Koçyiğit Köroğlu

Ahmet Kutsi Tecer
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 10 dk.
Sayfa Sayısı:
112
Basım Tarihi:
1969
Yayınevi:
Milli Eğitim Basımevi
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Sıralamalar
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ocak 2026 20:54
Televizyonda gördünüz Köroğlu filminden farklı olarak bu tiyatro oyunu İslamiyet öncesi dönemde geçer. Destandan alınıp oyun haline getirilmiştir. Şamanizm inanışına ait motifler görülür. Kaman yer yer ışık içinde görünerek Köroğlu'na yol gösterir. Köroğlu babasının intikamını almak isterken bütün bir halkın intikamını almaya çalışır. Bolu Beyi halkı ağır vergiler altında ezince halk Köroğlu'ndan yardım ister. Bolu Beyi Ayvaz'ı esir alır. Köroğlu'nun oğlu Arslan babasını hiç görmemiştir. Sadece Köroğlu'nun koluna taktığı işaret vardır. Kaman bir gece Arslan'a görünerek ona Bolu Beyi'nin kız kardeşi Benli Nigar'ı almasını söyler. Arslan , Bolu Beyi'ne gelerek kız kardeşini vermesi karşılığında kır atı getireceğini söyler. Ama kır at uçan ve kişneyince gök gürültüsü gibi ses çıkaran vir attır. Arslan atı almaya gittiğinde Köroğlu oğlunu tanır. Sonra kaleyi basıp Bolu Beyi'ni halka teslim eder . Köroğlu Kır at'a binerek göklere çekilir .
Koçyiğit KöroğluAhmet Kutsi Tecer · Milli Eğitim Basımevi · 1969166 okunma
'' KOÇYİĞİT KÖROĞLU '' AHMET KUTSİ TECER
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2023 73. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2023 12:54
Kitabın Adı: Koçyiğit Köroğlu Kitabın Yazarı: Ahmet Kutsi Tecer Tür: Destan Köroğlu Destanı, kahramanı Ruşen Ali’nin ve babası Koca (Seyis) Yusuf’un Bolu Beyi ile olan mücadelelerini ele alır. Kahramanı 16. yüzyılda yaşamış halk ozanı Köroğlu ‘dur (Ruşen Ali). "Koçyiğit Köroğlu" nun konusunu Köroğlu hikayelerinden seçer. Köroğlu bir Oğuz destanı kahramanıdır. Olaylar Anadolu'da, İslamiyet öncesinde geçer. Türk efsanelerinde Gök ile Yer, tanrısal kudretlerdir. İnsanoğlu, bu ikisi arasındaki varlıktır. Eserin yapısı bu ikileme dayanır. Köroğlu- Bolubeyi çatışması, ezilen halkın bir derebeyine, yani feodal düzene karşı koyuşudur ŞAHIS KADROSU: KÖROĞLU: Asıl adı Ruşen Ali’dir. Romanın asıl kahramanıdır. Babası Koca Yusuf’un gözlerine mil çekilip saraydan kovulmasından sonra Ruşen Ali kır atıyla büyük bir nam salar. Babasının işaret ettiği köpüğü içince ölümsüzlüğe ve güce ulaşır. KOCA YUSUF: İşinin ehli bir seyistir. Köroğlu’nun babasıdır. Üç tayını da Bolu Beyi’ne verir. Bolu Beyi işten anlamadığı için seyisin gözlerini kör eder. Bolu Beyi de Koca Yusuf’a haksızlık ettiğini sonradan anlayacaktır. BOLU BEYİ: Çok güçlü bir beydir. Koca Yusuf’un gözlerine mil çektirir. Osmanlı padişahları ile arası pek iyi değildir.
Koçyiğit KöroğluAhmet Kutsi Tecer · Bilge Kültür Sanat · 2007166 okunma
Puan vermedi·88 syf.··
2025 31. kitabı
·
13 saatte okudu
·
Okunma: 26 Kasım 2025 10:15
Koçyiğit Köroğlu, Halk kültürü alanında çalışmaları ile tanınan, Halk şairi Âşık Veysel’i Türkiye'ye tanıtan, halk müziği derlemecisi Muzaffer Sarısözen'i keşfeden; Türk öğretmen, şair, oyun yazarı ve siyasetçi Ahmet Kutsi Tecer'e ait bir eserdir. Koçyiğit Köroğlu, oyun türünde bir eserdir.  İlk defa 1941 yılında Ülkü'de yayınlanmıştır. Ankara Devlet Tiyatrosu'nda 1949 ve 1961 yıllarında sahnelenmiştir. Elimdeki baskısı @bilgekultursanat yayınları tarafından yayımlanan eser 85 sayfadan oluşmaktadır. Koçyiğit Köroğlu, konusunu Köroğlu öykülerinden alır. Köroğlu 16. yy'da yaşadığı söylenen bir halk aşığıdır. Ancak bu oyunda Köroğlu öykülerinden farklı bir zaman diliminde olaylar ele alınır. Köroğlu yine Çamlıbel'i tutmuş, Bolu Beyi'ne aman vermez. En yakın dostu Ayvaz yanı başındadır. Kıratı ise her macerada onunladır ancak Köroğlu Osmanlı döneminde değil, İslamiyet öncesinde Anadolu'da bir Oğuz kahramanıdır. Köroğlu biricik oğlunun hasreti ile yanıp tutuşmaktadır.Tek gayesi oğluna kavuşmak ve Bolu Beyi'nin zulmüne son vermektir. Bolu Beyi ise halka zulmetmeye devam etmektedir. Köroğlu ve Kıratının namı tüm civarlara yayılmıştır. Bolu Beyi bu durumdan rahatsız olsa da kızı Benli Nigarı, Doğan ile evlendirme telaşındadır. Düğün hediyeleri gelecek diye bekleyen Bolu Beyi, Köroğlu'nun hediyeleri ele geçirdiğini öğrenir. Deli Kaman ve Ayvaz Bolu Beyi'nin sarayına kadar sızarlar ve yakalanırlar. Olaylar giderek karmaşıklaşır. Sonrasında ise... Eserde, halk dilinden pek çok sözcük, pek çok deyim ve atasözü yer alıyor. İslamiyet öncesi Türk yaşamı, inanışları baskının olarak eserde yer buluyor. Yer yer Köroğlu, Dede Korkut hikayelerinden çıkmış bir kahraman gibidir. Olağanüstü özellikleri ile karşımıza çıkar. Eserin içerisinde nesir ve şiirin iç içe geçtiği bölümler
Koçyiğit KöroğluAhmet Kutsi Tecer · Bilge Kültür Sanat · 2007166 okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2018 57. kitabı
Köroğlu deyince aklıma Cüneyt Arkın'ın oynadığı film gelir. Hatta kitabı okurken oradaki gibi bir senaryo bekledim. Lakin oradakinden farklı bir kurgusu var. Ama sonuç aynı. Kötü Bolu Beyi gider geriye mutluluk kalır. Yazarımız aralara şiir de serpiştirmiş. Bilinmeyen kelimeler de var. Onların açıklamalarının kitapta verilmesi de güzel olmuş. Okuduğum ilk Türk Oyunu oldu. Çok fazla televizyon izlemesem de Ahmet Kutsi Tecer ile tanışmam bu sayede oldu. Yıllar önce Kanal 7 de bir Türk filmi vardı. Orada Neredesin sen isimli şiir okunmuştu. Sanırım filmin adı da buydu. Sonrasında İnternet'ten şiirlerini okudum. Öyle tanıştık. Bu kitabının bana nereden geldiğini bilmiyorum. Kısa olunca hemen biten oyun türünde bir eser olduğu için okuyabilirsiniz.
Televizyon
Koçyiğit KöroğluAhmet Kutsi Tecer · Bilge Kültür Sanat · 2007166 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Kutsi TecerYazar · 7 kitap
Ahmet Kudsi, babasının memuriyeti sebebiyle 4 Eylül 1901'de Kudüs'te doğmuştur. Asıl adı Ahmet olup Kutsi ismi doğduğu yer olan Kudüs'ten dolayı verilmiştir. İlk öğrenimini Kudüs'te bir Fransız okulu olan Kudüs Frers Okulu'nda tamamlamıştır. Ahmet Kutsi, babasının Kırklareli'ne tayini sebebiyle orta okulu Kırklareli'de, lise öğrenimini Kadıköy Sultanisinde tamamlamıştır. Lise sonrası iki yıllık olan Halkalı Yüksek Ziraat Okulu' nu bitirmiştir. Daha sonra Yüksek Öğretmen okulu imtihanını kazanarak iki yıl İstanbul Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'ne devam etmiştir. 1925 yılında, Yüksek Öğretmen Okulu bursuyla biyoloji öğrenimi için gönderildiği Paris Sarbonne Üniversitesi'nde felsefe öğrenimini sürdürdü, ancak bu öğrenimini de tamamlayamadan yurda döndü ve tekrar Edebiyat Fakültesi'ne devam ederek öğrenimini tamamladı . 1930'da Gazi Eğitim Enstitüsü'ne edebiyat öğretmeni olarak atandı. Ahmet Kutsi, mecburi hizmetinden dolayı Sivas'a Milli Eğitim Müdürü olarak atandı. Sivas, Ahmet Kutsi için yönünü bulması bakımından önemli bir yer olmuştur. Âşık geleneğinin büyük bir canlılıkla yaşatıldığı bu ilimizde şiirin, çalışmalarının kaynağını bulmuştur. Ahmet Kutsi, Sivas'ın Deliktaş Köyü'nden olan Ruhsati'nin bir şiirinde geçen Tecer Dağının adını soyadı olarak almıştır. Ahmet Kutsi 1931'de Sivas'ta "Halk Şairlerini Koruma Derneğini" kurdu. Bu çalışmalar Halk müziğinin tanınmasında, bu müziğin okula ve radyoya girmesinde önemli bir rol oynadı. 1934'te Yüksek Öğrenim Genel Müdürü oldu. Yedi yıl süren bu görevi sırasında özellikle Devlet Konservatuarı'nı teşkilatlandırdı. 1942'de Talim ve Terbiye Kurulu üyeliğine atandı ardından Adana ve Urfa milletvekili oldu. (1942-46) 1941-45 yılları arasında ülkü mecmuasını yönetti. Bu yıllarda köy temsilcileri ile ilgilendi, köy tiyatrosunu inceledi ve Koç yiğit Köroğlu oyununu yazdı. 1948'de Devlet Konservatuarı'na, 1949'da Paris Kültür Ateşeliğine atandı; daha sonra UNESCO ( Uluslararası Çocuk Yardımlaşma Derneği) Yürütme Komitesi Türk Delegesi oldu. 1951'de Galatasaray Lisesinde,1953'te İstanbul Konservatuarı'nda görevlendirildi. 1957'de Güzel Sanatlar Akademisinde estetik dersleri verdi; İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Enstitüsünde ve İstanbul Radyosunda folklor öğretmenliği yaptı. 1966'da İstanbul Eğitim Enstitüsü Öğretmeni iken yaş haddinden emekli oldu; 25 Temmuz 1967'de İstanbul'da öldü ve Zincirli kuyu mezarlığı'na defnedildi. AHMET KUTSİ TECER'İN EDEBİ KİŞİLİĞİ Ahmet Kutsi, ilk öğrenimini Kudüs'te bir Fransız okulu olan Freres okulu' nda, orta öğrenimini Kıklareli'de lise öğrenimi Kadıköy Sultanisi'nde, yüksek öğrenimini Halkalı Yüksek Ziraat Okulu' nda, İstanbul Darülfünun' da (üniversite) ve Paris Sarbonne Üniversitesi' nde öğrenim görerek öğrenimini tamamlamıştır. Yolcular yolcular! Deniz çağırıyor, Çağırıyor suların kükreyen sesi. Kükreyen, çıldıran sular bağırıyor, Bağırıyor toplamak için herkesi. Ahmet Kutsi, Beş Hececiler' den sonra, bu vezne yeni ses ve söyleyiş imkânları getiren Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar ve Ahmet Muhip Dıranas kuşağındandır. Önce tekçi temaları özellikle aşk, ölüm, ıstırap konularını işledikten sonra Faruk Nafiz' in açtığı yolda fakat onun tarzından çok türkülerde âşıklarda yol alan memleket şiirlerine yönelmiştir. Kimisi bir ülküye bağlı, kimisi biraz resmi ve zorlama kokan, kimisi de Anadolu' nun eski efsanelerine dokunan bu şiirler, Ahmet Kutsi' nin asıl kişiliğini gösterir. Orhan Veli neslinden önce, Türk şiirini sade, saf ve çıplak hale getirenlerin başında Ahmet Kutsi gelir. Duygularını benzetmelerden ve sıfatlardan ayıklayıp, teferruatta değil öze önem verdiği üslubu çıplak dili de üslubu gibi yapmacıksız, tabii ve canlı; halkın günlük konuşma dilidir. Ahmet Kutsi, şiirlerini tema bakımından ikiye ayırmak mümkündür: şahsi duyguları işleyenler ve yurt sevgisini dile getirenler. Şahsi duygularına yer verdiği şiirlerinde aşk, tabiat, metafizik(ölüm, hayat) gibi temalar; yurt sevgisini dile getiren şiirlerinden dolayı "memleketçi şiir" in temsilcileri içinde yer alır. Ahmet Kutsi, genellikle halk şiirlerinin sekizli ve on birli hece ölçüsüne ve milli nazım birimi olan dörtlüğe bağlı kalmış; bazen da heceyi yeni ölçülerle denemiştir. Ahmet Kutsi, yalnız halk edebiyatı sınırları içinde kalmamış, Divan Edebiyatının ritmik bir biçimi olan "müstezat" heceye uygulamayı başarmıştır. Şiirin dış yapısını kurarken kâfiyenin imkânlarından daima faydalanmış ve daha çok zengin kâfiyeyi tercih etmiştir. Ahmet Kutsi' nin ilk şiirleri 1921-1922'de Dergah Mecmuasında, 1924-25 yıllarında Milli mecmuada yayımlanmıştır.1933-36 yılları arası şiir bakımından en verimli olduğu dönemdir. 1932' de Ahmet Kutsi' nin kendi eliyle yayımladığı "Şiirler"adlı kitabından sonra şiirlerinin çoğu Varlık, Oluş, Yücel, Ülkü ve Türk Düşüncesi dergilerinde yayımlanmıştır. Ahmet Kutsi' nin Şiirlerinin kaynağı halktır . Bundan dolayı saz şiirinin ve âşık tarzının bütün inceliklerini sabırla araştırıp folklor değerleriyle birleştirmiştir. Böylece milli bir şiir meydana getirmek istiyordu . 'Sanat hayatımızdaki durgunluğun altında kendi kendinden emin olmayan , ruhunun içinde yürümekten korkan mütereddit bir insan " tipimiz olduğunu belirterek milli sanatımızı kurmak isteyenlere yol göstermiştir. Ahmet Kutsi, milli Eğitim Müdürü olarak Sivas'a tayin edilince folklor hevesine çok sağlam bir zemin bulmuş oldu ve Halk kültürünün ortaya çıkması için bütün kuruluşlardan faydalandı. Bu hususta daha İstanbul'da öğrenci iken Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu kendisine yol gösterici olmuş, Fındıkoğlu'nun yönettiği Halk Bilgisi mecmuasında Paris kütüphanelerinde yaptığı çalışmalar yayımlanmıştır. Özellikle "Köroğlu" yazısı onun Türk edebiyatında isminin duyulmasında etkili olmuştur. Ahmet Kutsi' nin Sivas' ta "Halk Şairleri Bayramı" düzenlemesiyle Âşık Veysel, Talibi ve Ali İzzet gibi âşıkları tanıdı. Türk folklor zenginliklerini o devrin "Halkevleri" ne; her ilde çıkan Halkevi dergilerine ve özellikle de 1941-1945 yılları arası çalıştığı Ankara' da yayımlanan Ükü dergisine getirenlerin başında Ahmet Kutsi vardı. Ülkü dergisini bir köy şiirleri ve folklor "mektebi" haline getirmiştir. Ahmet Kutsi, tiyatro türünde de eserler vermiştir. Paris' e gidince modern Avrupa tiyatrosunu tanımış, yurda dönünce batı tekniği ile folklor ve halk malzemesini işlemek suretiyle milli tiyatroya ulaşmak istemiştir. Tiyatro türünde kendisine ilk şöhreti sağlayan, geleneksel tiyatromuzdan esinlenerek yazdığı Köşebaşı' dır. Ahmet Kutsi, tiyatro oyunlarının iki belirgin özelliği vardır: 1.Biçim yönünden tiyatro geleneğimizden, halk kültüründen ve halk motiflerinden faydalanarak halkın konuştuğu Türkçe' yi şiirli bir dille yazıya geçirmiş; 2.Muhteva yönünden ise geçmişten geleceğe doğru uzanan bir süreç içinde dikkatlice gözlediği toplumumuzu özellikle toplumsal değişme, özüne yabancılaşma ve zıtlıklarıyla tasvir ederek diyalektik açıdan ele almıştır. Ahmet Kutsi, gençlik yazılarından birinde "Ben ömrüm boyunca Anadolu'yu dinleyeceğim ve onun sesini dinletmeğe çalışacağım." demişti. Bu sözüne bağlı kalarak Avrupa' da öğrendiklerini memleket sevgisi ile birleştirip tam bir olumlu aydın örneği vermiştir. Folklor ve âşık şiirinin Türkiye' de yayılışı, radyoları ve memleketi kuşatması bakımından büyük emek ve hizmetleri görülmüştür. Ahmet Kutsi, halk şairlerinin son büyüklerinden olan Âşık Veysel' i Sivas' ın Sivralan köyündeki yalnızlığından çıkarıp bütün ülkeye tanıtmıştır. Müze ve kütüphanelerdeki eski yazmalar, vesikalar, minyatürler, kenar köşeye atılmış cönkler arasından belgeler çıkararak Yunus Emre ve Karacaoğlan'ın hayatına ışık tutmuştur. Eski Türk dansları, oyun kolları, Köylü Temsilleri, orta oyunu üzerinde çok önemli araştırmalar yapmıştır. Ayrıca Köylü Temsillerini ciddi manada ilk inceleyen Ahmet Kutsi' dir. Ahmet Kutsi TECER ESERLERİ: ŞİİR: Şiirler (1932) Tüm Şiirleri (ölümünden sonra, 1980) OYUN: Yazılan Bozulmadan (1947) Köşebaşı (1948) Bir Pazar Günü (1959) Köroğlu (1959) İNCELEME: Köylü Temsilleri (Köy seyirlik oyunları derlemesi, 1940)