Her şey sanki bir anda gerçekleşmiş ve bitmişti.
Nehir, gözlerini dünyaya yeniden açtığında hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını yaşayarak anlamak zorunda kaldı. Aynı Nehir gibi Kıvanç’ın da hatırlamadığı acı gerçeğin gün yüzüne çıkmasıyla, karmaşık ilişkilerini sürdürmeye devam eden ikili, nedenlerin artık hiçbir öneminin kalmadığını anladı ve Nehir, geçen onca yılın ardından Kıvanç’a sorduğu o soru ile birlikte, tüm bu yaşanılanların unutulmasına ve her şeyin en baştan başlamasına neden oldu:
“Aşkın izi geçer mi?”
Solucan Serisi~
Yine fazla fazla övülmüş ancak hiç ama hiç beğenmediğim ve yersiz bir şekilde abartıldığını düşündüğüm bir kitap Solucan. Aslında bütün seri için konuşmak gerekli. Bana göre tüm seri kötüydü. Yani kitapların bir olayı yoktu. Yakışıklı ve kötü bir çocuğumuz var yine (her zaman ki gibi.) Ve bu çocuğa aşık olan masum kızımız... Giriş bu. Gelişme kısmı tahmin edilir birkaç olayla geçer ve sonuç. Sonuç ise o bilindik kitaplardaki sonlar.
Baş karakterimiz ailesinin hiçbir neden belirtmeden sevgi ve ilgi göstermediği kişi olan Nehir'dir. Nehir yaşadığı acıları unutmak için bir plan yapar. Bu planı ise Âşık olmak! (Çok aşırı yaratıcı olan bir plan bu..) Nehir, âşık olacağı kişiyi bulabilmek için beş maddelik bir liste hazırlayıp malum kişiyi aramaya koyulduğunda, onu bulacağından ve ona olan aşkının yaşadığı tüm acıları kendisine unutturacağından neredeyse emindir.
Kıvanç'ı, yani aradığı kişiyi bir çocuk parkında bulduğunda, artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı aklından bile geçmemişti. Ve her şey, Nehir'in, büyük bir umutla Kıvanç'a sorduğu o soruyla başladı:
"Sana âşık olmama izin verir misin?" Evet işte o malum kişiye sorduğu o malum soru...
Bu şekilde başlar kitap serinin devamında ise tahmin edileceği gibi biri kaçar biri kovalar, o ona aşık olur o onu reddeder. Yazar araya birkaç gizemli olay katar ve seriyi sonsuz kitap şeklinde bitirmeye karar verir.
Maalesef beğenmediğim ve hiçbir anlamı olmayan kitaplardı. Ne katıyor insana bu kitaplar? Tabii ki hiçbir şey. Hani belki bir kitap ile olsaydı tamam ama olayları uzatıp bir seri yapmaya ne gerek vardı. Çok basit bir kitaptı. Bir olay yoktu. Betimlemeden yoksun aşırı yalın anlatımı vardı. Basılmasına gerek olmayan bir seriydi bana göre. Sırf para kazanmak için yazılan ve basılan kitaplardı. Kötü ve
Bittti hala inanamıyorum ama kitap bitti baya baya ya ve normalde uzatılan serileri çok sevemem ya da benimseyemem ama bu seri benim icin cok farkli oldu. Zeynep sey'e bi kere daha hayranlik duydum yazim tarzina ve bu kadar güzel kitaplar yapmasina bu seriyi okumayı ertelediğim icinde çok pişmanım elinizde eğer varsa benim gibi bekletip okumamazlik yapmayin sakin bi an önce okuyun başladıktan sonra duramiyacaksiniz büyük ihtiamlle benim gibi baska diyecegim bi sey kalmadı.
Kitap solucan serisinin sonu. Bu kitabın bir sonu yok. Yani şu şekilde. Kitabın sonu 3 farklı seçenekten oluşuyor. Yazar bize tercih hakkı bırakmış. Birisi mutlu, birisi mutsuz, diğeri de ne mutlu ne mutsuz.
ZEYNEP SEY'İN kurguladığı Solucan IV - İz kitabını nasıl buldum.?
Öncelikle 4. kitap diğer kitaplardan daha iyiydi.
Konu sonunda yerine oturdu. Bazı saçma bulduğum kısımlar oldu .Sonu hem beklediğim gibi hem de beklemediğim gibi bitti.
(SPOİLER)
Beklemediğim kısım Kıvanç'ın hastalığa yakalanması oldu.
Yani ne gerek vardı. Üzerinde tartışılır. Ama bence hiç iyi olmadı yaptığı bütün aptalıkları, kendini bir bok sanmasını unuttu. Ama NEHİR'i unutmadı, bak sen işe........
Sonuç olarak bu 4 kitaplık seriyi çerezlik bir kitap arıyorsanız alabilirsiniz.
Ama size hiçbir katkısı yok.
Yinede siz bilirsiniz size kalmış.
Serinin son kitabının 3 farklı finali var. Yazar hangisini yakıştıracağımızı bize bırakıyor. Kıvanç'ın Nehir'i hastalığından dolayı tamamen unutmasına rağmen bir şeyler hissediyor olduğunu fark ettiği son daha güzeldi. Güzel kılan şey daha çok yaşananlar değil de Kıvanç'ın sözleriydi aslında.
Nehir ve Kıvanç'ın barışma sebebi çok saçmaydı. En azından affetme diyelim çünkü arkadaşları hastalığından dolayı Nehir'i ikna etti vs. Neyse. Kıvanç'ın aslında Hazel'ı itmek istediğini fark eden Nehir, Kıvanç'ı affediyor. Kıvanç'a anlatıp onu da ikna ediyor falan. Kendini Nehir'i ittiği için haklı olarak suçlu hissediyordu ya. Açıkçası, içinde katil ruhu var bu herifin. Nehir'in "Aa, aslında beni Hazel sanıyormuş o anda! Gel buraya, 4 yılın sonunda hiçbir şey olmamış gibi seninle tekrar birlikte olalım!" kısmına bağlaması beni cidden güldürdü. Sonuçta seni itmek istememesi Hazel'ı öldürme isteğini örtbas etmiyor. Bir de o kadar Amerika'ya gidip kendi ayaklarının üstünde durmaya çalışıyorsun, ne Kıvanç'mış bir çıkaramadın aklından. Güzel de bir karar aldı sayılır, kendi fikrinin arkasında dur bari. Sonucunda hiçbir şey olmamış gibi Türkiye'ye eski arkadaşlarının yanına gidiyor ve kaldığı yerden devam ediyorsun. Ne bağmış arkadaş. Herkes de birbiriyle evlenip çocuk sahibi oluyor. Irmak ve Ozan belki anlaşılabilir ama Damla ve Batu? Damla iki kere aldatmamış mıydı Batu'yu? Yazar da asla açıklamadı Kıvanç ve Damla'nın aralarında geçenleri. Bunun yanında Kıvanç'ın annesinden yazar daha öncesinde bahsettiyse ve ben hatırlamıyorsam üzgünüm ancak hastalığı bir anda çıkarmış olması... Böyle bir hastalık var mı, adı ne onu da bilmiyorum ancak ilginç bir rahatsızlık gerçekten. Kıvanç'ın da sık sık doktor kontrolünde tutulması gereken bir hasta olduğunu düşünüyorum hatta gereken hangi
Harika bir kitap serinin en son kitabı harikaydı memnun kaldım okumanızı tavsiye ederim bence kitabın sonu için okumalısınız, spoiler vermek istemem ama kitabın sonunda karışık bir duygu aktarımı yaşayabilirsiniz kitabın sonu sizin hiç tahmin edemiyeceğiniz bir yere vardıriyo denemelisiniz..
Güzel kitaptı fakat benim anlamadığım bir şey var "mavinin küçük vedası" kitabında Nehir hamileydi ama "Solucan IV - İz" kitabının sonunda ve ya herhangi bir yerinde Nehir hamile değil.
Zeynep Sey 24 Eylül 1997 doğumlu Zeynep Sey, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde Psikoloji eğitimi almıştır. Ağustos 2013’te yazmaya başladığı Solucan adlı hikayesini sosyal medyada paylaşmış ve büyük kitlelere ulaşmıştır. Solucan serisinin Umut, Acı, Veda ve İz adlı kitaplarıyla okurların beğenisini kazanan yazar, Karaktersiz serisinin ilk kitabı olan Siyahın Buruk Tebessümü ile de başarısını perçinlemiştir. Karaktersiz serisinin ikinci ve son kitabı olan Mavinin Küçük Vedası ise yazarın basılı altıncı eseridir.