·
Okunma
·
Beğeni
·
139
Gösterim
Adı:
Laf Evi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755396705
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"İşsizim, parasızım, kadınsızım…Çubuk şarabı alacak param yok. Arkadaşlarımın hepsini kaybettim... Ben, ailece oturulan yemek masalarında, el öpülen bayram ziyaretlerinde sosyalleşmedim. Benden önceki 68'liler bile bütün isyancılıklarına rağmen o "aile" ve "bayram" ritüelleriyle kazanmıştır kimliğini... Bizim kuşağımız, dergi satırlarında, dernek toplantılarında, devrim şehitlerini anma günlerinde, okul boykotlarında, 1 Mayıslarda meydanlarda sosyalleşti...Şu "şehit" sözcüğünün devrimci jargona nasıl girdiğini de anlamış değilim...İslami bir öze sahip bu kavramın sosyalist retoriğe nasıl yakıştırıldığının hesabını veren de yok...Bizden öncekilerin resme, şiire, müziğe, bilime yönelik ilgilerini şimdi kıskanıyorum..."Örgüt âşıkları"nın tek sazlı ses dünyasının ve devrim marşlarının çocuklarıyız biz...Sadece Marks'ın değil, Beethoven'in, Fuzuli'nin, Proust'un, Albert Einstein'ın ya da Pink Floyd'un hakkını vermeden sosyalleşen bir kuşak... O nedenle arkadaşlarımdan ayrı düşünce annemin, teyzelerimin, amcalarımın; nüfus müdürlüğünde, yitirdiği nüfus cüzdanının yerine kimlik çıkarırken benim kimliğimi de yeniden oluşturan insanların; camide namaz kılmak için takkesini başına takan kot pantolonlu kaportacı çıraklarının dünyasında olduğumu fark ettim. Herkes aynı süreci yaşadı, demek istemiyorum ama çoğunlukla benzer bir rönesans inşa edildi."
255 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Okurken bâzen kendinizi bir masalın içinde kanat çırparken buluyor bâzen de hakîkatin aşkettiği tokatla yerle yeksan oluyorsunuz. Laf Evi 12 Eylül’le ilgili ama belgesel ya da târihî değil öncelikle “roman” hem de çok güzel bir roman; masalla hakîkatin harman olduğu...

“Fakat yüzyıllar geçmiş aradan sanki… Değişmişiz… Kimimiz büküldü, kimimiz kırıldı. Kimimizin koynuna yılanlar sokuluyor mezarlarında.” (28, Çığlık, s.211)
Okuyun. Bu memlekette insanlar Marx'ı okumadan Marksist, Kur'an'ı anlamadan müslüman, Akçura'dan bîhaber Türkçü oldular...
Serdar Aysev
Sayfa 169 - Ayrıntı yayınları
Yıllardır cezaevinde kalan bir tutuklunun, cezaevi arabasıyla mahkemeye giderken aracın çelik ağlı ya da parmaklıklı penceresinden anlık gördüğü bir sahne, oturduğu apartmanın girişindeki erik ağacını görmeden ölen seksenlik bir münzevinin yaşamı boyunca gözüne ilişenlerden değerli değil midir?
Serdar Aysev
Sayfa 225 - Ayrıntı yayınları
Memlekette kalbi atan herkes, heykeli dikilecek birer kahraman... Harun tamamladı: "Çünkü hâlâ hayattalar..."
Serdar Aysev
Sayfa 125 - Ayrıntı yayınları
"Aşk insana ne yaptırmaz! Lakin biz aşk denince neden ölmeyi ve öldürmeyi seçeriz yaşamak varken? Anlamadığım bu... 'Aşk için ölmeli, aşk o zaman aşk.' Asıl, Sezen Aksu'nun söylediği şarkının iletisindeki sığlık öldürecek beni."
Herkes kendi çağının rüzgârında ve kendi cellatlarıyla idam edilmiyor mu?
Serdar Aysev
Sayfa 210 - 28, Çığlık

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Laf Evi
Baskı tarihi:
2012
Sayfa sayısı:
255
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755396705
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
"İşsizim, parasızım, kadınsızım…Çubuk şarabı alacak param yok. Arkadaşlarımın hepsini kaybettim... Ben, ailece oturulan yemek masalarında, el öpülen bayram ziyaretlerinde sosyalleşmedim. Benden önceki 68'liler bile bütün isyancılıklarına rağmen o "aile" ve "bayram" ritüelleriyle kazanmıştır kimliğini... Bizim kuşağımız, dergi satırlarında, dernek toplantılarında, devrim şehitlerini anma günlerinde, okul boykotlarında, 1 Mayıslarda meydanlarda sosyalleşti...Şu "şehit" sözcüğünün devrimci jargona nasıl girdiğini de anlamış değilim...İslami bir öze sahip bu kavramın sosyalist retoriğe nasıl yakıştırıldığının hesabını veren de yok...Bizden öncekilerin resme, şiire, müziğe, bilime yönelik ilgilerini şimdi kıskanıyorum..."Örgüt âşıkları"nın tek sazlı ses dünyasının ve devrim marşlarının çocuklarıyız biz...Sadece Marks'ın değil, Beethoven'in, Fuzuli'nin, Proust'un, Albert Einstein'ın ya da Pink Floyd'un hakkını vermeden sosyalleşen bir kuşak... O nedenle arkadaşlarımdan ayrı düşünce annemin, teyzelerimin, amcalarımın; nüfus müdürlüğünde, yitirdiği nüfus cüzdanının yerine kimlik çıkarırken benim kimliğimi de yeniden oluşturan insanların; camide namaz kılmak için takkesini başına takan kot pantolonlu kaportacı çıraklarının dünyasında olduğumu fark ettim. Herkes aynı süreci yaşadı, demek istemiyorum ama çoğunlukla benzer bir rönesans inşa edildi."

Kitabı okuyanlar 7 okur

  • Ozan Ramazan ocak
  • rdivrk
  • Rohat Ok
  • Ramazan Enez
  • Alper Kanık
  • Hakan Özer
  • Derya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%66.7 (2)
9
%0
8
%33.3 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0