..Ayrılmalıyım hemen. Beni anlamayan biriyle ne işim var ki? Evlenmekle kafayı bozmuş, benimle evlenmek değil de, evlenmekle! İşte şimdi anlıyorum.. Eksik bir şey var diye hissettiğim buydu işte! Konuşmadan anlaşabilmek, kalbine dokunabilmek. Konuşurken sesini duyamadığım, konuşurken sesini duyuramadığım biriyle işim ne!
Sabah saat çalmadan uyandım. Parkta yürüyüşe çıktım. Yürürken ne düşündüğüme bakınca anladım ki geçmişte yaşıyorum… Baktım ki her gün aynı şeyleri düşünmek sadece yorgunluk getiriyor. İşte o an değişmeye karar verdim. Sonra herkesi, her şeyi affederek bugüne vardım!
Ölmek ne demek, nasıl bir şey?! O an ve o cümle benim hayatım oldu. Bitmeyen kâbusum.. Bir âna ve bir cümleye sığan o şey! Bir zehir gibi tüm damarlarımda…
Her sabah uyandığımda bugünün bana getirdiklerine kucak açıyorum. Bu kez savaşmak yerine gün her ne getirdiyse onu kucaklıyorum. Sorgulamadan ama farkında olarak geleni yaşamaya çalışıyorum. İşte tam burda nasıl davranmayı seçtiğimiz geleceğimizi belirliyor. Ve farkediyorum ki herkesin yaşadığı, herkesin hissettiği ve herkesin verdiği tepki eşsiz…
Kaza olsa; “Kazada öldü.” derdim. Hastalıktan ölse; “Hasta oldu öldü.” derdim. Nasıl diyeyim öldürüldü! İnsanların, “Başın sağ olsun.” Demeden “Niye?” diye sormasına mı katlanayım yoksa onu bile isteye vuran kişiyle aynı hayata tutunmaya mı çalışayım!