"Karar benim için bir peri masalı olarak başladı. Yakışıklı bir prens, iyi yürekli bir prenses ve onların tatlı aşkıyla basit bir hikâye olarak."
Tam da yazarın dediği gibi peri masalı gibi bir hikâyeydi.
Ama durun! Kitapta prensler, prensesler yok. Sizden bizden kalp kırıklarıyla başlayan çok tatlı bir aşkın hikayesi var.
Ceza Avukatı Brent yıllar önce tanıdığı ve kalp kırıklığıyla biten kapı komşusu Kennedy ile tekrar karşılaşır. Fakat bu kez yıllar önce tanıdığı kız gitmiş yerine bir davasında Savcı olarak atanmış çetin bir ceviz gelmiştir.
İtiraf etmeliyim benim için serinin en iyi kitabıydı. Kelimenin tam anlamıyla muhteşemdi.
Bir kere okuduğum en güçlü kadın karakterlerden biriydi Kennedy. Geçmişte yaşadıklarıyla ve sonrasında olduğu kadınla en çokta dava sürecindeki cesareti ve Brent söz konusuyken bile geri adım atmamasıyla gurur duydum.
Özellikle girişte Brent'e ağzının payını verdiği sahnede kalbimi çaldı ve öylece de kaldı.
"Bu söylediğin çok cüretkârca."
"Hayır, asıl senin buraya gelip memelerime ve popoma gözünü dikerek bakabileceğini ve ağzının payını vermeyeceğimi düşünmen cüretkârca."
Yine de uyarayım;
160. sayfada biri hayvan haklarını korusun
195. sayfada ah Justin diyebilirsiniz
121. sayfada helal sana Brent
230. sayfada kahkahalarla gülebilirsiniz
En çokta 234 sayfaya KALBİNİZİ bırakabilirsiniz.
Ve;
《"Yaşıyor mu?" Sesim bilgi almak için işkence edilmiş ve en sonunda dağılan bir tutsağınki gibi çıkıyordu. "Bana sadece bunu söyle, Tanrı aşkına."
Geri kalanı -saçı, yüzü, kolları, bacakları- umurumda değil di, önemli değildi. Onlar olmadan da onu severdim. Nefes alma ya devam ettiği sürece. Hâlâ kendisi olduğu sürece.》
Dediği sahnede Brent'e yeniden AŞIK olabilirsiniz.
Kısaca okuyun çok güzeldi hele o son ve o yüzleşme der susarım.
Puan kırdığım tek