Bugün size zihninizin tozunu alacak, kahvenizin yanına en az tatlı kadar iyi eşlik edecek nefis bir yol arkadaşıyla geldim: Michael Picard’ın “Felsefe”si.
Biliyorum, felsefe denilince çoğunuzun aklına o bitmek bilmeyen ağır cümleler ve tozlu raflar geliyor ama değil bana güvenin. Öncelikle felsefe aşığı bir okur olarak ben söylüyorum ki bir düşünce bir yaşam biçimi. Edindiğiniz bilgiler bir tavır haline geliyor ve Picard, felsefeyi ulaşılmaz bir kürsüden indirip tam aramıza, masamızın ortasına davet ediyor. Ahlaktan metafiziğe, varoluştan gerçekliğe kadar uzanan o devasa konuları birer “macera” gibi anlatmış. Kitabın en sevdiğim yanı, size sadece bilgiyi dikte etmemesi; aksine sizi o meşhur düşünce deneylerinin içine atıp “Peki, sen ne düşünüyorsun?” diye sorması.
Kapağındaki o küçük sembollerden sayfa aralarındaki görsel detaylara kadar her şey, felsefenin aslında ne kadar oyuncu bir yanı olduğunu hatırlatıyor. Eğer siz de benim gibi “Doğru olan gerçekten nedir?” ya da “Gerçeklik sadece gördüğümüzden mi ibaret?” gibi soruların peşine düşmeyi seviyorsanız, bu kitap tam bir keşif alanı. Dünyaya baktığınız pencereyi biraz daha genişletmek, alışılmışın dışına çıkmak isterseniz bu yolculuğa mutlaka dahil olun derim. Bitirdiğinizde olaylara aynı gözle bakmayacağınıza eminim.
Şimdiden keyifli okumalar, üzerine konuşacak çok şeyimiz olacak!