Yazarın çeşitli dergilere yazdığı yazılardan derlenmiş deneme kitabıdır Ev Ödevi.
Hepimizin hayatının başladığı evin, mutluluğumuza, umutsuzluğumuza, kahkahamıza, ıstırabımıza eşlik eden ev...
Yazar kitabın 5 bölümle farklı yazarların kitaplarını ele alarak evi, aslında özümüze bağlamıştır.
İlk bölümde Oyun ve Adalet diyerek Oğuz Atay’ın “Tutunamayanlar”ını “Tehlikeli Oyunları”nı mercek altına almış karakteleri kıyaslamıştır. Mırıltıdan Dinle diyerek Latife Tekin’nin yoksulluğu ve yoksulluğun dilsizliğini, başkalaşan dillerini, çatlağa dolan seslerini anlattı. Sevgili Arsız Ölüm’deki yası, o yasın dilini, evden kaçış isteğini anladı.
Memur Çocukları, Ev Ödevleri, Pazar Öğleden Sonraları ile Tezer Özlü’yü irdeledi. Evi, en can alıcı noktalarıyla Çocukluğumun Soğuk Geceleri’ne ayırmıştı. Kitabın kalbi burasıydı. Pijamalı pazar babalarını, pazar günü banyolarını, çamaşır asılmış odaları, radyodan gelen maçları burada vermiştir. Evin mutluluk mekanı olamayışı, gitmek yada kalmayı bize dayattığını üzerine basa basa söylemiştir. Büyümenin Tarihi ile Bilge Karasu’yu mercek altına almıştır. Onun dilinin farklılığını, yarattığı karakterlerdeki hayvanların insanlarla içiçe geçmiş anlatısını, yırtıcı imgeleriyle masalsılığına değinmiştir.
Kendine Ait Olmayan Oda ise son bölümdür. Artık burada kendi düşünceleriyle, ele aldığı kitapları harmanlamıştır. Kötü bir hayatın güzel anlatılamayacağını; kötü yazgının iyi cümleler ile anlatılamayacağına kanaat getirmiştir. En çokta bunu “Ölmeye Yatmak”ın Aysel’ine bağlamıştır bence. Türkiye’deki modern romanın orta sınıfın yaşantısının merkezine yerleşen evden beslendiğini söyler. Yine evden kaçışı yazan yazarın bu kitabı yada o cümleyi yine kendi evinde yazmış olması manidardır. Kurgu ile gerçek yaşantı arasında ki kopukluk ya da bağ