Heminway Yazıldığı gibi Okunmaz
Sıradan bir yazar güzellemesi değil bu, asla olamaz da zaten. Hemingway uslubunun sadeliği ve dilinin akıcılığıyla anlatılabilecek bir yazar değildir. Onun konuyu kafanızda nasıl da muhteşem bir şekilde canlandırdığını anlatıp bırakamazsınız. Bu kadar basit değildir. Hemingway böyle anlatılmaz. Onu okumak sadece edebiyattan çok daha fazlasıdır. Onunla beraber gerçekten boks yaparsınız, gazetecilik yaparsınız, İspanya İç Savaşında başınızın üzerinden mermiler geçerken siz sadece bir köylü kızıyla çalılıkların içinde sevişmek istersiniz, binlerce kişinin önünde kızgın boğalarla güreşen bir matadora dönüşürsünüz… Yaparsınız bunların hepsini, ya da en azından yapmış kadar olursunuz.
Onlarca yazar bir avuç bohem karakter alır ve onların amaçsız hayatlarına konuk eder sizi. Bu tip eserlerle varoluşsal sıkıntılarınızı doyurabileceğiniz tonla yazar bulursunuz. Hemingway ise sizi bu karakterlerle bizzat tanıştırır. Bohem görünmeye çalışanları, sanatsever entelleri, sözde macera meraklılıarını, üzerine eğretilik sinen tüm yaşamları lanetleyerek yerin dibine sokar. Yumuşacık alelade kelimelerden öyle yoğun ve sert bir bütün yaratır ki nutkunuz tutulur.
“Güneş De Doğar” yazarın ilk romanı ancak en etkileyicilerinden birisi. Bakmasını bilirseniz onda çok şey görürsünüz. Bilmezseniz de bir grup bohem insanın sıradan hayatını konu alan, gündelik zevkler ve insan ilişkileri çerçevesinde geçen amaçsız ve iddiasız bir kitaptır. Kitaba asıl şeklini veren sizin zekanız ve Hemingway ile kurduğunuz bağdır. Onu sadece bir yazar olarak değil etten ve kemikten bir insan olarak ne kadar tanırsanız kitabı da o kadar güzel sindirirsiniz. Bohem olmayı öven ve yaşamın basitliğine sığ eleştiriler düzen ve her şeyi anlamsız bulan silik ve aykırı tiplere