Kınalı Küheylanlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
911
Gösterim
Adı:
Kınalı Küheylanlar
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055510541
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayıncılık
Bu kitapta okuyacağınız her hikayede göreceksiniz ki, çok değil, bir insan ömründen az bir zaman önce, dedelerimizin ancak hüsranla yad ettiği bir rüya: geleceğin inşasına katılma iradesi, bugün gerçek oluyor.

Türkiye'nin, yeryüzü cenneti hayalinin kabusa dönüştüğü bir zamanda yeni toplumun oluşturulmasında ve dünyanın geleceğinde gerekli cesaret ve iradeyi gösterdiğine; Bazı insanların gençlikleri veya hayatları pahasına da olsa artık nehrin yatağını bulduğu müjdesine, yer yer hüzünlü ama daima umut verici, tertemiz gerçekler üzerinden katılacaksınız. Bu kitabı okurken, tek ve ayrık yaşam hikayelerine değil, bir büyük nehre akan derin ırmaklara şahit olacaksınız.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Gurbette zordur Ramazan...
Dostlar, akrabalar, gürül gürül okunan ezanlar, şakalar yoktur.
Kubbelerden taşan tekbirler duyulmaz, minarelerde mahya ışıkları parlamaz.
Her akşam iftar verir siyah incilerine.
Kendi elleriyle hizmet eder.
Amacı Ramazan medeniyetini onlara da tanıtmaktır.
Yemekten ziyade beyazın kendilerine hizmet etmesi büyüler siyah insanları.
Beyaz, acı,işkence, zulüm demektir onlar için.
Her eve, her yüreğe yetecek acılar bırakmıştır beyaz insan. Ama Hakan Usta başkadır. Baba adamdır. Yüreği sevgi doludur. Başka beyazlar gibi değildir. Güven veren bir hali vardır. Yiğit yüzlü, tatlı sözlüdür.
" Ben Şems'ten önce üşüdüğüm zaman ısınıyordum, sonra ısınamaz oldum, zira Şems bana dedi ki; Yeryüzünde bir tek insan üşüyorsa sen ısınmazsın, aç bir insan varsa doyamazsın, acı çeken biri varsa uyuyamazsın."
Aşk ateşini fitilini ateşleyen Şems'le mustaid fıtrat olarak okyanuslar gibi birbirlerine boşalmışlar ve el ele tutuşarak aşk zirvelerine doğru yürümüşlerdi.
Gurbette çocuk olmak zordur. Bir çocuk kalbini ülkesinden, sokakta birlikte oynadığı arkadaşlarından, okulundaki öğretmenlerinden koparmak kolay değildir.
Şimdi Asya'nın buz kesen bozkırlarında üşüyen öğretmenleri görünce; köylerinde, kentlerinde anne babaların yanında sımsıcak yuvalarında olması gereken insanları bu soğuk gurbetlere düşüren nedir diye düşünüyorum.
Ömürlerinin baharında on binlerce genci, sevgililerinin siyah gözlerine koşar gibi Asya'nın bozkırlarına, ya da Afrika'nın kızgın çöllerine koşturan sevda nedir?
Bir Leyla gibi sevdikleri köylerinden kasabalarından neden uzaktalar?
Bazıları niçin grubu olmayan gurbetlere gömülmeyi vasiyet etti?
Niçin, bazılarının mezarları mavi gökler ülkesi. Moğolistan bozkırlarında, bazılarının Afrika çöllerinde, Hint Okyanusu'nun kenarında?
Niçin, öğrencisini kurtarmak Ural'ın azgın sularına atlayan Yasin'imiz, şimdi az ilerimizde Tanrı Dağları'nın eteklerinden uçsuz bucaksız bozkırları seyrediyor?
Bir dilenciye para vermekten yüksünen nice iş adamlarımız neden kendilerini cömertlik okyanusuna salıverdiler de; dallarına bahar değen bir ağaç gibi, cömertlik suyu yürüverirdi damarlarına?
Sahi ne oldu, ne değişti bu insanların hayatında?
Anadolu insanına üşümeyi, başkaları için yaşamayı öğrettiler. "Başkalarını kurtarma derdi olmayan kendisi de kurtulamaz." felsefesini öğrettiler.

Yirmi beş milyonluk bu milletin imanını selamette görürsem cehennemde yanmaya razıyım." sözünü bir çelenk gibi yirminci asrın alnına altın harflerle astılar.

Benim gibi hayalleri köyünün dağları ile sınırlı olan nicelerine: " Aç sineni ummanlar gibi ol, kalmasın dünyada mahzun bir gönül." dediler. "Ateş düştüğü yeri yakar" sözünü değiştirip: "Ateş nereye düşerse düşsün, bizi yakar." anlayışını benimsediler.
Azrail Türkçe konuşur mu?
“Ayaklarım kopmuş, her tarafım kan revandı. Herhalde birazdan Azrail gelir diye düşünüp bildiğim duaları okumaya başlamıştım ki birden karşımda sizi gördüm. Sizin bize ölüm meleği kişinin en sevdiği insan suretinde gelir dediğiniz hatırıma geldi. Herhalde Azrail Ramazan Hocam’ın suretinde geldi, diye düşündüm. Ama baktım, Azrail Türkçe konuşuyor, bu kadar da olmaz, Azrail Türkçe konuşur mu? Bu Ramazan Öğretmenimin ta kendisi, dedim.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Kınalı Küheylanlar
Baskı tarihi:
Kasım 2011
Sayfa sayısı:
150
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055510541
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kaynak Yayıncılık
Bu kitapta okuyacağınız her hikayede göreceksiniz ki, çok değil, bir insan ömründen az bir zaman önce, dedelerimizin ancak hüsranla yad ettiği bir rüya: geleceğin inşasına katılma iradesi, bugün gerçek oluyor.

Türkiye'nin, yeryüzü cenneti hayalinin kabusa dönüştüğü bir zamanda yeni toplumun oluşturulmasında ve dünyanın geleceğinde gerekli cesaret ve iradeyi gösterdiğine; Bazı insanların gençlikleri veya hayatları pahasına da olsa artık nehrin yatağını bulduğu müjdesine, yer yer hüzünlü ama daima umut verici, tertemiz gerçekler üzerinden katılacaksınız. Bu kitabı okurken, tek ve ayrık yaşam hikayelerine değil, bir büyük nehre akan derin ırmaklara şahit olacaksınız.

Kitabı okuyanlar 31 okur

  • Mori
  • Furkan Bülbül
  • Cemil Kutay Tinmaz
  • Doğa Nida Çolak
  • M. EROL
  • Bahri Gün
  • Zeynep öztürk
  • Serkan uyar
  • Ahmet B
  • Hatice ÖZOĞLU

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%60 (3)
9
%20 (1)
8
%0
7
%20 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0