Ebru Cündübeyoğlu, oyunculuğunu çok beğendiğim şahane bir sanatçı. Kendisinin yazar yanı ile bu kitabı sayesinde yeni tanıştım, rastgele bir şekilde. Belki çok yönlü insana az rastladığımdan, belki iki karpuzun bir koltuğa sığmayacağına olan inancımdan kitaba dair beklentim iyi ihtimalle vasat olması yönündeydi. Lakin Sayın Cündübeyoğlu'nun mest eden betimlemeleri, akıcı üslubu kitapla aramda bir bağ oluşturdu. Bitişi, sevdiğim kişilere bir otobüs camının ardından el sallarken hüzne inat gülümsemek gibi bir tat bıraktı.
70'li yaşlardaki bir felsefe profesörünün hayatı Alzheimer hastalığına yakalanması paralelinde kendi ve kızının ağzından anlatılıyor.
Kızı için çokça söylediği şu sözleri alıntılamak isterim :
"Yalnızlığı hiç sevmez o. Çubuğa sarılan pamuk helva gibi çevresine arkadaş toplamaya bayılır. Tek başına çekilmiş hiçbir fotoğrafını bulamazsınız. Vesikalık fotoğraflarında bile elini tuttuğu biri vardır."
Detaylandırarak kitaba haksızlık etmek istemiyorum, okumanızı tavsiye ederim.
FerdaEbru Cündübeyoğlu · Hep Kitap · 2019608 okunma
Şile'de yaşayan emekli bir felsefe hocasına Alzheimer hastalığı teşhisi konması üzerine yaşadıkları, düşünceleri ve yaşamı.. oldukça naif bir hikaye, naif bir yaşam öyküsü, naif bir kişilik ve naif yazar..
Alzheimer hastası olan emekli felsefe hocası Ferda'nın hastalığı sürecinde yaşadığı,duyguları,çaresizlikleri,hastalığa dair umutsuzlukları o kadar güzel,yalın bir dille anlatılmış ki etkilenmemek mümkün değil.Betimlemeler insanın yüreğine dokunmadan edemiyor. Kitabın vurucu
cümlesiyle !
"Bak işte torunun Peri'miz geldi."
O an tanımasaydı bizi, belki bu kadar canımı yakmayacaktı söylediği:
"Lütfen bunu unutmak istemiyorum"Çarpıcı cümleyle belki bizler de Alzheimer hastalarını bir nebze anlayabiliriz.Tavsiye edebileceğim sıcacık bir roman.Keyifli okumalar:)
FerdaEbru Cündübeyoğlu · Hep Kitap · 2019608 okunma
Ebru Cündübeyoğlu'nun "Ferda" adlı romanı, emekli felsefe profesörü ve fantastik roman yazarı olan Ferda'nın hayatını anlatır. Şile'de tek başına yaşayan Ferda, zamanla yazma konusunda zorlanmaya ve soyut düşünme yeteneğini kaybetmeye başladığını fark eder. Unutkanlıklarının artmasıyla doktora başvuran Ferda'ya Alzheimer teşhisi konur. Hayatını zihniyle yöneten ve kontrolü elinde tutmaya alışkın olan Ferda için bu teşhis büyük bir yıkım olur. Hastalığın ilerleyip bedenini boş bir kabuğa dönüştürmeden önce, özellikle çok sevdiği kızına yük olmamak için harekete geçmeye karar verir. Roman, Ferda'nın hastalıkla mücadelesini ve bu süreçte yaşadığı içsel yolculuğu derinlemesine işler.
Yalın bir dille yazılmış bu güzel romanı okumanızı tavsiye ederim.
Kaybetmenin her türlüsü acı... kazada, kazara, hastalıkla, gözünün önünde eridiğini görerek ya da aniden. Hepsi de insanın canını çok yakıyor. Fakat, takdiri ilahi değil de kişinin kendi takdiri olunca ölüm, tesellisi çok zor oluyor geride kalanlara. Varlığınla, sevginle yaşaması için ona yetemediğini anlıyorsun. Belki de bu sebepten en sebepsiz ölümlerden daha ağır geliyor insana..
okuması çok keyifliydi..
FerdaEbru Cündübeyoğlu · Hep Kitap · 2019608 okunma