Güçlü ana karakterleri severim. Hızlı okunan kitapları da severim. Komikti. Polis kızın tüm kitap boyunca ‘Ay garip hissediyorum, çok korktum.’ tavırlarından gına geldi. Öyle
din savaşları minimalinde vampirler ve benzeri varlıklar savaşıyor, o dönemde çıkmış mangaların çoğu benzer trigun da çok benziyo buna. integra gibi havalı oturaklı kadın karakterler yazıp çizebiliyorken seksüalize edilen bir asker kız görmek beni sinirlendirdi, üstüne bir de vampire dönüşmek için bakire olma şartının varlığı beni çığrımdan çıkardı. başlangıcı aşşşşşırı aptalcaydı ve kızın olduğu her sayfada sürekli iki portakalı görmek beni rahatsız etti. düzgün bi karakter yazacaksanız asker birine komik bir saç stili yapmaz, mini etek giydirmez ve incecik beline rağmen karpuz gibi göğüsler vermezsiniz. kimin neyin fantezisi abi bu?
*kendime düşüncelerli inceleme yazısı*
Bugün bu manga bana mazide kısa bir tur yaptırdı... Lisede Alucard fanı olarak yaşadığım dönemi anımsadım. “hey gidi günler” ve “animesinin çizimleri çok daha iyi bence” eşliğinde bir okuma süreci oldu. Diğer ciltleri de okuyunca bir doz da animesinden (AŞK İLE BİR DAHA) alırız diye düşünüyorum.
İlgilisine iyi okumalar :)