Yavaştan Türk çizgi roman örneklerini de okumak maksadıyla arka kapağını yalapşap okuyup aldığım İt'in satın alma esnâsında bana çekici gelen en büyük yönü sanatçının renk seçimleriydi: yeşil, siyah, sarının çeşitli tonları. Bir de kapağından bahsetmek gerekir ki yirmilerinin başında bir delikanlıyı bir kamyonun direksiyonu başında ve ondan büyükçe bir adamı dizlerinin üstüne oturmuş ulurken kamyonun tepesinde görüyoruz. O uluyan adamın neye sebep öyle durduğu en çok merak ettiğim şeydi. Belki de konusu fantastik bir şeydi. Olabilirdi. Ama kitabı bitirdiğimde adamın sembolik bir şekilde orada köpekleştirildiğini anlamış ve bir müddet daha şaşkınlıkla kitabın kapağını inceleyedurmuştum.
Kitap kapağının tanıtım yazısı "tekinsiz zamanlar, tekinsiz insanlar..." sözüyle başlıyor. Zamanlardan kasıt nedir, oturup düşündüğümde pek bir noktaya varamıyorum. Belki olayların cereyân ettiği gece yarısını işâret ediyordur ki kurgu baştan sona bir günlük bir süreyi kapsıyor zâten ve en önemlileri gece yarısı... Ama tekinsiz insanlar kısmı tam isâbet denilebilecek bir târif. Çünkü kitabın başkarakteri İsmail ve onun demans hastası ninesi dâhil hepsi tekinsiz. Bunun büyük kısmı birçok karakterin kendinden bir özelliğiyken gece vakti hepsine birden tekinsizliği bulaştırıyor. Bundan ötürü tanıtım yazısının ilk cümlesinin "tekinsiz bir vakit, tekinsiz insanlar" şeklinde olması amacına daha uygun görünüyor.
Okura hiç zahmet vermeyen sanatçı, köpek dövüşünün yarattığı soğukluğun, gerginliğin ardından ilk konuşmaların başladığı panellerde meseleye direkt giriş yapıyor. Şoför mahallinde oturan nursuzun okuru bilgilendirmeye başlamasıyla ikisi arasındaki irtibatın bir para gaspı, hırsızlığı olduğu anlaşılıyor. Bu arada şoförün koçum diye seslendiği ve benim çizimlerden ötürü yaşından daha