Son zamanlarda namazla ilgili kitaplar ardı ardına yayınlanıyor. Bunlardan ilki Cemil Tokpınar’ın Sabah Namazına Nasıl Kalkılır kitabıydı. Sanırım milyonun üzerinde kişiye ulaştı bu kitap. Derken namaz platformu oluşturuldu. O diyar senin bu diyar benim, her yer gezildi. İmandan sonra en büyük hakikat namaz anlatıldı. Bu platformda bulunan yazarlarımızın hemen hepsi namazla ilgili kitaplar kaleme aldılar. Bunlar arasında hatırladıklarım: Namaz/ Bir Tevhid Eylemi, Abdullah Yıldız; Niçin Namaz, Nasıl Namaz, eserleriyle Vehbi Karakaş; Namaz Bilinci, Hasan Hafızoğlu; Namaz Gözaydınlığım, Mehmet Göktaş; Namaz/Akılları Durduran Mucize, Kerim Buladı; Namaz/Dirilişe Çağrı, Ahmet Bulut.
Okuduğum bu kitabı ne zaman aldım bilmiyorum. Geçen hafta sonu, kütüphanemde “Bu hafta ne okuyayım?” diye gezinirken gözüme ilişti. Şöyle bir karıştırdım ve sonrasında okumak için ayırdım. İyi ki de öyle yapmışım. Kitap “Hassas bir kalbin başlangıç tekbirinden selama kadar uzanan namaz yolculuğunu hikâyelerle anlatıyor.”
Hikâyelerde duygulara hitap eden etkili bir dil kullanılmış. Daha çok hayat tecrübesi, namaz konusunda yaşanmışlıklar var. Kitap hadislerle, tarihi olaylarla, pişmanlıklarla, tevbelerle, dualarla süslenmiş. Ara ara şiirler de var. Esmaü’l Hüsna’yı anlattığı bir şiiri kitap boyunca yer alıyor. İşte oradan bir beyit:
“Dilde, kalpte gönülde. “Var” ve “Bir” olan Allah (c.c),
Ona sığınan insan ne ah çeker ne de vah.
Yazar daha çok namaz esnasında neler düşünülmesi gerektiği üzerinde duruyor. Namazda ayetlerin anlamlarını düşünüyor. Allah'ın güzel isimlerini hatırlıyor. “Allahü ekber” diyor Rabbin büyüklüğünü, büyüklüğünü düşünürken bütün bir âlemi, âlemler içindeki âlemi, yıldızları, hücreleri, atomları samanyolunu hepsini birlikte düşünüyor. “Sübhâne Rabiyel azîm” derken,