"...Şimdi soyunup duşa girmeli, suyun altında uzun süre kıpırtısız kalmalıyım. Çıktığımda saat öğleden sonrayı göstermeli. Sokağa fırlayıp yürümeliyim amaçsızca. Deniz kıyısına koşmalı, olta balıkçılarını izlemeliyim. Kovalardaki, leğenlerdeki istavritleri görünce, yine yüzleşmeliyim yazgımla. Kendimi o balıklarla, tutsak balıklarla özdeşleştirmeliyim. Ne bahar havası, ne de tepemdeki gürbüz güneş mutlu edebilir beni..." Gitmek / Karanlığa Yürümek
Sayfa 29·Kitabı okudu
Gitmek / Buğu
Az önce önünden geçen kadını ilgiyle inceledin. Derisi büzüşmüş yüzünün görüntüsü buruşuk bir muşambaydı sanki. Eski yüzlü kumaşlar vardır ya hani, yıpranmış döşemelikler, işte kimi insanların eski yüzlü olduğunu düşündün, hatta onun böyle doğduğunu, hiç genç olmadığını. Uzaklaşmaktaydı ama görüntüsü asılı kaldı gözlerinde, içine battı bakışlarındaki hüzün yüklü ışık, canın acıdı. Üst dudağı çizgiydi, ince bir çizgi, öpülmemiş, öpülmeye değer görülmemiş, gün geçtikçe unutmuş unutulmuşluğunu. Mutsuzluklar göçertirdi bir kadını. Özenerek diktiği, göğüs bölümünü balgümeciyle süslediği geceliğini giyip gitgide buzlaya dönüşen yatağına suçlu suçlu sokulduğu gecelerde itilip kakılmak, ipince dudaklarından, tahta gibi gövdesinden, varla yok arası memeleri yüzünden suçlanmak. Asmadaki bir salkım mor üzümün tanelerini sarmalayan buğuyu silmek gibi kolay mı yaşamdaki yanlışlıkları silmek?
Sayfa 55·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
KAN PORTAKALI Doktor konuşuyor. İlk tümcelerden sonrasını duymuyorum artık. Adamın dudaklarına odaklanmış gözlerim, annemin korku bulamacı bir renge boyanmış yüzüneyse hiç bakamıyorum. “Akciğerin sol lobunda portakal büyüklüğünde kitle...” Portakal büyüklüğünde... Kan portakalı mı? Portakal bahçelerindeki tüm portakallardan nefret ediyorum o an; portakal ağacından, portakal çiçeğinden, portakal yetiştiricilerinden, portakal satıcılarından… Doktor, öyle ya da böyle düşüncesini söylemiyor, yalnızca tetkik edilmesini istiyor. Ama kötü şeyler olacağını ruhumuza fısıldayıveren hislerimiz var bizim… Kar yağmış. Kumsala dalgaların vurup çekildiği alanın ötesi bembeyaz. Karın kumu örttüğünü ilk kez görüyorum. Bir genç kız ve genç bir adam karda koşuyor, kendilerini atıyorlar karın üstüne. Kar eriyor, denize ulaşıyor süt beyazı su. Sevişiyor genç çift. Adam kızın üstünde, kız kuma gömülüyor. Kolları yanlarda. Dağılıyor. Kollar, bacaklar ayrılıyor eklemlerden, başı yuvarlanıyor sağa, saçları karışıyor rüzgâra. Zerrelere bölünüyor kız, yok oluyor. O genç kız annem mi? Sıçrayarak uyanıyorum. Yaptırdığımız dosya dolusu tetkikten hiçbirine elini sürmüyor. Sonucu öğrenmek için hastaneye gitmeyi, doktorla yüzleşmeyi reddediyor annem. Bu onun seçimi. Bilmek istemiyor. Ona çizilen yolda yürüyecek olsa da koşulları kendi belirliyor. Öğrenmemenin, bilmemenin huzurlu karanlığına saklanıyor. Ben gidiyorum doktoruna; çok geç kalındığını, tedavi şansının kaçırıldığını söylüyor. Bir oyun kuruyorum, saklıyorum annemden durumu, içindeki portakalın yağ hücresi olduğuna ikna ediyorum onu; kaslara tutunmuş bir top, ağrılarının nedeni onun kaslara baskı yapması… “Unut onu, yok say, onunla yaşamaya alış. Sana hiçbir zararı olmayacak…” İnanıyor. Kandırıyorum onu ya da öyle sanıyorum; aslında
Sayfa 85·Kitabı okudu
Öykü/BUĞU Kimse sormuyor ne istediğini; yalnızca görevler veriyor. "Ben bilirim" diyemiyorsun. Beklentileri büyük. Bundan doğuyor anlaşmazlıklar. Dayatıyorlar, onlar gibi davranmanı, onlar gibi düşünmeni. Amaçları, kişilikleri bastırılmış insanlarla dolu bir dünya mı?
Sayfa 54 - Sibel Güneşdoğdu·Kitabı okudu
"... Dönecek misin, dönersen incittiğin kalbimde kendini bulabilecek misin? Kırgınlıklığımı derinlere itiyorum, çok derinlere; ruhum yaşanan bunca şeyi anlamaya yanaşmıyor..."
Sayfa 12·Kitabı okudu
"Bir şeyleri yanlış yapmak ya da hata yaptığımı kavrayamamak yoruyor beni. Ve unutmak ve unutmaya başladığımı bilmek..."
Sayfa 9·Kitabı okudu