Halepce Ortadoğu'nun Hiroşiması

9,0/10  (3 Oy) · 
4 okunma  · 
3 beğeni  · 
250 gösterim
İnsanlık tarihinin en acı, en utanç verici zorbalıklarından birini yaşamış minik, sevimli ve talihsiz Kürt kasabası.
Olayın üzerinden yirmi iki yıl geçmiş ama insan yürürken hâlâ çevrede, yolda, sokak aralarında cesetlerle karşılaşacağını sanıyor.
Hâlâ ortalıkta gözleri yuvalarından fırlamış, ağızlarından kan boşalmış, yüzleri, derileri yanık çocuk cesetleri var gibi geliyor.
Halepce’de yürümek zor. Utanıyor insan ora insanının yüzüne bakarken.
Sanki biri kesecek yolunuzu, durduracak ve “Biz burada kimyasalla kavrulurken, dünyanın en büyük acıları içinde çırpınırken, siz yanı başımızda günlük hayatınıza devam ediyordunuz” diyecek, bağırıp çağıracak, hesap soracak gibi geliyor.
Ama öyle yapmıyorlar. Gözlerindeki hüzün dalgasının içinden, çok büyük sevgiyle bakıyor, sarılıyorlar size, üç kez öpüyor her sarılan.
Dilek Aykut 
07 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 10/10 puan

Kitap isminden de anlaşıldığı gibi 16 Mart 1988 tarihinde gerceklesen Halepce katliamını anlatıyor .
Yazar insanların çektekiği acılar unutulsun istemiyor . Katliamda olan insanlarla röportajlar yapıp olayın gerçek yüzü daha da netleşiyor.
Acı çeken insanlar var, Kapanmayacak yaralar var , dinmeyecek öfkeler var..
Henüz 1 yaşındayken dünyayi kötü tanıyan bir insan var. Aile kavramınin henüz ne olduğunu bilmeden ailesini kaybediyor . Ailesi olsun istiyor . Evleniyor da.Ve bu kisi kimyasallar yüzünden, henüz doğamamış olan 3 çocuğunu kaybediyor . Bir mucize ki 4. çocuğu dünyaya geliyor..
Sırf babası üzülmesin diye gözünün kör olduğunu söyleyemeyen çocuklar var.
Gözünün önünde babasının boynunun koptuğunu gören çocuklar var.
Ailesinı kaybedince ağlayacak, yas tutarken de yanında kimsesi olmayan çocuklar var.
Ve bu çocuklar şimdi mazlum halkın huzuru için cabaliyor. Sadece Halepce halki için değil tüm insanlık için çabalıyor, o zaman canı yanan küçücük çocuklar .
Yazarın tavsiyesine uymak isterim. Olur da bir gün yolum Halepceye düşerse Hériş'in çayını içmeye gideceğim .
Emeği geçen herkese teşekkürler.

Kitaptan 3 Alıntı

Dilek Aykut 
05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

16 Mart 1988
"... Dayımın evine doğru yürüdüm, evin kapısını Bir dozerle gördüm, dozerle cenazeleri traktörlere yüklüyorlar, napalmların açtığı çukurlara doldurup üzerlerini örtüyorlardı. Dozer sahibine kepcedeki cesetleri çukura dökmeden önce bakmama izin vermesini söyledim. Adam zaten içinde olduğu durumdan dolayı çıldırmış gibiydi ,kızdı bağırdı ama ben ısrar ettim. Mecbur kaldı, indirde. kepçe İner inmez annemin cesediyle karşılaştım. Sadece o mu diye düşünürken hemen altına kız kardeşimi gördüm, onu kucaklayıp yana çektim , onun altında bir diğer kardeşimi sonra diğerleri, diğerleri . İşte o an orada kendimden geçmiş , bayİlkadım..."

Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 80 - Rezan)Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 80 - Rezan)
Dilek Aykut 
 05 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

16 Mart 1988
Acı şeyler de yaşasalar, ailerinden kayıplar verip kampta da olsalar ,Kurtulmuş olanlarla buluşmuş, bir araya gelmişti insanlar. Hiç değilse kan bağı olan birileri vardı etraflarında. Hiç değilse sarilip ağlayacaklari birileri vardı. Ama Aras için durum böyle değildi. Başını omzuna koyup ağlayacağı kimsesi kalmamıştı.

Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 85 - Rezan)Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 85 - Rezan)
Dilek Aykut 
06 Ağu 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Sessizlik , Arap dünyasında merhamet duygusunun ölümü demektir . Sessizlik , dört bir yanınızda zulmün en iğrenç biçimleri uygulanırken kendi kirli çamaşırlarınızı yıkamama politikasıdır .

Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 116 - Rezan)Halepce, Necmettin Salaz (Sayfa 116 - Rezan)