Faşizmin, darbelerin ve mafyaların ülkesi o güzel İtalya’da geçen bir macera romanı bu. Yaz tatilinde, aile kitaplığında sararmış sayfaları ile karşıma çıkıverdi ve hem renkli kapağı, hem de ismi ile beni cezbetti. Eskimiş sayfaların o cezbedici kokusu ile sanki bir zaman yolculuğuna çıktım ve sahaf ziyaretlerini ne kadar özlediğimi hatırladım…
Zaman yolculuğu tabiri kitabın eskiliğinin yanında, hikayesi için de geçerli. Avusturalyalı Morris West bu romanında bizleri, artık var olmayan bir zamanın değer yargıları, duyguları ve ayrıntıları ile tanıştırıyor. Son derece sürükleyici bu casus romanı ile 1970lerdeki James Bond gibiyiz; kahramanımızla birlikte kötü insanların peşine düşüyor, maceradan maceraya atılıyor, arada çapkınlık fırsatlarını da kaçırmıyoruz
Kahramanımız Albay Matucci, odasında ölü bulunan bir İtalyan generalinin katilini arıyor ve kurbanın yanında bulunan timsah resimli esrarengiz bir kartın gizemini çözmeye çalışıyor. Rutin soruşturması, üst düzey bir çok görevlinin şüpheliler listesine eklenmesiyle devlet-mafya-sermaye üçgenini ortaya çıkarıyor, Matucci her adımda daha fazla tehdit alıyor ama yılmadan yoluna devam ediyor. Bu idealist kahraman suçluyu bulma uğruna neleri feda edebilir? Sevgilisini? Vicdanını? Değerlerini? Hayatını? West okuyucusunu bu heyecanlı maceraya işte böyle bağlıyor.
İddiası olmayan ama rahat ve keyifle okunan bir roman sunuyor okuyucusuna Morris West. Albay Matucci maceranın büyük kısmını İtalyan güzellerle eğlenmek ve kurşunlardan kaçmakla geçiriyor. Kalan zamanında ise gizli belgeleri ortaya çıkarıyor, seçkin topluluklara giriyor ve ırkçı bir Amerikan ajanıyla savaş hikayeleri paylaşıyor. Güzel İtalya, gelenekselleşmiş mafyaları, faşist asker emeklileri, yakışıklı erkekleri ve çekici kadınları ile hikayemiz için mükemmel