Tanrıların Yolu

İdeon

Orhan Bahtiyar
"Hitler'in adını ilk duyduğu andan itibaren onun bir deli olduğunu düşünüyordu. Ancak maalesef onu gibi düşünenler azınlıktaydı. Dünyayı büyük ve kanlı bir savaşa sürüklemişlerdi. Birçoğu Adolf Hitler'in muhteşem bir lider olduğunu düşünüyordu. Çünkü o lider tanımına son derece uyuyor ve bu unvanın gerektirdiği her özelliği kendinde ara barındırıyordu. Kitleleri peşinden sürüklüyordu. Müthiş bir hatipti ve insanları inanılmaz bir şekilde etkiliyordu. Zekiydi, karizmatikti ve son derece ateşliydi. Ancak Zimmermann'a göre onda, iyi bir liderde olması gereken en önemli özellik eksikti: vicdan..."
Hakikaten öyle! Rabbimin sanatı...
"Güneş artık yerini periyodik zaman kardeşi aya bırakıyordu. Bu devir teslim ayini milyonlarca yıldır hiç değişmeden süregelen bir gelenekti. İnsanlar izlemekten, güneş ve ay da bu tılsımlı gösteriyi tekrarlamaktan asla bıkmıyorlardı. Öyle bir seremoniydi ki bu, insanoğlu, düşüncelerini ifade etmeye başladığı andan beri üzerine çok şey çizmiş, anlatmış ve yazmıştı. Güneşin yavaş ama görkemli bir şekilde yüzünü diğer taraftaki insanlara doğru dönmesi ve bıraktığı alaca kızıllık gecenin mavisiyle birleşip menekşe moruna döndüğü anda tepelerin ardından beliren ışık hüzmesinin, bir süre sonra, izleyicinin karşısına, güneşten aldığını cömertçe insanlarla paylaşan ay olarak çıkıp seyircisini selamlaması, veryüzünde sahne sanatları adına görülebilecek en masalsı anlatımlardan biriydi..."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
"Doğaya saygı her şeyden önde geliyordu. En yırtıcı hayvanından, en ufak böceğine ve bitkisine kadar tüm canlılara koşulsuz saygı bu coğrafyada alfabenin ilk harfiydi..."
Zaten bizi bile içimizde bölmüş de bölmüşler..
"...mezhep, dil gibi şeyler ayraç değil; birleştiren ve renk katan detaylardır.."
"Hakkımızda bilginiz yoksa, fikriniz de olmasın..."
Doğa'nın sesi...
"Rüzgârla birlikte, karşılarında bir orkestra şefi varmis gibivdiler. Doğa bir hareketiyle söğüt yapraklarını tatlı ta salındırırken; başka bir hareketiyle çam kozalaklarını birbirine vurdurarak, söğüt dallarının solesuna eşlik edecek ritmi oluşturuyordu. "New York Flarmoni bu konseri mutlaka dinlemeli," diyerek iç geçirdi . Daha önce de baharı anlatan birçok yapıt dinlemişti. Ama bu ilahi uyanışı, uyanandan daha iyi kimse anlatamıyordu işte..."