·
Okunma
·
Beğeni
·
393
Gösterim
Adı:
Labirentin Tarihi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
187
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756287255
Kitabın türü:
Çeviri:
Selçuk Kumbasar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
İnsan bir labirenttir
En görkemli hikayeler okuyucunun dışarıya kaçıp kurtulamadığı, içinde kalıp çıkamadığı, tüm dolambaçlı yolları izlemek zorunda kaldığı, kaybolduğu halde yolun sonuna ulaştığına inandığı, kazasız belasız hedefe ulaşmak üzere iken kaybolmuş olmaktan korktuğu hikayelerdir.
Neden iki bin yıldır her yerde labirentlere rastlanıyor?
İşte bütün uygarlıkların, bütün dinlerin, bütün ritüellerin en iyi saklanan sırlarından biri... Bununla birlikte, bu gizi çözecek olan kişi, hayatın en temel yolculuklarının, öncelikle de öte dünyaya yapılan yolculuğun anahtarlarından birini keşfedecek.
Bu kitapta, bu gize ulaşabilmek için tıpkı bir labirentteki gibi geniş bir sahaya giriyor ve orada Minotauros'la, internetle, Chartres Katedrali'yle, Kabala'yla, kaz oyunuyla, Versailles Bahçeleri'yle, Avustralya aborjinleriyle, koreografiyle, cazla, futbolla, birkaç düğümle, psikanalizle, dünya ekonomisi ve Venedik kanallarındaki görsel imgelerle ya da bilişimin yollarıyla karşılaşıyoruz.
Jacques Attali, her şeyin labirente dönüştüğü bir dünyada yaşayabilmek için gerekli olan eski öğretileri ve unutulmuş bilgileri gün ışığına çıkarıyor. Kendini kaybetmenin, kendini bulmanın tek yolu olduğu bir dünyada...
187 syf.
·10/10
Labirentler ilk çağdan beri insanların hayatında olmuş.Tabi ilk çağda filmlerde gördüğümüz büyük beton yapılı bir şey canlanmasın kafanızda.Mağara duvarlarına yaptıkları resimlerden bu çıkarılmış.Antik ve Orta Çağ'da dini inançlardan kaynaklı ve insanları cezalandırmak amaçlı kafamızda canlanan yapılar yapılmış .Labirent , matematikten, anatomiye, fiziğe kadar pek bilimin kaynağı olmuş.

Aklınıza benim gibi labirentin tarihinde ne olur , okumak olsun maksat gibi düşünebilirsiniz. Düşünmeyiniz :) Bu kitaptan sonra herşeyin labirentten ibaret olduğunu düşüceğinizden eminim. Düşünsenize dünyaya geliyorsunuz , belli bir yaşa gelince ilkokul denilen labirentin içine atılıyorsunuz , o küçük bünyenizle sınavlarla, ödevlerle,ailenizin komşu çocuklarıyla yarıştırmalarıyla geçiyor.Oh be diyorsunuz mezun olup başka labirent geliyor ; lise, üniversite, iş , anne / baba olmak ... böyle sürüp gidiyor.Hastalanıyorsunuz labirentte gezer gibi alternatif tıbbı araştıyorsunuz, farklı doktorlar arıyorsunuz.

Tekrirleri bol olan , tam anlamıyla bir tarih kitabı olmayan güzel,anlamlı,farklı bakış pencereleri açan, beğenerekten okuduğum bir eserdi .Öyle etkiledi ki bazı fikirleri ; ilk işim labirent tablosu almak olacak. Her baktığımda her zaman bir labirente gireceğimi , ondan çıkınca başka bir labirent geleceğini...Mühim olan içinde olduğumuz labirentin yollarını en az yıpranmaya yürümek ve bitirmek.

En görkemli hikayeler okuyucunun dışarıya kaçıp kurtulamadığı, içinde kalıp çıkamadığı, tüm dolambaçlı yolları izlemek zorunda kaldığı, kaybolduğu halde yolun sonuna ulaştığına inandığı, kazasız belasız hedefe ulaşmak üzere iken kaybolmuş olmaktan korktuğu hikayelerdir.( syf:116)*
Bir labirentten çıkışta ne hissedilir? Bir rahatlama mı?
Bir bütünlük duygusu mu? Yoksa tam tersine bir kayıp, bir eksiklik, bir şaşırma duygusu mu?
"Ve tuttuğunuz kalbimi çıkarıp alınız / Karmaşık yollarınızın labirentinde ... "
Jacques Attali
Sayfa 117 - Ronsard
En görkemli hikayeler okuyucunun dışarıya kaçıp kurtulamadığı, içinde kalıp çıkamadığı, tüm dolambaçlı yolları izlemek zorunda kaldığı, kaybolduğu halde yolun sonuna ulaştığına inandığı, kazasız belasız hedefe ulaşmak üzere iken kaybolmuş olmaktan korktuğu hikayelerdir.
"Labirent kaybolunan yer değil, aksine içinden her çıkıldığında kaybolunmuş hissi veren yerdir."
Jacques Attali
Sayfa 167 - Michel Foucault

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Labirentin Tarihi
Baskı tarihi:
2004
Sayfa sayısı:
187
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756287255
Kitabın türü:
Çeviri:
Selçuk Kumbasar
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Okuyan Us Yayınları
İnsan bir labirenttir
En görkemli hikayeler okuyucunun dışarıya kaçıp kurtulamadığı, içinde kalıp çıkamadığı, tüm dolambaçlı yolları izlemek zorunda kaldığı, kaybolduğu halde yolun sonuna ulaştığına inandığı, kazasız belasız hedefe ulaşmak üzere iken kaybolmuş olmaktan korktuğu hikayelerdir.
Neden iki bin yıldır her yerde labirentlere rastlanıyor?
İşte bütün uygarlıkların, bütün dinlerin, bütün ritüellerin en iyi saklanan sırlarından biri... Bununla birlikte, bu gizi çözecek olan kişi, hayatın en temel yolculuklarının, öncelikle de öte dünyaya yapılan yolculuğun anahtarlarından birini keşfedecek.
Bu kitapta, bu gize ulaşabilmek için tıpkı bir labirentteki gibi geniş bir sahaya giriyor ve orada Minotauros'la, internetle, Chartres Katedrali'yle, Kabala'yla, kaz oyunuyla, Versailles Bahçeleri'yle, Avustralya aborjinleriyle, koreografiyle, cazla, futbolla, birkaç düğümle, psikanalizle, dünya ekonomisi ve Venedik kanallarındaki görsel imgelerle ya da bilişimin yollarıyla karşılaşıyoruz.
Jacques Attali, her şeyin labirente dönüştüğü bir dünyada yaşayabilmek için gerekli olan eski öğretileri ve unutulmuş bilgileri gün ışığına çıkarıyor. Kendini kaybetmenin, kendini bulmanın tek yolu olduğu bir dünyada...

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Fiyasko
  • BAYEGOİSTO
  • Verda
  • Cem Erem

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (2)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0