3,5⭐/5
Fable çoğu insanın deli gibi merak ettiği, yurt dışında da aşırı ilgi gören bir kitaptı. İtiraf ediyorum, kitap bu süre içinde hiç ilgimi çekmemişti ama madem çevrilmiş niye şans vermeyeyim dedim. Yani niye vermeyeyim??
Fable, babasının gemisinin batması sonucu annesini kaybediyor ve bu kaza sonrası ne yapacağını bilemeyen babası tarafından bir adaya terk ediliyor. Yapması gereken şey kağıtta basit, kendi imkanları ile ana karaya yani babasının yanına dönmek, böylelikle hakkı olanı alabilecek. Fable da denizden değerli taşlar çıkarak geri dönmesine yetecek kadar parayı biriktirmeye çalışıyor. Roman da bu parayı denkleştirmesi ile başlıyor.
Kitabın konusu aslında (özellikle korsan/deniz temalarına bayılanlanlar için) aşırı ilgi çekici. Ama ben kitabı okurken bu heyecanı hissedemedim. Evrenin "fantastik" kısmı çok arka planda kalmıştı, kitabın fantastik diye tanıtılmasını gerektirecek kadar öge yoktu. Kitabın başlangıcında gereksiz şeylerin üstüne fazla durulmuş, ileride gerçekleşecek olaylar içinse çok az hazırlık yapılmıştı. Bir daha karşımıza çıkmayacak (ya da 2. kitapta mı varlar??????) karakterleri sayfalarca okumak yerine adadaki West hakkında daha fazla şey öğrenebilirdik.
(Fable niye bu adama bu kadar güveniyor mesela? Kızın iç monologu haricinde adama güvenmemizi gerektirecek bir durum yok, ki bu da son 80 sayfaya kadar çocuktan bir bokluk beklememe sebep oldu boşu boşuna )
Kitabın ortaları aşırı eğlenceli ve güzel geçse de sonu aceleye gelmiş gibiydi. Son 50-80 sayfa; 150 sayfa uzunluğunda olsaydı her şeyi daha iyi kavrar, kafamıza otururduk.
spoiler
özellikle West ve Fable'ın ilişkisi aşırı hızlıydı ve neredeyse hiçbir şeyin üzerine kurulmuştu. ahahaha sana 3 yıldır aşığım diyen karakterin bir iki yıl önceki hallerini niye görmüyoruz ya niye ಥ‿ಥ