Hepimiz Katiliz Sömürgecilik Bir Sistemdir

0,0/10  (0 Oy) · 
1 okunma  · 
1 beğeni  · 
107 gösterim
"Hepimiz Katiliz", Jean Paul Sartre'ın Cezayir Savaşını sorgulayan yazılarını derliyor. Bu yazılarda sömürgecilik bir sistem olarak yargılanırken, aydınların ve solun ulusal sorun ve ulusal kurtuluş mücadeleleri karşısındaki tavrı da sorgulanıyor. Ve aynı zamanda yürütülen kirli savaş karşısında suskun kalan Fransız toplumu da eleştiri oklarından nasibini alıyor. Sartre şöyle diyor: "Bu savaşı yargılıyorsunuz, ama hala Cezayir Savaşçılarıyla dayanışma cesaretini gösteremiyorsunuz. Korkmayın! Sömürgeci efendilere ve paralı askerlere güvenin. Onlar zamanı geldiğinde sizleri itekaka en öne çıkaracaklardır. Belki sırtınızı duvara dayadıkları zaman, o eski ve sık sık tekrarlanan suçların içinizde yarattığı yeni şiddetin dizginlerini koyvereceksiniz. Ama bu, hep söylendiği gibi, konu dışı bir öykü, insanın öyküsü. Bugünün tarihini yapanlara katılacağınız anın yaklaştığından eminim."
  • Baskı Tarihi:
    1999
  • Sayfa Sayısı:
    155
  • ISBN:
    9789753442039
  • Çeviri:
    Süheyla N. Kaya
  • Yayınevi:
    Belge Yayınları
  • Kitabın Türü:

Kitaptan 6 Alıntı

J.P. Sartre diyor ki...
"‘Evet’ oyu uyanmak değil,
görülen düşe sıkıca sarılmak isteğidir.
‘Hayır’ oyu ise uyanmak demektir.
‘Hayır’ oyunun anlamı şudur:
... yıldan bu yana bu herif tarafından aldatılıyoruz; artık yeter!"

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (Ocak 1961)Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (Ocak 1961)

Uyanış
“Bir ülkeyi, içinde bulunduğu güçsüzlükten tek bir kişiye sınırsız iktidar vererek kurtarmanın olanaksız olduğunu
nihayet kavrayalım.

[…] Evet, oyu bir düş,
‘Hayır’ oyu ise bir uyanıştır.

Artık, uyumak mı uyanmak mı
istediğimize karar vermenin
zamanı gelmiştir.”

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (25 Eylül 1958)Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (25 Eylül 1958)

Bir ülkeyi, içinde bulunduğu güçsüzlükten tek bir kişiye sınırsız iktidar vererek kurtarmanın olanaksız olduğunu nihayet kavrayalım.... Evet oyu bir düş, hayır oyu ise uyanıştır. Artık, uyumak mı, uyanmak mı istediğimize karar vermenin zamanı gelmiştir.

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (Sayfa 102)Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (Sayfa 102)

Sartre der ki...
"Her şey hileli.
Yalan ve şiddet, şantaj, terör, belirsizlik,
bu referandumda her şey,
bilincin ırzına geçilmesi ve karşıt oyların değerlerini yitirmesi için ayarlanmıştır."

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (11 Eylül 1958)Hepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre (11 Eylül 1958)

Ne var ki Alleg, çıplak, soğuktan titreyerek ve kusmuklardan
kararmış ve yapış yapış olmuş bir kalasa bağlanmış vaziyette bu
komedinin acınası gerçeğini açığa çıkarır: aptallar tarafından oynanan
bir komedidir bu. Faşizmin hayvani maskesiyle oynanan bir
komedi "Cumhuriyeti cehennemin dibine yollama" andı komedisi.
Perdeyi "artık tek çareniz intihar" diyerek kapatan "General M. 'nin
yaveri"nin sahne aldığı bir komedi. Her gece, her tutsak için, inanmadan
yeniden başlanan ve zamansızlık nedeniyle hemen kesilen
hep aynı çadır tiyatrosu. Çünkü bu korkunç işçiler fazla yorulmaktadır.
Fazla çalışıyorlar: tutsaklar işkence tezgahının önünde kuyruktalar;
kurbanlar bağlanıyor, çözülüyor, bir işkence odasından ötekine
götürülüyorlar. Bu iğrenç arı kovanına, Alleg'in gözüyle
baktığımızda, işkencecilerin, faaliyetleri nedeniyle aşırı yük üstlendikleri
görülür.

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul SartreHepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre

İşte gördük. Demir gibi sinirlere, katı ve geniş bir yüreğe sahip,
kafası planlarla dolu, sadece Fransa'nın yararı için çalışmak isteyen
ve amacını gerçekleştirmek için süreklilikten başka bir şeye
gereksinim duymayan bir adam getirelim gözümüzün önüne: Bu adam,
yürütmedir. Ve bu yüce kişilikle, yasamayı, yani sürekli birbirinin
üstüne çıkan ve yeniden düşen bir sepet dolusu yengeci kar-
şılaştıralım. Bu adamı, bu yengeçlerin keyfine bağlı kılmak saçma
değil mi?
Bu noktada en büyük de Gaullecü aldatmacayı açığa çıkarmak
gerekir. Ulusal Meclisin bakanlarımızı, radyo ve televizyonda
duymaya alıştığımız komplimanlardan biri olan yılgın ve korkak
hayvanlara dönüştürdüğü söylenebilir mi? Ulusal Meclis'te korkuyu
bakanlar mı yaygınlaştırdılar? Bay Mollet'in, Bin Bella'nın kaçırılmasını
onaylamamasını engelleyen Ulusal Meclis miydi? Bay
Galliard'ı Sakiet'in bombalanmasını "gizlemeye" zorlayan bu meclis
miydi?
Ben bunun tam tersini, son yıllardaki bütün olumsuzlukların,
yasama denetiminden kaçan güçlü bir yürütmeden kaynaklandığını
söylüyorum. Çünkü bir yürütmemiz vardı. Ve bu prens, Ulusal
Meclis, Ho Chi Minh'le görüşmek istediğinde Haipong'u bombalamıştı;
5 para -savaşın can damarıdır- talep etmiş ve bu para derhal
ve itirazsız onaylanmış; Cezayir'de "şüphelilere karşı yasaları" ve
polis aksiyonlarını ağırlaştırmış, bölgeleri kuşatma altına almış, taramalar
yapmış ve bombalamış; Fransa'da ise muhalif basına el
koymuş ve basın mensuplarını askeri mahkemede yargılamıştı;

Hepimiz Katiliz, Jean-Paul SartreHepimiz Katiliz, Jean-Paul Sartre