Selam canlarım, ben geldim!
Ve bu sefer elimde öyle bir fantastik kurgu var ki… bayılacaksınız!
Ama hemen "sadece fantastik" deyip geçmeyin çünkü bu hikâye bambaşka! Hemen konusundan bahsedeyim
Deniz Soykan, hayatın ona üst üste yüklediği ağır travmaların ardından kendini dipsiz bir uçurumun kenarında bulur. Annesinin ölümünden sonra içine kapanan Deniz, bir de babasının karanlık yönüyle yüzleşince daha da derinlere çekilir. Ancak kaderi çok daha farklı bir yolda ilerlemektedir.
Annesinden miras kalan gizemli bir enerji bedenine yerleştiğinde, artık hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Bu enerji, farklı diyarlardan gelen Demon’lara karşı insanlığın tek umududur. Deniz, en yakın arkadaşı Seyit ile birlikte bu karanlık güçlere karşı savaşırken hem kendi içindeki gücü tanımaya hem de evrenler arasındaki büyük sırrı çözmeye çalışır.
"Kutsal emanet" adı verilen bu güç uyandığında ise dünya yeni bir düzene geçiş yapacaktır...
Fantastik kitaplara ilgim son zamanlarda fena halde kabarmışken "Kutsal Emanet" tam anlamıyla "evet, aradığım şey buymuş!" dedirtti!
Ama başlarda hafif bir kafa karışıklığı yaşadım açıkçası... Hani dedim ki "ben fantastik diye geldim ama bu kitap baya dram yazıyor?"
Sonra... pat! Bir yerden açıldı, üç farklı evrende koşturuyorum, bir yanda Demon’lar bir yanda enerji fışkıran insanlar...
Yani kitap beni resmen evrenden evrene sekerek uçurdu. Pasaport bile istemedi, direkt aldı götürdü!
Ama canlarım... esas darbe travmalarda!
Deniz’in yaşadıkları ah canlarım, tam anlamıyla kalp kırıklığı ansiklopedisi!
Annesinin ölümü yetmezmiş gibi, babasından gelen darbe... Üzerine bir de çok kıymet verdiği öğretmeni... Gerçekten hangisine üzüleceğimi şaşırdım.
Hele o baba... YA OĞLUN O SENİN! Güç için kendi evladını... neyse ya. HAİN diye bağıra bağıra sayfa çevirdim