Adı:
Kalem ve Kağıt
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9786058356719
Kitabın türü:
Çeviri:
Yener Bayramoğlu
Yayınevi:
Koton Kitap
Beş çocuklu bir ailenin son çocuğu olan Ortheil, diğer dört oğlunu İkinci Dünya Savaşı sırasında kaybeden annesinin konuşma yetisini kaybetmesi üzerine sessiz bir çocukluk geçirdi. Annesiyle babası onun sessizlik içinde geçen yıllardan sonra konuşmayı ve yazmayı düzgün bir biçimde öğrenemeyeceğinden korkuyorlardı. Sekiz yaşından itibaren yazma ve konuşma dersleri alan Ortheil babasının "yazı dersleri" dediği ve herhangi bir ders kitabını ya da müfredatı takip etmeyen oyunvari yaratıcılık atölyesinde yıllar boyunca hep şevkle çalıştı. Zaman içinde kendisi ustalığı üstlendi, her gün kendi kendine yeni yazı alıştırmaları verdi, kısa öyküler ve hikâyeler buldu, şiirler ve mini-dramlar yazdı ve ilk "roman"ı üzerine çalışmaya başladı. Çok geçmeden ilk çocuk metinleri dergi ve gazetelerde basıldı. Hiç alışıldık olmayan bir yazar doğmuştu: "Yazı yazan çocuk". Hanns-Josef Ortheil, Kalem ve Kâğıt'ta bu benzersiz tutkuyu anlatıyor. Eski yazı alıştırmalarına ve bu alıştırmaların gerçekleştiği mekânlara tekrar bakıp ailesinin verdiği eğitimin sırlarını çözmeye çalışıyor. Bunun için babasının daha ilk yazma çabalarından itibaren oluşturmaya başladığı arşive dalıyor ve muhtemelen bu metin arşivi günümüzde yaşayan yazarlara ait en büyüğü olma özelliğini taşıyor. Ortheil'in ilham veren dönüşümü sadece peşinden gittiği yazma tutkusunun öyküsü değil aynı zamanda şevk dolu bir meydan okuma.

Ve yaşadığım her şeyin en nihayetinde yazmak için bir materyal olduğunu kavrayabiliyordum. Yazmak akılda uydurulmuş bir şey değildi demek ki, daha çok üzerinde adım adım çalışılacak hayata dair notlar almaktı.

Çizgilerin silinmesi söz konusu değil, çünkü babam silmeyi doğru bulmuyor: "Eğer bir şey yanlış yapıldıysa üstü çizilir ya da olduğu haliyle bırakılıp tekrar baştan başlanır. Ama silmek iğrenç bir şey, silmek, her şeyi iyice kirletip bulaştırmak demek.

Uzun çayırların içine sırtüstü uzanıp gökyüzünden geçen kuşları dikkatlice izliyordum. Bir şahin? Bir atmaca? Bir doğan? Hiçbiri - yukarıda uçanlar "kuş"tu, başka hiçbir şey değil. "Kuş"ları adlandırmaya, tanımlaya gerek yoktu, çünkü "kuş"lar özgürdü. Kuşlar bana kelimeler olmadan, hiçbir düzene ve talimata maruz kalmadan öylece uçarak nasıl yaşanabileceğini gösteriyordu.
Kalem Ve Kâğıt’la Bütünleşen Bir Hayat
“Yazma sanatıyla ilgilenen herkes için vazgeçilmez bir roman.”
Osnabrücker Zeitung
Her gece gökyüzünde parlak parlak yıldızlar görürüz. Parlaklığına hayran olmamak elden gelir mi? Gökyüzünün bu manzarası dura dursun, yeryüzünün de parıltı veren simaları var. Bu simalar, kaynaklarını; başkalarının kalbinin duru suyundan içen, seslerini yüreğin güçlü havasından alırlar; duru bir kaynağın güçlü nefesi olup kalemle parıltı verirler. Yeryüzünün kalem ehlileri, yazmakla parıltı verirler. Bu parıltının hikâyesi hep yazıldı. Dikkat çekici bu parıltının başka bir hikâyesini “Kalem ve Kâğıt” adlı kitapta bulacağız. Bu kitabın, çağdaş Alman yazarı Hanns- Josef Ortheil’in akıcı üslubu ile okurların takdirine adaydır.
Dar bir pencereden Rothaar Tepeleri ’ne kadar uzanan geniş manzaraya bakıyorum. Masamın üstünde çeşitli boyutlarda kalem ve kâğıt var. Yazmak için hangi kalemi ve hangi kâğıdı kullanacağıma karar vermem gerekiyor. Akşamın erken saatleri. Gözlerimi kısa bir süreliğine kapatıyorum, sonra kara veriyorum: Yazmaya başlıyorum…, Bir anda, bir saniyeden diğerine… - yine “yazı yazan çocuk” oluyorum(s.7). “Kalem ve Kâğıt” kitabının ilk paragrafı başkahraman olan: “yazı yazan çocuk”ğu böyle yansıtır. Okuyacağımız bu kitap, kahraman bakış acısıyla, küçük bir çocuğun iç dünyasında ki beniyle kavgasını ve dış dünyasında ki ailesi, çevresiyle olan kavgasını “Kalem ve Kâğıdı” kullanarak verdiği yansımaları göreceğiz. Sonrasında ne mi oluyor. Yazı yazan çocuktan, çağdaş Alman yazarı Hanns- Josef Ortheil doğuyor. Yani roman tarzı ile yazılan bu kitap, yazarın kendi hayatını anlattığı bir otobiyografidir.
Bu kitabın kırıntıları, kalem ve kâğıdın hikâyesidir. Çevresiyle hiçbir şekilde iletişimi olmayan, toplum içinde yalnız olan, tanıdığı her şeyde yabancı olan küçük bir çocuğun zorluk ve mücadelesinin hikâyesidir. Hikâyenin uzantısına doğru takvim yapraklarını çevirdiğimizde karşımızda savaş yıllarında yaşanan dramatik olaylar çıkar. On yıl önce savaş yıllarında dört çocuğunu kaybetmiş bir annenin dramatik olayları bu kitapta anlatılanların çıkış noktasıdır. Keza, annenin dört çocuğunu kaybetmesi ile az konuşmaya başlamış sonrasında hiçbir şey söyleyemez hale gelmiştir. “yazı yazan çocuk” da annesine ayak uydurmasıyla konuşmayı bırakmıştır. Suskunluklarını önemli bir olay karşısında küçük kâğıtlara yazarak iletişime geçmişlerdir.
“yazı yazan çocuk” ilkinde babasının rehberliği ve önderliği, sonradan annesinin fikirleriyle küçük yaşta yazı yazmaya başlar. İlkyazı atölyesi olan Westerwald’deki av kulübesi, ikinci atölyesi de Köln’ün kuzeyindeki ailesine ait evin deposudur. İlk çizgilerin çizildiği, azimle devam edildiği bu yazı çalışması küçük yaşta meşhur bir yazar olmasına neden olmuştur.
Bir sayfanın nizamına sığınan, tüm zamanını yazı yazmaya vermiş, kitabın başkahramanı olan küçük çocuk, kalem ve kâğıtla hemhal olmuştur. Durmadan yazmanın bir tutku olması, “yazı yazan çocuk” için kendi hayatın kaynağı/sevinci olmuştur. Hanns- Josef Ortheil yazdığı bu kitapta bilinen bilmeyen bütün yazarların aslında yazı hayatının anlatıldığı genel bir bakışıdır. Çünkü “yazı yazan çocuk” aynı zamanda bütün yazarların nasıl yazı hayatına başladıkları, yazı hayatları nasıl ortaya çıktığı sorularının cevaplarıdır. Necip Fazıl, on bir yaşında; Sezai Karakoç, on bir on iki yaşlarında yazı hayatlarına başlamışlardır. Ve diğer bütün yazarlar da küçük yaşlardan itibaren yazı yazmaya başlarlar. Hepsinin de bu ortak noktaları yanında yazı yazmanın vazgeçilmez bir tutkuya dönüşüp büyütmeleridirler.
Hanns- Josef Ortheil’in kitabında konuşmayan bir çocuğun yazı yazmaya nasıl bir teknikle ve ne gibi farklı yollarla devam ettiğinin bir göstergesidir. Kalem ehli olmanın hayatıyla ödeyen bir serüvenin romanı… Kâğıtların nizamına sığınmış küçük bir yüreğin haykırışıdır, bu kitapta anlatılanlar. Peki, okur ne bulacak! Okur, bir yazarın nasıl filizlendiğine, gecenin kalem olduğuna, gündüzünde nasıl kâğıt olduğuna şahit olacaktır. Yani mücadelenin kararlılıkla sürdürüldüğünde Kaf dağlarının yüksek havasını ciğerlerine nasıl yerleştiğini görecekler. Okurun okuduğu her yazarın kalem ehli olma mücadelesini görecekler. Keza küçük bir çocuğun yazma serüvenini yaşadıklarıyla ortaya çıkardığı bir başarının birer birer iz düşümüdür. Böylece okur, bir kenarda masa başında ki yazarın bu kitabı okuyarak yaşantısına şahit olacak. Ortaya çıkan derin sözlerin sırlarını keşfedecekler. Aynı zamanda yazar adaylara; ibretlik bir olay ve teknik/pratik bir rehber tarzında “yazar olma çalışma kitabı” olacaktır.

Hanns-Josef Ortheil, Kalem ve Kâğıt, Çev.: Yener Bayramoğlu, Koton Kitap Yayınları, Mayıs 2016 İstanbul, Roman, 266 Sayfa.
19 Aralık 2016 Pazartesi/13:45:40 Aydın.
Bu yazı Ayraç Dergisinde yayınlandı.
Yunus ÖZDEMİR.
Kitaba henüz alıntı eklenmedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kalem ve Kağıt
Baskı tarihi:
Mayıs 2016
Sayfa sayısı:
272
ISBN:
9786058356719
Kitabın türü:
Çeviri:
Yener Bayramoğlu
Yayınevi:
Koton Kitap
Beş çocuklu bir ailenin son çocuğu olan Ortheil, diğer dört oğlunu İkinci Dünya Savaşı sırasında kaybeden annesinin konuşma yetisini kaybetmesi üzerine sessiz bir çocukluk geçirdi. Annesiyle babası onun sessizlik içinde geçen yıllardan sonra konuşmayı ve yazmayı düzgün bir biçimde öğrenemeyeceğinden korkuyorlardı. Sekiz yaşından itibaren yazma ve konuşma dersleri alan Ortheil babasının "yazı dersleri" dediği ve herhangi bir ders kitabını ya da müfredatı takip etmeyen oyunvari yaratıcılık atölyesinde yıllar boyunca hep şevkle çalıştı. Zaman içinde kendisi ustalığı üstlendi, her gün kendi kendine yeni yazı alıştırmaları verdi, kısa öyküler ve hikâyeler buldu, şiirler ve mini-dramlar yazdı ve ilk "roman"ı üzerine çalışmaya başladı. Çok geçmeden ilk çocuk metinleri dergi ve gazetelerde basıldı. Hiç alışıldık olmayan bir yazar doğmuştu: "Yazı yazan çocuk". Hanns-Josef Ortheil, Kalem ve Kâğıt'ta bu benzersiz tutkuyu anlatıyor. Eski yazı alıştırmalarına ve bu alıştırmaların gerçekleştiği mekânlara tekrar bakıp ailesinin verdiği eğitimin sırlarını çözmeye çalışıyor. Bunun için babasının daha ilk yazma çabalarından itibaren oluşturmaya başladığı arşive dalıyor ve muhtemelen bu metin arşivi günümüzde yaşayan yazarlara ait en büyüğü olma özelliğini taşıyor. Ortheil'in ilham veren dönüşümü sadece peşinden gittiği yazma tutkusunun öyküsü değil aynı zamanda şevk dolu bir meydan okuma.

Ve yaşadığım her şeyin en nihayetinde yazmak için bir materyal olduğunu kavrayabiliyordum. Yazmak akılda uydurulmuş bir şey değildi demek ki, daha çok üzerinde adım adım çalışılacak hayata dair notlar almaktı.

Çizgilerin silinmesi söz konusu değil, çünkü babam silmeyi doğru bulmuyor: "Eğer bir şey yanlış yapıldıysa üstü çizilir ya da olduğu haliyle bırakılıp tekrar baştan başlanır. Ama silmek iğrenç bir şey, silmek, her şeyi iyice kirletip bulaştırmak demek.

Uzun çayırların içine sırtüstü uzanıp gökyüzünden geçen kuşları dikkatlice izliyordum. Bir şahin? Bir atmaca? Bir doğan? Hiçbiri - yukarıda uçanlar "kuş"tu, başka hiçbir şey değil. "Kuş"ları adlandırmaya, tanımlaya gerek yoktu, çünkü "kuş"lar özgürdü. Kuşlar bana kelimeler olmadan, hiçbir düzene ve talimata maruz kalmadan öylece uçarak nasıl yaşanabileceğini gösteriyordu.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Yunus özdemir
  • munise ozdemir

Kitap istatistikleri