Dersim... Dersim...

Cafer Solgun
"DERSIM DÖRT DAG IÇINDE..." "Devletsiz halkların tarihi olmaz" Denir. Buna göre "tarihi olmak ancak devleti olmak ile mümkün olabilir Egemen tarih anlayışının kalıplarıyla düşünüldügünde, bu böyledir. Ancak "devlet olmadan önce de bir "tarihi" vardı insanın "Devletli oldugu tarih kesitinden itibaren "tarih yapmak adına yaptıklarına ve yaşadıklarına bu "tarih öncesi" edinimlerinin bir etkisi olmadig düşünülebilir mi? Katı bir Marksist bakış açısıyla bakıldığında, tarihi meydana getiren sınıf mücadeleleridir; öncesi, insanın "ilkel" dönemleri olarak yaşanmıştır. Günümüzde, özellikle yaşadığımız coğrafyanın uygarlık tarihine kazandırdıklarına duyulan ve gün geçtikçe artan ilgi, merak ve araştırmalar, "devletsiz halkların tarihi yoktur" yaklaşımını hayli zorlayacak veriler bulunmasını sağlıyor. Marx'ın, doğu toplumlarını yeterince incelemeye zaman ve olanak bulamadan öğretisini geliştirdiği bilinen bir durumdur. Örneğin antik Yunan uygarlığından haberdar olduğu kadar Sümerlerden, Hititlerden, Fars uygarlığından ve İslam uygarlığından da haberdar olsaydı, belki de yeterince açıklayamadan kavramsallaştırdığı "Asya Tipi Üretim Tarzı" konusunda geliştirdiği teoriye yeni ufuklar kazan dırabilirdi. Bunu Karl Marx'ın yapması artık mümkün değil; kuş kusuz Marksizm'i dogmatik bir bağlılıkla sürdürmek gayretinde olanların da...
Dersim dersim sayfa-15 cafer SOLGUN·Kitabı okudu
Oysa biz geçmişi “karıştırmıyoruz”; aksine o geçmiş sürekli olarak bizi “karıştırıyor”. Doğrusu onu unutmak mıdır? Doğrusu “unutmak unutturmak” değil, yüzleşmektir. Almanya Şansölye Will’i Brand Yahudi soykırımı anıtı önünde diz çöküp bütün Yahudilerden kendi halkı ve devleti adına özür dilemeseydi, Almanya bu günkü Almanya olabilir miydi?
Sayfa 205·Kitabı okudu
Reklam
Meclisin bir sonraki celsesinde ise meclisteki kürt mebuslarının imzalarını taşıyan şu metin yayınlammış, Lozana da gönderilmiştir. “ ''Türk, Kürt tek vücuttur. Kürtler, hiçbir vakit Türkiye camiasından ayrılamaz ve bunu ayırmak için hiçbir kuvvetin tesiri yoktur. Avrupa hükümetlerinin Kürtleri müdafaa etme salahiyetleri olmadığı defaatle memleketimiz halkıyla beraber protesto edilmiş olduğu halde, yine azınlıkların bahis edilmesi şayanı teessüftür. Kürtlerin, her vakit Türklerle beraber vatan uğrunda daima ölmüş ve ölmeye hazır oldukları cümlenin malumudur.''
Sayfa 135·Kitabı okudu
Aşktır. Dağlar, çöller aşacak güç, derman verir insana bazen. Süpürgeç Dağı ve Karadağ Efsanesi
Sayfa 111·Kitabı okudu
"DERSIM DÖRT DAG IÇINDE..."
"Devletsiz halkların tarihi olmaz" Denir. Buna göre "tarihi olmak ancak devleti olmak ile mümkün olabilir Egemen tarih anlayışının kalıplarıyla düşünüldügünde, bu böyledir. Ancak "devlet olmadan önce de bir "tarihi" vardı insanın "Devletli oldugu tarih kesitinden itibaren "tarih yapmak adına yaptıklarına ve yaşadıklarına bu "tarih öncesi" edinimlerinin bir etkisi olmadig düşünülebilir mi? Katı bir Marksist bakış açısıyla bakıldığında, tarihi meydana getiren sınıf mücadeleleridir; öncesi, insanın "ilkel" dönemleri olarak yaşanmıştır. Günümüzde, özellikle yaşadığımız coğrafyanın uygarlık tarihine kazandırdıklarına duyulan ve gün geçtikçe artan ilgi, merak ve araştırmalar, "devletsiz halkların tarihi yoktur" yaklaşımını hayli zorlayacak veriler bulunmasını sağlıyor. Marx'ın, doğu toplumlarını yeterince incelemeye zaman ve olanak bulamadan öğretisini geliştirdiği bilinen bir durumdur. Örneğin antik Yunan uygarlığından haberdar olduğu kadar Sümerlerden, Hititlerden, Fars uygarlığından ve İslam uygarlığından da haberdar olsaydı, belki de yeterince açıklayamadan kavramsallaştırdığı "Asya Tipi Üretim Tarzı" konusunda geliştirdiği teoriye yeni ufuklar kazan dırabilirdi. Bunu Karl Marx'ın yapması artık mümkün değil; kuş kusuz Marksizm'i dogmatik bir bağlılıkla sürdürmek gayretinde olanların da...
Sayfa 15 - Dersim dersim sayfa-15 cafer SOLGUN·Kitabı okudu
Etnik ve kültürel farklılıkların yok edilmesi
Bir,biri Ardına geliştirilen ve "Atatürk Devrimleri" olduğu belirtilen kılık-kıyafet gibi reformların amacının "Batılılaşma" ve "Çağdaşlaşma" olduğu söylenir. Hilafet, saltanat ve Şeyhülislamlık kurumlarının kaldırılması da bu kapsam içerisinde değerlendirilir. Ancak bu reformların temelinde etnik ve kültürel farklılıkların yok edilmesiyle, "yeni bir ulus" yaratma isteği vardır. Tarihi, etnik ve kültürel değerleri, hafızası, gelerek ve görenekleri yok edilerek veya yeniden kurgulanarak yaratılan bu ulus devlet anlayışının, Türkiye coğrafyasına ve "eşyanın doğasına" ne denli uygun olup olmadığını ise dikkate alınmamıştır. Zira, elde bu anlayışı hayata geçirecek bir "devlet" vardır ve direneni bekleyen kader ezilmektir.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Reklam
Reklam