Sonsuzluk, yalnızca sevmek midir?
Yoksa bir adın içimizde çoğalması mı?
Bir kalpte usulca yer etmek Ve hiç söylenmeden yaşanması mı?
Sonsuzluk, yoksa ölüm müdür?
Bir yaprağın rüzgârla savruluşu mu?
Göz kırpan bir ânın içinde Kaybolan bir ömrün duyuşu mu?
Sonsuzluk, herkese inanmak mı?
Yoksa güvenin en kör hâli mi?
Bir çöl kadar geniş yalnızlıkta Kendine bile uzak kalabilmek mi?
Sonsuzluk, belki de sadece şudur: Bir adımı atmadan beklemek, Yüreğinde taşıdığın her şeye rağmen Sessizce sevmek, sessizce gitmek...
Duvarlara, sokaklara, yerde ya da duvarda açılan yarıklara hep dikkat ederim. Zamanla aşınır her şey; duvarlar da, yollar da..... Tıpkı insanların duyguları ve samimiyetleri gibi....
İnsanların vermediği emeklerin karşılığını alma çabasını hiç anlamıyorum. Anlayabileceğimi de sanmıyorum. Çünkü ben emek verdiğimden karşılık beklemediğim gibi vermediğime tenezzül bile etmedim. Ve unutmayın, dünya kimsenin etrafında dönmüyor.