İmam-ı Rabbani ve Yolundakilerde Namaz

·
Okunma
·
Beğeni
·
6
Gösterim
Adı:
İmam-ı Rabbani ve Yolundakilerde Namaz
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
978 975 450 380 7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Damra Yayınevi
İş bu müminin mir’âcı olarak târif edilen namaz, Peygamber Efendimizden (sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem) bin sene sonra gelen, İslâm dininin kuvvetlendiricisi ve nurlandırıcısı İmam-ı Rabbânî hazretleri ile, Mir’ac gecesi feyizlerini, ihtiva bakımından Asr-ı Seâdetteki hakîkî namaz hâline getirildi. Suretini en güzel şekilde muhâfaza ile, ma’nâ ve hakîkatinde bulunan sırları ortaya çıkardı. Ya’nî namazın güzelliğinin, îmanın güzelliği gibi zâtî ve aslî [kendinden] olduğu, uzun asırlar boyunca örtülmüşken, bu defa İmam-ı Rabbânî hazretleri ile Resûlallah’ın asrındaki hâline geldi. İşte bu kitabda, fıkhın ötesindeki namazı bulacaksınız; namazın şekline ilâveten ma’nâsını ve bildirdikleri kadar hakîkatini bulacaksınız. Malûmdur ki, hakîkatler yazı ile, söz ile anlatılmaz, ancak tadılırlar. Namazın hakîkati de, kulun arada hiçbir şey olmadan Rabbine ibâdetinin zevkini tatması, o yüce huzûrdan haz alıp, ayrılmak istememesi, kısaca Rabbine en yakın bulunmakla şereflenmesidir. Bu sözler o hakîkati tattırmaz, ama yine de şekerden bahsetmekle, ağız biraz sulanır ve sanki tat almağa başlar misâli, kimsenin el atmadığı bu mevzûya dokunmağa câhil cesâreti ile giriştik.

Namazın hakîkati, ma’nâsı ve feyizleriyle alâkalı velâyet kemâlâtının üstünde ve ötesinde nübüvvet kemâlâtı ile alâkalı olduğundan ve dinin esası mezkûr nübüvvet kemâlâtına dayandığından ve bu kemâlât bunda büyük mertebe ve söz sahibi olan İmam-ı Rabbânî hazretleri ile tekrâr ortaya çıktığından, kitabın ismini İMAM-I RABBÂNÎ VE YOLUNDAKİLERDE NAMAZ verdik.

İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hocalarından, asrımızdaki Seyyid Abdülhakîm Efendi [vefâtı h.1362 – m.1943] hazretlerine kadar elde edebildiğimiz küçük büyük, az çok, yazılı sözlü bütün vesîka ve ma’lûmâtı bu kitaba derc eyledik. Mevzûyu tamamlamak ve yeri gelmişken mütemmim bilgi vermek için, zaman zaman bu hududun dışına çıkmış olsak da, çok faydalı bilgiler olduğu için takdire şayan karşılanır ümidindeyiz. Kısaca şöyle diyebiliriz ki, namaz hakkında bu kitabda çok şeye mutalli’ olacaksınız.

İşâret ettiğimiz gibi, bu kitabda namazın ilmî ve fıkhî yönünden ziyâde, hakîkatini konu edindik. Elbette istifade ettiğimiz kitablar ve kaynaklar neyi yazmışsa, onları aldık. Ya’nî namazın ilmî ve amelî kısımlarına da işâret edilecektir. Ama maksadımız, bu zamana kadar dağınık halde, çeşitli yerlerde ve kitablarda bulunan ve bir araya getirilmemiş olan fıkhın ötesindeki namazdır. Bununla beraber abdest, gusül ve namazın daha çok ilmî tarafını da merak edenlere tavsiyemiz, İbni Âbidin, Halebi-i Sağîr, Mîzan-ül Kübrâ, Tam İlmihal ve Şir’at-ül İslâm kitablarından bu bahisleri okumalarıdır. Bu saydıklarımız içinde en kısa ve öz Şir’at-ül İslâm şerhidir.

Bizim maksadımız ise, namaz emrinin idrâki, kullukla bir olduğunun izâhı, rubûbiyyet ve ubûdiyyet ma’nâlarının birleştiği bir ibâdet olmasıdır. İftitah tekbiri ile en yüce ve mukaddes huzûra girerken, dünya, hattâ âhiret düşüncelerini geriye atıp, Allahu teâlânın hususî huzûr ve hizmetinde, sadece Allahu teâlâ ile olmak ve bu huzûrda riâyeti vâcib olan edeblere, niyyet ve iftitah tekbiri ile birlikte olan ahdinde durmak ve sırası ile kıyâm, kırâat, rukû’, sücûd ve teşehhüdden oluşan en mükemmel hürmet ve kulluk ma’nâsını taşıyan namaz ibâdetini o huzûrdan selâmla ayrılıncaya kadar, bütün inceliklerine dikkat ederek bitirmektir. Namazda dünyayı, daha doğrusu gayrullahi ne kadar bırakırsak, o kadar Hak ile oluruz. Tersi de doğrudur. Ya’nî ne kadar Hak ile olursak, o kadar gayrullahdan uzak oluruz. Birincisinde sülûke, ikincisinde cezbeye işâret vardır. Cezbe yolu ise, Nakşî -Müceddidî tarikatının esasıdır. Nitekim buyurmuşlardır:

Kimin kalbinde var ise Allah,
İki cihandadır muîni Allah,
Kimin kalbinde varsa gayrullah,
İki cihandadır hasımı Allah.

Namaz cândır, cân ile kılmak gerek,
Namazda kul rabbiyle olmak gerek,
Girerken dünyaya elveda’ edip,
Bitirdikte tertemiz çıkmak gerek.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Namaz kılmayana kız vermek, namaz kılmayan kız veya kadın almak, namaz kılmayanların işlerini görmek, komşuluk etmek, severek görüşmek ve sevişmek caiz değildir.
Sabah namazının Âdem, öğlenin Davud, ikindinin Süleyman, akşamın Yâkub, yatsının Yunus aleyhimüsselâma farz kılındığı ve hepsinin Muhammed aleyhisselâma ve ümmetine verildiği haberi kuvvetlidir.
"Namaz kılmayan kâfirdir. Namazı terk eden kâfirdir." hadis-i şeriflerini, Hazret-i Ali (radıyallahu teâlâ anh) bildiriyor ve Buharî Târihi ile İbn-i Şeybe'nin Kitab-ul îmân'ında yazılıdır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İmam-ı Rabbani ve Yolundakilerde Namaz
Baskı tarihi:
2011
Sayfa sayısı:
400
Format:
Karton kapak
ISBN:
978 975 450 380 7
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Damra Yayınevi
İş bu müminin mir’âcı olarak târif edilen namaz, Peygamber Efendimizden (sallallâhü teâlâ aleyhi ve sellem) bin sene sonra gelen, İslâm dininin kuvvetlendiricisi ve nurlandırıcısı İmam-ı Rabbânî hazretleri ile, Mir’ac gecesi feyizlerini, ihtiva bakımından Asr-ı Seâdetteki hakîkî namaz hâline getirildi. Suretini en güzel şekilde muhâfaza ile, ma’nâ ve hakîkatinde bulunan sırları ortaya çıkardı. Ya’nî namazın güzelliğinin, îmanın güzelliği gibi zâtî ve aslî [kendinden] olduğu, uzun asırlar boyunca örtülmüşken, bu defa İmam-ı Rabbânî hazretleri ile Resûlallah’ın asrındaki hâline geldi. İşte bu kitabda, fıkhın ötesindeki namazı bulacaksınız; namazın şekline ilâveten ma’nâsını ve bildirdikleri kadar hakîkatini bulacaksınız. Malûmdur ki, hakîkatler yazı ile, söz ile anlatılmaz, ancak tadılırlar. Namazın hakîkati de, kulun arada hiçbir şey olmadan Rabbine ibâdetinin zevkini tatması, o yüce huzûrdan haz alıp, ayrılmak istememesi, kısaca Rabbine en yakın bulunmakla şereflenmesidir. Bu sözler o hakîkati tattırmaz, ama yine de şekerden bahsetmekle, ağız biraz sulanır ve sanki tat almağa başlar misâli, kimsenin el atmadığı bu mevzûya dokunmağa câhil cesâreti ile giriştik.

Namazın hakîkati, ma’nâsı ve feyizleriyle alâkalı velâyet kemâlâtının üstünde ve ötesinde nübüvvet kemâlâtı ile alâkalı olduğundan ve dinin esası mezkûr nübüvvet kemâlâtına dayandığından ve bu kemâlât bunda büyük mertebe ve söz sahibi olan İmam-ı Rabbânî hazretleri ile tekrâr ortaya çıktığından, kitabın ismini İMAM-I RABBÂNÎ VE YOLUNDAKİLERDE NAMAZ verdik.

İmam-ı Rabbânî hazretlerinin hocalarından, asrımızdaki Seyyid Abdülhakîm Efendi [vefâtı h.1362 – m.1943] hazretlerine kadar elde edebildiğimiz küçük büyük, az çok, yazılı sözlü bütün vesîka ve ma’lûmâtı bu kitaba derc eyledik. Mevzûyu tamamlamak ve yeri gelmişken mütemmim bilgi vermek için, zaman zaman bu hududun dışına çıkmış olsak da, çok faydalı bilgiler olduğu için takdire şayan karşılanır ümidindeyiz. Kısaca şöyle diyebiliriz ki, namaz hakkında bu kitabda çok şeye mutalli’ olacaksınız.

İşâret ettiğimiz gibi, bu kitabda namazın ilmî ve fıkhî yönünden ziyâde, hakîkatini konu edindik. Elbette istifade ettiğimiz kitablar ve kaynaklar neyi yazmışsa, onları aldık. Ya’nî namazın ilmî ve amelî kısımlarına da işâret edilecektir. Ama maksadımız, bu zamana kadar dağınık halde, çeşitli yerlerde ve kitablarda bulunan ve bir araya getirilmemiş olan fıkhın ötesindeki namazdır. Bununla beraber abdest, gusül ve namazın daha çok ilmî tarafını da merak edenlere tavsiyemiz, İbni Âbidin, Halebi-i Sağîr, Mîzan-ül Kübrâ, Tam İlmihal ve Şir’at-ül İslâm kitablarından bu bahisleri okumalarıdır. Bu saydıklarımız içinde en kısa ve öz Şir’at-ül İslâm şerhidir.

Bizim maksadımız ise, namaz emrinin idrâki, kullukla bir olduğunun izâhı, rubûbiyyet ve ubûdiyyet ma’nâlarının birleştiği bir ibâdet olmasıdır. İftitah tekbiri ile en yüce ve mukaddes huzûra girerken, dünya, hattâ âhiret düşüncelerini geriye atıp, Allahu teâlânın hususî huzûr ve hizmetinde, sadece Allahu teâlâ ile olmak ve bu huzûrda riâyeti vâcib olan edeblere, niyyet ve iftitah tekbiri ile birlikte olan ahdinde durmak ve sırası ile kıyâm, kırâat, rukû’, sücûd ve teşehhüdden oluşan en mükemmel hürmet ve kulluk ma’nâsını taşıyan namaz ibâdetini o huzûrdan selâmla ayrılıncaya kadar, bütün inceliklerine dikkat ederek bitirmektir. Namazda dünyayı, daha doğrusu gayrullahi ne kadar bırakırsak, o kadar Hak ile oluruz. Tersi de doğrudur. Ya’nî ne kadar Hak ile olursak, o kadar gayrullahdan uzak oluruz. Birincisinde sülûke, ikincisinde cezbeye işâret vardır. Cezbe yolu ise, Nakşî -Müceddidî tarikatının esasıdır. Nitekim buyurmuşlardır:

Kimin kalbinde var ise Allah,
İki cihandadır muîni Allah,
Kimin kalbinde varsa gayrullah,
İki cihandadır hasımı Allah.

Namaz cândır, cân ile kılmak gerek,
Namazda kul rabbiyle olmak gerek,
Girerken dünyaya elveda’ edip,
Bitirdikte tertemiz çıkmak gerek.

Kitap istatistikleri