İlham Perisi

Mehmet Deveci
Tahmini Okuma Süresi:
4 sa. 39 dk.
Sayfa Sayısı:
164
Basım Tarihi:
Kasım 2017
Yayınevi:
Bengisu Yayınları
ISBN:
9786059477864
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·164 syf.··
2018 1. kitabı
İlham Perisi akıcı, yormayan, düşündüren bir roman. İlginç kurgusu, kıvrak esprileri ve hayatın içinden sıcacık hikayesiyle; farklı kitap,yeni yazarlar keşfetmek isteyenler için iyi bir alternatif.
İlham PerisiMehmet Deveci · Bengisu Yayınları · 201734 okunma
10/10
·164 syf.·
2018 6. kitabı
Dostluk, aşk, hüzün ve tebessüm bir arada yaşandığı bir romanın daha sonuna geldim, Bay İ.'nin hayatına ortak olmak isterseniz şiddetle tavsiyemdir.
İlham PerisiMehmet Deveci · Bengisu Yayınları · 201734 okunma
Puan vermedi·164 syf.··
2023 34. kitabı
Öncelikle kitabı ilk çıktığı zamanlarda okumuştum. Mehmet Deveci'yi uzun zamandır takip eden bir okur olarak kitabı diğer kitaplarından farklı olarak roman tarzında bir kitap. Dili sade ve sıkıcı olmayan klasik Mehmet Deveci kitaplarından... Kitabın konusu bir gencin platonik aşkını kendi dilinden anlatıyor. Benim kitapta üzüldüğüm tek nokta kitabın sonuçsuz bir şekilde bitmesi ve uzun zaman geçmesine rağmen devamının da gelmemesi.
İlham PerisiMehmet Deveci · Bengisu Yayınları · 201734 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Mehmet DeveciYazar · 13 kitap
1974’ün bir güz ayında, G. Antep’in İslahiye ilçesinde doğdu. Yazmaya ilkokulda başladı. Sonra babasının bakkal dükkânındaki veresiye defterinde devam etti. Okul tatillerinde; bakkal, tüpçü, mobilyacı ve ayakkabı mağazalarında çalıştı. Bir dönem annesine de pay vererek dolapta dondurduğu eskimoları mahalle aralarında satarak ticarete atıldı. Yaz aylarında hiç bağırmadan sessizce simit sattı. Okul çıkışlarında ideali olan futbolcu olma idmanları ile babasının bakkalı arasında gidip geldi. İmam – Hatip Lisesi yıllarında, matematik defterinin arka sayfasına hayatın özüne dair afişe sözler karalamaya başladı. Kompozisyon derslerinde şehrin en yeşil alanlarının mezarlıklar olduğunu, mahalle aralarını ve şehir yollarının çamurlarını anlattığı yazısı öğretmenleri tarafından eleştiri alıp, öğrenci arkadaşları tarafından beğeni topladı. Okul etkinliklerinde sesi gür çıktığı için şiirler okudu. Ders süresinin bittiği fakat vaktin henüz bitmediği kısa sürelerde öğretmenleri tarafından kaldırılıp tek kişilik gösteriye zorlanıp içinden ne geliyorsa anlatması sağlandı. Dernek ve vakıf bünyesinde çıkardıkları duvar gazeteleri ve bültenlerinde kendince bir şeyler karalamaya başladı. Bir süre yerel bir radyoda program yaptı. Bir dönem amatör olarak tiyatroculuk yaptı. İskilipli Atıf’ı canlandırıp şehit oldu, Amerikan askerini canlandırıp sakız çiğnedi ve mahalle düğünlerinde evlerin damlarına kurdukları sahnelerde mezar notları kitabındaki “deli hoca” rollerini oynadı. Bir süre pazarcılık yaptı. Yazı serüveni askere gittiğinde günlük ve mektuplar ile devam etti. Bilkent arkeoloji ve sanat tarihi ile başlayan üniversite hayatını kader kısmet kontenjanından hep yarıda bıraktı.  Evlendi. İki kız ve bir oğul sahibi oldu. Çeşitli dernek ve vakıflarda yöneticilik yaptı. İnternet medyacılığının yoğunlaştığı dönemlerde birçok sitede hayatın özüne dair yazılar yazmaya başladı. Kimi zaman bir dilenciyi, kimi zaman sokak aralıklarında unutulmuş sade yüzleri, kimi zaman da bir kenarda unutulmuş ağacı yazıp bitkilerle konuştu. Sosyal medyada bu kadar yazar ve şairin bulunduğunu bilmeden bir kaza ve ısrarlar sonucu yazılarını burada da paylaşmaya başladı. Yazılarının altına ismini ilk “med” olarak yazdı. Daha sonra bir dostunun tavsiyesi ile gerçek ismini kullanmaya başladı. Rabbinin karşısına çıkardığı güzel yüreklerle buradaki çalışmalarına devam etti. İlk kitabı ve ilk baskısı kısa sürede biten “Yazının Şahitliği,” bunca anlatılan özgeçmişinde yaşadığı, biriktirdiği, duyduğu, ağladığı, düşündüğü şeylerin kitabı olarak okuruyla buluştu. İkinci kitabı “Bizimkiler” ile yazım hayatına devam etti. Hiç farkında olmadan söyleyip bir yerlere karaladığı “Yazının Şahitliği Elimizden Tutsun Diye” sözü, yazılarının niyeti ve sloganı oldu. Şimdilerde TYBG Şubesi Üyesi ve baskıya hazır birçok kitap projesi var.  Düşünerek, hüzünlenerek, susarak, yazarak, namaz kılarak, çay içerek, yürüyerek, kırılarak, alınarak, sinirlenerek, denk geldiği yerde ağlayarak hayatına devam ediyor. Ölünce cennete gitmek, Rabbine sunabilecek bir yüz hazırlamak ve ardından gelecek iyi şeyler bırakmak en büyük ideali. (Yazar hakkındaki bu bilgiler Mehmet Deveci'nin kendi adına açılmış olan siteden alınmıştır.)