hüzünli bir aşk hikayesi. Çok sıradışı bir hikaye değil ama zannedersem gerçek bir aşk hikayesiydi. Kendinizi bulacaksınız okurken. Tavsiye olunur.
Kitabı yıllar önce okudum ve okurken bahsedilen kız acaba yazarın gerçek hayatta aşık olduğu kız olabilir mi diye düşündüm. Adını söylemediği ama mavili kız diye bahsettiği bir karakter ve ona aşık olan bir adam. Yıllar sonra mavili kızı bulamasa da onun emanetlerini buluyor. Kızın hayatındaki olaylar çok güzel kaleme alınmış ve okurken şoka uğratacak bir çok olay var..
Storytel Türkiye aracılığıyla dinlediğim hüzün dolu bir romandı. Yazarın yaşadığı gerçek bir aşka dayalı bir hikaye okumanız sizi daha da hüzünlendiriyor. Zaman zaman sinir olup nasıl olur, neden böyle yapıyorsun falan diye konuştum kendimi kaptırıp.
Uçurtma Avcısı'na olan hayranlığımı bilen bir arkadaşımın, Erguvanlar Açarken kitabını da okumalısın, tavsiyesiyle okuduğum kitap.
Beğendim mi? Ehh işte!
Okunabilir mi? Okunur.
Tavsiye edilir mi? Belki.
Bülent Akkurt'un gerçek yaşamından izler taşıyan otobiyografik tarzda yazdığı bir aşk romanı.
Yazar hayranı olduğu Nazım Hikmet'ten bir hayli etkilenmiş olmalı ki, Piraye'ye Mektuplar eserinin mektup kısmını romanına alt metin olarak yerleştirmiş.
Mavili Kız'ın hüzün dolu hikayesi çok daha iyi anlatılabilirdi bence.
Gerçek bir aşk hikayesini çok güzel anlatmış Bülent Bey.Mavili kıza olan aşkı tıpkı hayallerde ki gibi. Keşke tekrar basıma girse be kaybettiğim bu kitabı kitaplığım da saklayabilsem. Erguvanlar AçarkenBülent Akkurt
14 Eylül 1925’de Menemen’de doğdu. 1943 yılında Bursa Işıklar Askeri Lisesi’ni, 1945 yılında Kara Harp Okulu’nu, 1954 yılında İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Gazetecilik Enstitüsü’nü bitirdi. 1953’de Milliyet gazetesi spor yazarı olarak gazeteciliğe başladı. On yıl süren zorunlu hizmetini tamamladığı 1955 yılında ordudan ayrıldı. Çeşitli gazetelerde yazı işleri müdürü ve genel yayın müdürü olarak çalıştı. 1962 yılında İstanbul’da Arena Tiyatrosu kuruluşuna katıldı. 1963 yılında Ankara’da Asaf Çiyiltepe ile birlikte Ankara Sanat Tiyatrosu’nu kurdu ve dokuz yıl süreyle bu kuruluşun genel yönetmenliğini yaptı. 1971 yılında İstanbul’da Sanajans adını taşıyan bir sanat haberleri ajansı kurdu ve bir sanat dergisi çıkardı. On dokuz yıl yayımlanan ve Çağdaş adını taşıyan dergi 1989 yılında yayınına son verdi. O tarihten bu yana on dört yıldır İstanbul’da Sanat Çevresi dergisine yazıyor. Bodrum’da Bodrum Postası gazetesine, Bodrum Magazin dergisine ve İzmir’de Yeni Asır ve Gazete Ege’nin kültür ve sanat sayfasına köşe yazıları yazdı. Radyo Bodrum için çeşitli kültür ve sanat programları hazırladı. Best FM için Nazım Hikmet’in "Kuvâyi Milliye" destanı ve "Memleketimden İnsan Manzarları" adlı eserlerini seslendirdi. Kendi hazırladığı "Nazım Hikmet ve O’nun Memleketinden İnsan Manzaraları" adlı eserini ise Radyo D için seslendirdi. Halen Bodrum’da yayımlanmakta olan Haber 2000 gazetesine yazıyor ve Radyo Bodrum FM’de "Zaman İçinde…" adını taşıyan haftalık sohbet programı hazırlayıp ve sunuyor. 1990 yılında bir dönem İzmir Kültür ve Sanat Vakfı’nın Genel Müdürlüğü görevinde bulundu.