Bu kitap hakkında ne desem az gelir. Sonsuz sayfa olsa yine okurdum. Kendi adıma çıkardığım dersler var. Özellikle son bölüm bana göre toplumun suçunu yüzüne vurmaktır ve haklıdır da. Bizim Türk toplumu bir şeyi kendi başına gelince anlıyor malesef. Başkasının başına gelince de yakında başına gelmediği için şükrediyor ya da suçluluk psikolojisine bürünüyor. Kitapta bundan da değiniliyor zaten. Biz toplum olarak bilmek istemiyoruz.
Normalde incelemede kitaptan çok fazla cümle paylaşmam ama aşağıdaki cümle bizim toplumun özeti niteliğinde...
" Ama yine de her şeye rağmen konuşan kadınlar, erkekler var. Konuşuyorlar, yazıyorlar, birbirleriyle iletişime geçiyorlar. Çoğu zaman kimliklerini açık edemeseler de. Çünkü toplum, kimliğimizi açık etmemizi istemiyor. Çünkü bu toplum, bize yaptıkları ile yüzleşmek istemiyor. Objektife anlatana kadar kendi yüzleşmemi yapamadığım ve anlatmaya cesaret edemediğim için kendimi suçluyordum. Objektife anlattıktan sonra çok iyi anladım ki yüzleşemeye cesareti olmayan bu toplum.
Toplum unutmamızı istiyor. O kadar unutmamızı istiyor ki biz failden uzaklaşmaya çalıştıkça, bir şey olmaz deyip bizi faille barıştırmaya çalışıyor. Düğünde, bayramda faili karşımıza çıkarıyor. Gece size tecavüz edecek olan adamla, aynı masaya oturup yemek yemenizi istiyor.
Susuyorsun; kimsenin huzuru kaçmasın, insanlar senin yüzünden mutsuz olmasın, aile dağılmasın, annen dayak yemesin, kardeşlerin zarar görmesin..."
Bu ülke, bu bakış açısı yüzünden tecavüzcüsüyle evlendirilen kadını gördü, taciz ve tecavüz vakalarında tahrik indirimi alan insanlar gördü. Başına böyle bişey gelenlere sanki bu dünyadan değilmiş gibi bakıp ondan uzaklaşıyoruz. Sanki bize de bulaşır diye ya da onunla yakın olduğumu öğrenirlerse bende yalnız kalırım diye yalnız bırakıyoruz...
Meliha