Yaşam bir bilmece gibiydi ve ben tamda şimdi o bilmecenin içindeydim. Yaşadığım ve içerisinde yaşayanların huzurunu davam bildiğim bu topraklarda daha bilmediğim nice bilmeceler dönüyordu.
Neyden en çok korkarsanız Rabbim onunla sınarmış. Öyle derdi İrka'm. 'Üzerime bu kadar düşme, benimle sınanırsın.' Geleceği mi hissetmişti acaba? Gerçi hisleri her zaman kuvvetli olmuştu. Ama inanmak istemiyordum. Bunun olmuş olma olasılığını bile kaldıracak takatim yokken nasıl bu gerçekle yüzleşecektim?
Ölsek bile devlete çalıştığımız bölünmeyecekti. Halk, canımızı ortaya koyduğumuz bu görevde son nefesimizi verdiğimizde bizi gururla yâd etmeyecekti. Ama bizim için bunların en ufak kıymeti yoktu. Mesele, faydalı olmaktı;göz önünde olsun ya da olmasın.
İrka ölmedi. İrka benimle ve dostlarımla var olmaya devam edecek. İnsan unutulduğunda ölürmüş. Seni unutmayacak bir çok insan var, İrka. Senin de beni unutmayacağını biliyorum. Beni bekle. Güzel gözlüm, senin yanına gelmek için can atıyorum.