Merhaba kitap dostlarım
Bugün yine kalbime dokunan,okurken beni bambaşka duyguların içine sürükleyen bir kitap olan Selvi Atıc'nın eşsiz kaleminden çıkan #kayipsehirromani serisinin üçüncü kitabı Gitme ile geldim.(Bu kitap için çok fazla baskıya maruz kaldım ve iyi ki de kalmışım diyorum ısrarcı olan arkadaşlarıma teşekkür ediyorum onlar kendilerini biliyorlar)
Tunç Mirza ve Hayat’ın hikâyesi gerçekten insanın içine işleyen türden.Tunç’un çocuk yaşta yaşadığı o tranvadan sonra onu anlamaya başlıyorsunuz.Sevmekten korkan, kaybetmemek için uzak duran bir adam…Ama ne kadar kaçarsa kaçsın yine de kalbinin yolunu bulması kaçınılmaz oluyor.Hayat ise;Onun sevgisi o kadar saf,o kadar sabırlı ki sessizce sevmek,kırılmak yine de vazgeçmemek.Okurken en çok kalbime dokunan yerdi diyebilirim.Kitapta beni en etkileyen duyguların asla yüzeyde kalmamasıydı.Her öfkenin altında bir kırgınlık,her mesafenin ardında bir korku vardı. Tunç’un Hayat’a yaşattıkları içimi sızlatsa da sonrasında gelen fark edişler,pişmanlıklar işte tam da o an hikâye beni tamamen içine çekti.
@selviatici yine kalemiyle resmen büyülüyor. Okurken sayfalar akmıyor,adeta siz o hikâyenin içinde yürüyorsunuz.Bazen Hayat gibi kırılıyor, bazen Tunç gibi kaçmak istiyorsunuz.Eğer içinde aşkın,kırgınlığın,pişmanlığın ve yeniden sevebilmenin olduğu hikâyeleri seviyorsanız bu kitap tam sizlik.Benim için altını çizerek, hissederek okuduğum ve uzun süre etkisinden çıkamayacağım bir hikâye oldu.Siz bu seriyi okudunuz mu? Tunç’a kızanlardan mısınız yoksa onu anlayanlardan mı?