Solak Leydi, Dedektif Enola Holmes serisinin ikinci kitabı. Seriye canım @missacikgoz ile başlamıştık. İkinci kitabı da yine birlikte okuduk. Kitapta Sherlock Holmes'ün kız kardeşi Enola'nın başından geçen ilginç bir macerayı okuyoruz. Ünlü dedektif Sherlock, dünyanın en büyük , en karanlık ve en tehlikeli şehrinde kız kardeşi Enola Holmes'u arıyordur. Enola, kendisinin ve annesinin özgürlüğünü tehlikeye atmamak için ne yapıp edip ağabeyine yakalanmamalıdır. Genç kız bu kaçma ve kurtulma mücadelesi içindeyken ruh ikizi diyebileceği başka bir genç kızın, Leydi Cecily’nin, hiç iz bırakmadan ortadan kaybolduğunu öğrenir ve onu bulmayı kendine görev edinir. Enola Holmes, kendi kimliğini saklamaya devam ederek solak olan bu soylu genç kızı bulup kurtarabilecek midir yoksa kendisi için en önemli olan şeyi, özgürlüğünü, sonsuza dek kaybedecek midir?
Serinin ilk kitabı Kayıp Lord'u severek okumuştum ama ortalama bir kitaptı. Bazı şeyler pek hoşuma gitmemişti. Özellikle Sherlock çok gıcık biri olarak gösterildiği için sinir olmuştum. İkinci kitapta daha iyi yansıtılmıştı. Enola da ilk kitaba göre daha cesur, kendine güvenen ve zeki bir genç kızdı. Kitabın kurgusu ve olay örgüsü de çok iyiydi. O yüzden Solak Leydi'yi ilk kitaba göre daha çok sevdiğimi söyleyebilirim.
Romanın başında Enola'nın kendine gizemli ve macera dolu bir hayat kurduğunu görüyoruz. 14 yaşında genç bir kız olduğu anlaşılmasın diye kılıktan kılığa girmesi, hatta kimse anlamasın diye aksanını bile değiştirmesi hayranlık duyulacak cinstendi. O kadar küçük bir kızın her şeyi hesap etmesi ve zekice davranması şaşılacak şey doğrusu. Tabii Sherlock Holmes gibi birinin kardeşi olduğunu göz önünde bulundurursak böyle olması çok normal.
Enola, Leydi Cecily'i araştırırken aynı zamanda Sherlock'tan da kaçtığı için
Kitap hakkında ne demem gerek bilemiyorum.Bu kiabı anlatmaya kelimeler kifayetsiz kalır. Bu seriden esinlenerek çekilmiş Enola Holmes adında bir filmde mevcut.Film de oldukça etkileyici ama bu kitap kadar olamaz.
Bu kez meşhur Holmes hikâyeleri bize Sherlock yerine Enola'nın hikayesini anlatıyor. Kimi zaman "nefes kesici" anlara tanıklık ederken kimi zaman "Şöyle olsa daha iyi olmaz mıydı?" diye sorgulatmıyor değil kendisini. Yine de, bir bütün olarak ele alacaksak hoş bir vakitti diyebilirim.