(...)Böylesi bir bilgeliğin kaynağında elbette ki çok okumuşluk yoktu. O para kazanmış bir adamdı. Yani "başarmıştı. Başarıysa her şeyi mazur kılardı. Başardıysa demek ki tuttuğu yol doğruydu. Tuttuğu yol doğruysa dediği laf da doğruydu. Diğerleri ise para kazanamamışlardı. Ya da kazançları yetersizdi. Belki de borçluydular. Her üç ihtimalde de "başarısızdılar". Başarısızlığın bağışlanacak bir tarafı olamazdı. Başaramadılarsa demek ki tuttukları yol yanlıştı. Tuttuğu yol yanlış olanın dediği lafa da itibar olmazdı. Yani "hakikat" dedikleri bilimsel değil, ticari bir mevzuydu."