Güzel bir fikir değişimi yaşadığım bir kitap olarak kaydediyorum bu kitabı heybeme.
Aykut Ertuğrul'dan okuduğum 2.kitap Kusurlu Rüya. İlkini ön yargı oluşturmaması adına zikretmeyi tercih etmiyorum çünkü o kitapla pek anlaşamamıştım ama bu kitap, 1.kitapla oluşan bütün olumsuz yargılarımı kırdı diyebilirim.
Kusurlu Rüya ile anlatılmak istenen nedir ve tuhaf zamanlarda öykü ifadesinden ne anlamamız gerek? Kitapta bu iki soruya da cevap veriliyor ve sonrasında kitabın adının güzelliğine bir kere de öyle vuruluyorsunuz. Ben öykü türüne mesafeli daha çok romancı bir okurum. Kalıcılık bende önemlidir ama öykü üzerine yazılan bir poetika ancak bu kadar dikkatimi çekebilirdi.
Derler ya bilirsiniz bir kitabın okur sayısı kadar anlamı vardır diye bence bu da o tarz kitaplardan. Bana hitap etti ama herkeste aynı etkiyi uyandırmayabilir.
Kitaptan kendimce anladığım ve hoşuma giden; başlık-içerik bağını kendimce oturtduğum bir fikrim var, şöyle ki bence yazar:
Rüya ile hikâyeyi benzetip bir ortaklık, bir bağdaştırma yapmış. Rüya nasıl yaşadıklarımızın etkisiyle zihnimizde temelleniyorsa hikâye de yaşadıklarımızdan ve deneyimlerimizden etkilenip de oluşuyor. İkisinin de kaynağı aynı yani. Hayatın içinden, toplumda iz bırakmış hislerden ve yaşantılardan esintiler gördüğümüzde bu kusursuz-doğal ve sahih-bir rüya yani oluşum oluyor ama yaşantı yoksa deneyim yoksa bir müşterek his ve hayat yoksa bu artık kusurlu bir hâl alıyor ve bunların eksikliğinde meydana gelen hikâye veya rüya kusurlu oluyor.
Bu muazzam bir yaklaşım!
Bir de metinlerin arasında isimleri anılan öykü yazarları ve onların kitapları var. Okumak için sabırsızlandığım üç yazar ve üç kitap kaydetmemi sağladı.
Güzel bir kitap okuyorum ve içeriğinden, üslubundan bahsedilen ilgi çekici, adını daha önce duymadığım diğer
Kitap iki bölümden oluşuyor.
Birinci bölüm neden öykü okuruz ? Neden öykü yazarız ? Öykü ve hikaye arasında ki fark ? Öykü yükseliyor mu ? Gibi sorulara yanıt aramış.
İkinci bölüm ise yazarın beğendiği yazar ve kitapları değerlendiren , yeri geldiğinde öven , yeri geldiğinde eleştiren hatta yeri geldiğinde ne yapması gerektiğini söyleyen bir eser olmuş .
Genel anlamda bir söyleşi okumuş hissiyatı veren bir kitap olarak bir okuyuşta bitti ...
BİR HİKÂYE, NASIL HİKÂYE OLUR?
Rüyasına varana kadar kusurlu olan biz ama kusursuzu arayan yine biz. Sizce de bu işte bir terslik yok mu? Kusurlu olup kusursuzu aramak ya da kusurlu olup kusursuzu hak ettiğine inanmak ne kadar doğru ya da ne kadar adilane bir düşünce. İnsana sadece hak ettiği isabet eder. Ah, birde kabullensek...
Siz hiç hikayenin hikaye olma yolculuğunu okudunuz mu? Ben ilk defa okudum. Ama kitap mı beni okudu, ben mi kitabı okudum hiç bilmiyorum. İtiraf etmeliyim ki başlar da çok sıkıldım. Kitabı yarım bırakmayı bile düşündüm ama yine de bir sayfa daha diye diye birde baktım ki kitabın içine girivermişim.
Hikayenin hikaye olma yolculuğuna şahit olmak inanılmaz bir şey. Okurken aklıma "Acaba bu kitap sadece yazmaya niyet edenler için mi yazılmıştır?" gibi bir soru gelse de kesinlikle bunun cevabı hayır. Hikayenin hikaye olma yolculuğuna, yazarın yazma duygusuna şahit olmak ve sentezleyerek okuma yapmak isteyen herkes bu kitabı okumalı.
Bir yazar bir hikayeyi neden yazar?Bir okur o hikayeyi neden okur?Bir hikaye okuru neden ve nasıl içine çeker?Aynı hikaye her okuyanda neden aynı hissiyatı oluşturmaz?Bu yazar böyle güzel kitap yazmayı nerden öğrendi?Acaba bende denesem böyle güzel bir kitap yazabilir miyim? gibi sorular ve daha nicesinin cevabı bu kitabın içerisinde.
Kitap 2 bölümden oluşuyor;Birinci bölümde yazar hikayenin, hikaye olma serüvenini, nedenlerini bizlere aktararak bu bölüme HİKAYENİN SONSUZ YOLCULUĞU adını veriyor.
İkinci bölümde ise yazar hikaye kitaplarına ve yazarlarına dair kendi kişisel incelemelerini bizlerle buluşturarak bu bölüme de ŞİMDİKİ ZAMANIN İZİNDE adını veriyor. Bir inceleme nasıl yapılır, kitapta nelere dikkat edilirin cevabını verir nitelikte fevkaladenin
"Tuhaf zamanlarda yaşayasın!
Sözün eski bir Çin deyişi olduğu söyleniyor. Kadim bilgeliğin izlerini taşıyan bu bedduanın sahipleri, onu söylerken tam olarak ne kast ediyordu bilemiyoruz ama bugün yaşadığımız çağı tanımlayan en iyi ifadelerden biri olduğu kesin.
O ihtiyar Çinli bilgenin bedduasında söylediği gibi "tuhaf zamanlarda" yaşıyoruz. Tuhaf zamanlarda tuhaf çözümler peşinde nefesimiz kesilene kadar koşturmak; serazat düşüncelerle vakit kaybetmek yerine derinleşmeye, tefekküre, bizi inşa eden hikayeye sarılmak zorundayız. Umulur ki üzerimize yıkıldığı söylenen enkazın içinde emeklerken , bizi deneyime ulaştıran bir aydınlığa kavuşalım , kusurlu da olsa rüyalar görmeye devam edebilelim ve hikaye yeniden başlasın."
İyi bir öyküde neler aranmalıdır. Kitapta bunun cevabını vermiş. Önemli olan ne söylediğin değil nasıl söylediğin demiş. Artık ben de başladığım kitap gerçekten üslup ve dil açısından kötüyse devam etmiyorum.
Kitabı okurken birsuru öykü okumuş gibi oldum. Okuyabilecegim bircok yeni kitaba referans olmuş Aykut Ertuğrul.
Kitabı cidden rastgele seçtim ve 1K'daki yorumlara güvenerek aldım.
Kitap bence dalında başarılı. Hikaye ve öykü hakkında bilgiler,alıntılar,geçmişe dönük yargılar sunuyor. Giriş kademesi(hikaye-öykü) için okunabilecek bir düşünce kitabı ama bence en güzel yanı 2. Bölümde sanki bir kitap gurmesiymiş gibi yaptığı kitap,yazar tahlilleri. Buradan okunması için en az 10 kişiyi not aldım. Zamanı gelince okuyacağım.
Öyküye ilginiz varsa ve çağdaş öyküler, öykücüler hakkında yorumlar okumak isterseniz mutlaka bakın. Cok önemli degerlendirmeler mevcut kitapta. Yazarı da çağdaş edebiyatımızın önemli dergici ve öykücü isimlerinden birisi
Kusurlu Rüya
13.09.2020
Hikaye anlatma ihtiyacının nedenlerinin, öykünün kökenlerinin incelendiği, yazım dünyasının eser, yazar ve okur açısından eleştirildiği yazıların derlemesinden oluşan kısa ama içeriği oldukça doyurucu bir çalışma.
Kitabın başlarında Robert Fulford'un Anlatının Gücü kitabına benzettim ama sonrasında ondan kat kat daha zevkli bir eser okudum.
Not edilen eserler :
İslamcı Öykünün Uzlaşımları (Cemal Şakar)
Mürekkep (Cemal Şakar )
Ben Bu Kadarım Sevgili Okur Sen Ne Kadarsın! ( Selman Bayer )
Sur Kenti Hikayeleri (Ali Ayçil)
Günler Ne Kadar Kısaldı (İsmail Özen)
Maceraperest Turan Sözlüğü (Sabri Gürses )
Lacivert taşı (Sevinç Çokum)
Yazım Hataları: 38.-59.Syf.
Yazarı TRT 2 de Kelimeler ve Şeyler adlı programdan tanıyordum. (Program hala devam ediyor mu bilmiyorum, güzel bir programdı.) Yayınlanan öykü kitaplarının birçoğu ödül almış. Kitaba gelirsek, severek okuduğum bu kitap 2 kısma ayrılıyor.
1. Bölüm: Hikâyenin Sonsuz Yolcuğu.
Hikâyeyi görmek, öykü ile yüzleşmek, tuhaf zamanlarda öykü, yola düşen öykü gibi alt başlıkları görünce bu kitabın hikâye üzerine yazıldığını anlıyorsunuz. Kitap “İnsan bir öyküyü nasıl yazar?” sorusu ile başlıyor ve kitap boyunca birçok soru ile karşı karşıya kalıyorsunuz. (Üzerine düşündüğüm sorulardan biri: Bugünün hikâye anlatıcıları, kimin hikâyesini anlatıyor?) Sorular okurun zihnini çalıştıran ve öykünün yanı sıra hayat üzerine de düşündüren türden. Üstelik yazar cevapları hayatın tam ortasından vermiş oldukça keyifli. Kısacası birinci bölümü keyifle okudum. Hikâye sevenler ve hikâye yazanlar, hayatın bir hikâyeden ibaret olduğunu düşünenler, bu kitabı okuma listenize almalısınız.
2. Bölüm: Şimdiki Zamanın İzinde.
Bu bölümü okurken elinizde mutlaka bir kalem olmalı. Bu kısacık bölümde yazarın bahsettiği isimlere kayıtsız kalamayacak şu ismi kenara yazayım diyeceksiniz. Benim kenara not ettiğim isim Cemal Şakar oldu.
Keyifli okumalar
Bu kitapta öyküler hakkında eleştirilerine yer veren Aykut Ertuğrul sayesinde bir çok yeni öyküyle ve öykü yazarıyla tanıştım. Ayrıca öyküye farklı bir açıdan bakma fırsatı buldum.
Kusurlu Rüya öyküye dair birçok soruya cevap veren, öyküyü seven ve ilgilenen herkesin okuması gereken bir kitap.
Aykut Ertuğrul kitabını iki bölüme ayırıyor. Birincisi Hikâyenin Sonsuz Yolculuğu. Bu bölümde öykünün ne olduğu, neden yazıldığı gibi sorular etrafında öykünün yolculuğu ve anlamı hakkında bilgiler veriliyor. İkinci bölüm ise Şimdiki Zamanın İzinde. Burada da öykünün yazımıyla ilgili detaylar bulunuyor.
Örneklendirme yönünden gayet zengin bir kitap olmasının yanında (Aykut Ertuğrul metinlerini bilenler bilir) okuması da oldukça keyifli.
“Hikâyeci hayatı görebilendir.”
1981, Almanya doğumlu. Evli, iki oğlu var. 2009-2011 yılları arasında 'Bir edebiyat eylemi' Yumuşak Ge'nin yayın yönetmenliğini, 2010-2011 yılları arasında Gerçek Hayat dergisinin kültür sanat editörlüğünü yaptı. Ekim 2011'de Keyfekader Kahvesi isimli hikaye kitabı Okur Kitaplığı'ndan çıktı. Bu kitap 2011 yılı Ömer Seyfettin Öykü Ödülüne layık görüldü. Hikaye ve denemeleri; Yumuşak Ge, Aşkar, Hece Öykü, Dergah, avantgardé, üç jeton, İzafi, Edebi Müdahale dergilerinde ve sitesinde yayımlandı