Orhan Bahtiyar

Orhan Bahtiyar

Yazar
8.7/10
37 Kişi
·
48
Okunma
·
5
Beğeni
·
1.068
Gösterim
Adı:
Orhan Bahtiyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1973
1973 yılında İstanbul'da doğdu. Sırasıyla Moda İlkokulu, Kenan Evren Anadolu Lisesi ve Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümlerini bitirdi. 1985-1992 yılları arasında Adalar Su Sporları Klübü'nün Lisanslı sporcusu olarak yüzdü. Ulusal ve uluslararası müsabakalarda dereceler aldı. 1998-2002 yılları arasında bir internet sitesinde yayınlanan mizahi denemelerini bir araya toplayarak, 2004 yılında Robdöşambr Kullanma Klavuzu isimli deneme kitabını yayımladı. 1998-2010 yılları arasında çeşitli Uluslararası firmalarda Satış temsilcisi, Eğitim Yöneticisi ve Satış Müdürü olarak çalıştı. 2010 yılında kurumsal kariyerine ara vererek, Romancılık ve Eğitim Danışmanlığı üzerine çalışmaya başladı. Orhan Bahtiyar şu an Kasım ayında raflarda yerini alacak olan bir roman ve bir de çocuk kitabı üzerine çalışmaktadır. Evlidir, Öykü ve Kuzey'in babasıdır.
Hayır makinist Bey. Bağdat yolu üzerinde sarp bir uçurumun kenarındaki dar bir geçittir. Meşhurdur. Herkes bilir. 'Ane gibi yar, Bağdat gibi diyar olmaz' derler buralarda.
"Sultan Abdülaziz'in yanında götüreceği tüm ayakkabılarının tabanları söküldü ve taban ile deri kısım arasına İstanbul toprağı döşendi.Böylece sultan her gittiği yerde Osmanlı toprağına basacaktı," dedi Osman Hamdi
Orhan Bahtiyar
Sayfa 140 - İnkılap Kitabevi
"Daha fazla soru yok. Endişe de yok. Her şey çok güzel olacak. Sen sadece sanatını düşün. Gerisini ben halledeceğim," dedi sevgilisinin dudaklarına aşk dolu dudaklarını bırakırken.
"Bütün emellerini ve düşüncelerini yalnız milliyet sevgisiyle süsle ve besle. İşte o zaman yurdunun sevilen başarıcısı olursun." Vecihi Hürkuş
Ardından kapıdan dışarı ilk adımını attıktan sonra dönerek tekrar ressama baktı."Kolağası Mustafa Kemal..."
Orhan Bahtiyar
Sayfa 371 - İnkılap Kitabevi
"Güç eğer kendisine neden verildiğini özümseyemez ve anlayamazsa sahibini esir alır, aziz dostum."
Yormuştu yolculuk. Yataklı kompartımanda da olsa tren yolculuğu zordu. Hele bir de üzerine iki gün sürmesi, yolculuğun zorluğuna bir taraftan sıkıcılık da ekliyordu. İşte bu yüzden yanına alabildiği kadar kitap almıştı Vecihi.Etrafını izlemekten sıkıldığı anlarda imdadına yetişiyordu ak sayfalarıyla aydınlanmanın ışıksız fenerleri.
"...................Üç tarafı denizlerle çevrilmiş büyük bir uygarlığı kurtardım Semyaza' nın köleleştirdiklerinin elinden. İmkansız denileni yaptım ve bir milleti kurtardım. Onlara öğretiler bıraktım. Öngörülerimle geleceğe ışık tuttum. Bunun için bir insan ömrü harcadım. Doğdum, büyüdüm ve öldüm. ................."
400 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
“Geleceğin en etkili silahı da, aracı da hiç kuşkunuz olmasın tayyaredir. Bir gün insanoğlu tayyaresiz de göklerde yürüyecek, gezegenlere gidecek, belki de aydan bize haber yollayacaktır. Bu mucizenin gerçekleşmesi için 2000 yılını beklemeye gerek kalmayacaktır. Gelişen teknoloji daha şimdiden bunu müjdeliyor. Bize düşen görev ise, batıdan bu konuda fazla geri kalmamayı temindir” Mustafa Kemal ATATÜRK (1936 Eskişehir Tayyare Alayı Ziyaretindeyken…)

Açılışı, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün kitapta geçen bu sözleriyle yaptıktan sonra, Kurtuluş Savaşının nice bilinmeyen kahramanlarından biri olan makinist, pilot Vecihi Hürkuş’un yaşam öyküsünü anlatmaya çalışacağım. Kitabı iki sene önce almıştım. Necip bey’in / Necip G./Duvar/ önderliğini yaptığı Farklı Türler Etkinliği okumam için beni ateşledi. Tıpkı Vecihi’nin müptelası olduğu biricik uçağı, nazlı kızım dediği Albatros tayyaresini ateşlediği gibi. Necip bey’e de buradan teşekkürlerimi gönderiyorum.

Evet Vecihi ismi size mutlaka çağrışım yapmıştır. Hepimiz Şener Şen’in o ünlü uçan Vecihi karakteriyle, Münir Özkul’un evine girdiğini, Ayşen Gruda’yı seven ve onunla babası vermediği için evlenemeyen rolüyle hatırlıyoruz :) Filmin ismi Gülen Gözler’dir. Mutlaka izlemişsinizdir ya da karakteri biliyorsunuzdur. İşte bu karakter aslında gerçek Vecihi Hürkuş’tan esinlenilip uyarlanmıştı.

Peki Kurtuluş Savaşı’nın ilk ve son uçuşu ona nasip olan ya da Rusların ona taktığı isimle Kara Tehlike Vecihi Hürkuş kimdi? O, insanın soyadının hayatı olabildiği özel kişilerden biri. 6 Ocak 1896 tarihinde İstanbul'da doğdu. Yeşilköy'deki Tayyare Mektebi'ne girerek pilot olarak mezun oldu. Vecihi tam bir tayyareciydi. Ama kökten bir tayyareci. İçini dışını her şeyini bilen, onaran, tasarlayan sözden değil, gönülden bağlı bir uçuş kahramanıydı. Tüm imkansızlıklar, olumsuzluklar, uçak düşürmeleri Onu asla yıldırmaya yetmedi. Evet uçak düşürdü ama sapasağlam hayatta kalabildi. O hep uçtu. Uçmak için doğmuştu. Semaya ait olduğu kadar aziz vatanına da aitti. Önce yaptığı keşif uçuşlarından sonra, gerçek savaşın olduğu göklerde uçmaya başladı Vecihi. Rusları bombalamaya gittiklerinde, Yüzbaşı Şükrü Bey'in “Bu görevde gazilik yok Vecihi, ya şehitsin, ya esir” dediğinde gözünü kırpmadan “Allah şehitliği nasip etsin” diyordu.

Vatanına da uçağı gibi tutkuyla kopmamak üzere bağlanmış biri vardı hep okuduğumda. Vecihi bir yandan vatanı için savaşırken, bir yandan da ölen pilotlar ve diğer insanlar için derin bir üzüntüye kapılıyordu. Hümanist yönünün bu denli güçlü olması, okuyucuyu etkilememesi mümkün değil. Kaç kadını kocasız, kaç çocuğu babasız, kaç anne babayı evlatsız bıraktım diyor, her bombaladığı uçaktan sonra…

Ruslara karşı savaşında uçağı düşürerek, Nargin Adasında yaşadığı esir hayatından da söz ediliyor. Okurken insan tasavvur ettikçe, içinin acımasını önleyemiyor. Esir düşmek Vecihi için zaten ölümden beter. Orada esir düşen Türk askerlerinin çoğu temizlenme imkanı olmadığından kolera salgınından hayatını kaybetmiş. Her yer pislik içinde. Yemek namına hiçbir şey yok. Adada su kaynağı da olmadığı için, şehirden getirilen su önce Ruslara, kalırsa Türk esirlere veriliyordu. Burada tam 6 gün su verilemiyor Türk esirlere! Ne acı, sert, kesif koşullar. Savaş süresince ne beter hayatta kalma direnişleri. Vecihi buradan kaçmak için plan yapıyor. Öleceksem özgürlüğüme giderken öleyim diye kazıyor tüm belleğine, azmine. Pes etmeyi asla kendine yediremediği için yüzerek kaçmayı başarıyor. Kaçmasından önceki yaptığı bir planı ve Ruslara tokat gibi verdiği bir ders var ama onu burada anlatarak okuyacak kişilerin keyfini kaçırmak istemiyorum.

İstanbul’a döndüğünde ise, kaldığı yerden devam etmeye başlıyor bizim kahraman pilotumuz. Yunanlılara da gereken cevabı fazlasıyla veriyor Vecihi. İstanbul İngilizler tarafından resmen işgal ediliyor. Ülkenin o zamanki vahim durumu, Vecihi’yi biran olsun görevinden ayırmıyor. Her zaman yürekten inanıyor ve biliyor ki, bu Vatan kurtulacak! Vatan yeter ki sağ olsun! Çoğu arkadaşını kaybediyor Vecihi. Burada daha çok kişi ve pilotların adı geçiyor ve onlarında hayatlarına bakış atma imkanı sunmuş yazar. Hepsi Kuvayi Milliye’nin adsız, onurlu, cesaretli, aziz vatanperverleri olarak yüreklerde ilelebet yaşayacak.

Vecihi tarihe yazdığı başarılarından dolayı İstiklal Madalyası alıyor. Kendisi o kadar tevazu sahibi biri ki ne zaman bir komutanı tarafından azıcıkta olsa övülse bunu içinde yaşayıp, dillendirmiyordu. Ve hep okuduğumda etkilendiğim gibi, ölen insanların acısı onu daha çok düşündürüyor, ilgilendiriyor.

Kitapta, Vecihi’nin 1.Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı süresince yaşadıklarını anlatmış. Savaştan sonraki kendi uçağını üretmek için başlattığı girişimden ve bu girişimin defalarca baltalanmasını anlatmıyor. Ben onu da kitapta bulabileceğimi düşünmüştüm! Umarım bu serüvenin bundan sonraki kısmını da okuma imkanım(ız) olur. Çünkü bildiğim kadarıyla kendisinin bu sevdasını tüketmek adına çoğu insanın bu işi sabote ettiği tatsız bir gerçek. Meyve veren ağaç her zaman her yerde taşlanır, taşlanmakla da kalmaz kökünden sökülür!

Kitabın anlatım dili son derece anlaşılır ve akıcıydı. Yazar Orhan Bahtiyar’ın kalemi okuyucuyu kesinlikle sıkmıyor. Ben zamanımın kesintiye uğramasından dolayı on güne yayarak okuyabildim. Yoksa en fazla iki ya da üç günde bitirebileceğiniz bir kitap olmuş.

Okumak isteyenlere “mutlaka” diyor, herkese iyi okumalar diliyorum.
400 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Tek kelimeyle mükemmel bir kitap. Son zamanlarda okuduğum en akıcı kitaplardan biriydi. Kurtuluş savaşı döneminde Vecihi hürkuş'un kahramanlıkları anlatılmış.Kesinlikle okunmalı ve en önemlisi çocuklara okutulmalı. Böyle değerler unutulmamalı.
384 syf.
·6 günde·8/10
II.Abdülhamit'in saray ressamlığına kadar yükselen İtalyan ressam Fausto Zonaro'nun İstanbul'da gecirdiği yirmi yılın anlatıldığı kitapta; ressamın kurduğu dostluklar, yasadığı kisa süreli bir aşk, kariyerinde hızla yükselmesi ve dönemin olaylarını anlatan bir kitaptı.Romani ilk başlarda biraz sıkıcı bulduğumu söylemeliyim fakat sonrasında fıkrimi değiştirdim.Benim gibi tarihi romanları seviyorsanız, kitaba şans verin derim.
384 syf.
·1 günde·9/10
İtalyan bir ressamın gözüyle 2.Abdülhamit döneminin anlatıldığı bir kitap.İtalyan bir ressam resim sanatı ile unvan ve para kazanmak amacıyla Osmanlı topraklarına ayak basar.Kitap Saray ressamlığına kadar yükselme mücadelesi ve sonrasını anlatıyor.Kitap da Dolmabahçe Sarayında olan bazı resimleri de yer alıyor.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Tevrat’ın öğretileri ile kayıp kıta Mu efsanesinin mistik bir kurgusu... Okurken yeni şeyler öğreniyor, aynı zamanda kitabın akıcılığına kendinizi bırakıyorsunuz. Yeni bir şeyler öğretmenin Orhan Bahtiyarca’sı.
400 syf.
·Beğendi·8/10
Orhan Bahtiyar 'ın Vecihi Hürkuş 'un günlüklerinden yola çıkarak yazdığı bu dolu dolu kitabı okurken Kurtuluş Savaşının gizli kahramanlarını da yakından tanıyoruz
384 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Osmanlı'nın son zamanlarını hem toplumsal hem sanatsal açıdan bir ressam gözüyle anlatan güzel bir roman. Sürükleyici anlatımı hoş betimlemeleri ile hemen içine giriliyor romanın. Tarihsel açıdan da ilgi çekici ve bilgilendirici. Şiddetle tavsiye edilir.
400 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Hepimizin seyrettiği yönetmenliğini Ertem Eğilmez'in yaptığı ve Münir Özkul, Adile Naşit, Şener Şen, Müjde Ar, Ayşen Gruda ve Itır Esen gibi isimlerin rol aldığı 1977 yapımı "Gülen Gözler" filmini hatırlarsınız.

Gülen Gözler filminde Yaşar Usta'nın (Münir Özkul) büyük kızı Fikret'e (Ayşen Gruda) âşık olan Vecihi (Şener Şen) vardır. Vecihi öyle aşıktır ki filmin sonunda uçakla Yaşar Usta'nın evinin içine bile girer.

İşte bu filmde adı geçen Vecihi karakterine ismi, aslında Türk havacılık tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Türk pilot ve mühendis Vecihi Hürkuş'tan esinlenerek verilmiştir.

Bu romanda yazar bize Vecihi Hürkuş'un hayatını, sevdasını ve yaşadıklarını millî mücadele dekorunda süsleyerek ve muhteşem bir kurguyla anlatmış.

Vecihi Hürkuş'u bize tanıttığı ve anlattığı için Orhan Bahtiyar'a ne kadar teşekkür etsek az.

Okuyun ve çocuğunuz belli bir yaşa geldiğinde mutlak okutun.
384 syf.
·4 günde·8/10
2. dünya savaşı zamanında kaz dağlarına (Edremit) düşen Alman ve Amerikan uçaklarının enkazından kurtulanların, kaz dağlarının (ideon) sırlarına ulaşmaları anlatılıyor. Anlatım çok hoş. Tarihsel, mitolojik ve dinsel bilgiler çok güzel harmanlanmış. Aslında insanlarının dinlerinin ne olursa olsun nasıl güzel bir şekilde birarada ve uyum içinde bir toplumda yaşabilecekleri çok hoş anlatılmış. Ben çok beğendim. İlk bölümleri biraz uzun anlatılmış ama sonrasında hikaye çok güzelleşiyor. Tavsiye ederim.
384 syf.
·5 günde·9/10
Sırlarla dolu,tarihin tozlu sayfalarından açtığı her pencere için , bir sürü not alıp, araştırma yapmaya sevk eden, tulumbacıların yaşantılarına, adetlerine tanık olacağınız;bir İtalyan ın İstanbul fa hayata tutunuşu , Büyük deprem ve sonrası , Dömeke Şavaşı, Tulumbacılar ve Ertuğrul Alayı tablolarının yapım aşamasını orada olup izlemişsiniz gibi hissedeceğiniz bir kitap.İyi ki okumuşum diyeceğinize eminim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Orhan Bahtiyar
Unvan:
Yazar
Doğum:
İstanbul, 1973
1973 yılında İstanbul'da doğdu. Sırasıyla Moda İlkokulu, Kenan Evren Anadolu Lisesi ve Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler Bölümlerini bitirdi. 1985-1992 yılları arasında Adalar Su Sporları Klübü'nün Lisanslı sporcusu olarak yüzdü. Ulusal ve uluslararası müsabakalarda dereceler aldı. 1998-2002 yılları arasında bir internet sitesinde yayınlanan mizahi denemelerini bir araya toplayarak, 2004 yılında Robdöşambr Kullanma Klavuzu isimli deneme kitabını yayımladı. 1998-2010 yılları arasında çeşitli Uluslararası firmalarda Satış temsilcisi, Eğitim Yöneticisi ve Satış Müdürü olarak çalıştı. 2010 yılında kurumsal kariyerine ara vererek, Romancılık ve Eğitim Danışmanlığı üzerine çalışmaya başladı. Orhan Bahtiyar şu an Kasım ayında raflarda yerini alacak olan bir roman ve bir de çocuk kitabı üzerine çalışmaktadır. Evlidir, Öykü ve Kuzey'in babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur beğendi.
  • 48 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 34 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.