Yoğun bir iş gününün arasında, dosyalarla dolu masamda kısa bir soluk aradığım anlarda elime aldım Selcen Gezgin’in bu şiir kitabını. Aslında itiraf etmeliyim; ben her okuduğum kitap hakkında yorum yapmam. Ama bu kitap, kendini okuttu. Zorlamadan, doğal bir akışla sayfalar çevrildikçe içine çekiyor insanı.
Her şiir, yorgun bir zihne taze bir nefes gibi. Bir anda bulunduğun yerin gürültüsünü unutturuyor; kelimelerin dinginliğinde bir anlığına duruyorsun. Selcen Gezgin’in kaleminde, hem içtenlik hem zarafet var. Duygularını süsleyip göstermeye çalışmadan, olduğu gibi yazmış. Belki de bu yüzden bu kadar sahici.
Şiirlerdeki imgeler, duyguların yalın ama etkileyici bir dille anlatılışı, insana bir tanıdıklık hissi veriyor. Bazen bir satırda çocukluğun gölgesi, bazen bir başka dizede yetişkinliğin sessiz isyanı beliriyor. Okurken, bir şiir biter bitmez diğeri için heves duyuyorsun; çünkü her biri yeni bir duygu kapısı açıyor.
Okudukça fark ettim ki, bu sayfalarda kendi duygularımın yankısını da duydum. Yakınlarda çıkan şiir kitabım “Senden Ötürü”nde yer alan temalarla yani sevda, özlem, iç hesaplaşma, kabulleniş gibi. Burada karşılaşmak, bana tuhaf bir yakınlık hissi verdi. O kitabımın ön sözünde de söylemiştim. Şiir herkes için farklı anlamlar barındıran evrensel bir dildir. Sanki aynı duygular iki farklı kalemde buluşmuş. Selcen Hanım'ın dizelerinde içten bir sızı, insanı kendine çağıran bir dinginlik var.
Kısacası, Selcen Hanım'ın bu kitabı sadece okunacak değil, yaşanacak bir eser. Her şiir, bir durak; her durak, insana hem kendini hem hayatı hatırlatıyor. Kitap, adeta sessiz bir dost gibi; konuşmadan anlayan, yormadan dinlendiren.
Şiir seven dostlarıma tavsiyemdir
"Ağrıyan kalbimdi,
sen hep başım ağrıyor sandın.
Ağlayan ruhumdu,
sen gözlerim sandın.
Ölüp gittim