Önceki Çağın Akşamüstü

·
Okunma
·
Beğeni
·
460
Gösterim
Adı:
Önceki Çağın Akşamüstü
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750845192
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Önceki Çağın Akşamüstü
Önceki Çağın Akşamüstü
Başka günlerdi onlar. Çağın amansızca yüzümüze kapanmadığı günler. Tarihin, bize verdiği randevuya sadık kalacağına inandığımız günler.

“Zaman Lekeleri” romanıyla NDS 2019 Edebiyat Ödülü’nü alan Ömer F. Oyal’in “Önceki Çağın Akşamüstü” romanı yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor. Yazar bu romanında hayatın, zamanın, tarihin iyi-kötü şakaları ve sürprizleri üzerine odaklanırken bizleri gündelik hayat içindeki politika, varoluşsal sıkıntılar, hayaller arasında gezdiriyor.

İstanbul’da yaşayan devrimci kahramanımızın zihni Şanghay’dan Managua’ya, Münih’ten Pekin’e, Moskova’dan Berlin’e, Atina’dan Saygon’a uzanan önceki yüzyıl hayalleriyle dolup taşarken, biz onu yeni yüzyılın dertleri içinde buluyoruz. Ne de olsa, “Efsane size ölebilme gücünü verir belki ama yaşamanızı sağlamaz”.
Herkesin kendi sılasını yarattığı bir çağda geçen, etkileyici bir roman...
320 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Önceki Çağın Akşamüstü, Nurdan Gürbilek’in Vitrinde Yaşamak (1980’lerin Kültürel İklimi) kitabının romana dökülmüş hâli bir bakıma: Öncesi ve o çağı yaşayan veya anlamak isteyenler için, “içerden” eleştiri kıvamında, tespitler sağlam, akıcı; hüzünlü ama tebessümü de hiç eksik olmayan…

“ ‘Güzel çocuklar’ falan değildik ve ‘ne güzel çocuklardık’ edebiyatı da gülünçtü. Bu edebiyatın gerçeğe en yakın tarafı çocukluğun yadsınamaz açıklığıydı. Kavgada hınçlı olunur güzel değil. Hem kan bir makyaj malzemesi de sayılmaz. ”(Yedinci Bölüm, s. 155)

Tabi romanda sanki belli bir dönemdeki duruma işaret ediliyor görünse de esasında anlatılan “ebedî insanlık hâli”nden başka bir şey değil. Hangi cenahta olursa olsun, büyük resimde “insan” küçüğünde de “bu toprakların insanı” var. Yazarın kitapla ilgili bir söyleşisinden aşağıya alıntıladığım görüşleri de ayrıca düşüncelerimde yalnız olmadığımı muştuluyor: “Karanlık biçim değiştirir hepsi bu.”

-» Kitaptan bir cümle okuyorum. “Saçmalığın toplumsallaşması bireyin özgüvenini artırır. Bizim yüzyılımızın basit ve apaçık karanlığı artık cicili bicili neon renklere bürünüvermişti anlaşılan.” Hâlâ karanlıkta mıyız? Nasıl bir karanlık bu?

-İnsanoğlunun yaşadığı bütün çağlar şu ya da bu şekilde karanlıkta. Zira insanoğlu birbirine zulmetmek için hiçbir fırsatı kaçırmaz. Toplumsal adaletsizlik neredeyse zamanlar üstüdür. Bu arada kendine zulmetmeyi de ihmal etmez tabii. Üstelik “ilkel komünal” diye adlandırılan toplumların da mutluluktan mest olmuş biçimde yaşadıklarını sanmıyorum. Çünkü nihayetinde onlar da insanlardan oluşuyor. Karanlık biçim değiştirir hepsi bu. Ta Mezopotamya uygarlıklarından kalan kil tabletlere çivi yazısıyla yazılmış mektuplarda bile zamanın yozlaştığından, dünyanın anlaşılmaz biçimde bozulduğundan, eski değerlere saygı kalmadığından söz ediliyor. Eski Yunan’da da böyle tonlarca metin var. (14-07-2012 tarihinde Birgün gazetesinde yayınlanmış olan Serap Çakır, Önceki Çağın Akşamüstü, Ömer F. Oyal’le yapılan röportaj, 31-07-2012)

Hâsılı, roman yazarın diğer eserlerini de okuma isteği verdi, beğendim. Okuruna, vicdanın “insan”ın asla teslim etmemesi gereken şeyi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.

“Vicdan kaprisli bir yular gibi kişiyi istediği mecraya sokar, istediği ülkeye götürür, arzu ettiği sorumluluğu yükler. Ondan kaçılacak saklanacak bir yerin, köşe bucağın olmayışının farkındaydım ve yüzüne bakmamaya çalışıyordum. Ölenlere, cezaevindekilere, dünyanın akla hayale gelmeyecek köşe bucağında yüz elli yıldır acı çekip çabalayanların ortak mirasına olan borçluluğu ölene kadar taşır ve onlar da ölene kadar taşısınlar diye durmadan yeni birilerine devredersiniz.”(Sekizinci Bölüm, s. 187)
320 syf.
·8 günde·Beğendi·7/10
Önceki Çağın Akşamüstü politik pratiğin yaşamsal kaygılarla olan mücadelesini bir devrimcinin içsel yolculuğuyla ve yaşadıklarıyla anlatmayı başarıyor. Kitabın kimi yerlerinde farklı ülkelerdeki devrim mücadelerine geçişler yapılıyor. İçinde bulunulan çağ değişse de evrensel insanın dramatik yalnızlığı değişmiyor.Kitabın bir yerinde:
“İnsan hangi yüzyılda büyümüşse o çağın çocuğu olarak kalır. Orta yaşlarda yeni bir zamana geçseniz de her şeyi geçmiş çağın kurallarına göre değerlendirirsiniz ve bu acı vericidir. Hatta aslında bu bir tür sakatlıktır. Çehresi tamamıyla değişen dünyada öğrenmiş olduğunuz değerlere göre yaşarsınız ama o değerlerin bir anlamı kalmamıştır.”(sf.190)
Tarihin büyük acılara ve dramlara sahip olduğu devrimci mücadelesini eleştirel bir dille anlatarak, bu arayışın çağlar boyu devam ettiğini anlıyoruz.Yeni bir dünya arayışında insan umut adlı kuşu beklemeye devam ediyor.
Başkalarıyla birlikte üşümek, başkalarının zamanı geldiğinde sizinle birlikte üşümek isteyeceği anlamına gelmez.
"Umudun tutkusunu yitirmesi gündelik hayatın ölü gibi sürüklenmesinden başka bir sonuç vermeyecektir."
Gelecekte muhtemelen herkes gibi bir canavara dönüşecek bir çocuğun masumiyetine inanmak da başka bir budalalıktı ama görebildiğim kadarıyla ebeveynler genellikle budalaydılar.
Ömer F. Oyal
Sayfa 212 - Dokuzuncu Bölüm

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Önceki Çağın Akşamüstü
Baskı tarihi:
Haziran 2019
Sayfa sayısı:
232
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750845192
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Önceki Çağın Akşamüstü
Önceki Çağın Akşamüstü
Başka günlerdi onlar. Çağın amansızca yüzümüze kapanmadığı günler. Tarihin, bize verdiği randevuya sadık kalacağına inandığımız günler.

“Zaman Lekeleri” romanıyla NDS 2019 Edebiyat Ödülü’nü alan Ömer F. Oyal’in “Önceki Çağın Akşamüstü” romanı yeni baskısıyla okurlarla buluşuyor. Yazar bu romanında hayatın, zamanın, tarihin iyi-kötü şakaları ve sürprizleri üzerine odaklanırken bizleri gündelik hayat içindeki politika, varoluşsal sıkıntılar, hayaller arasında gezdiriyor.

İstanbul’da yaşayan devrimci kahramanımızın zihni Şanghay’dan Managua’ya, Münih’ten Pekin’e, Moskova’dan Berlin’e, Atina’dan Saygon’a uzanan önceki yüzyıl hayalleriyle dolup taşarken, biz onu yeni yüzyılın dertleri içinde buluyoruz. Ne de olsa, “Efsane size ölebilme gücünü verir belki ama yaşamanızı sağlamaz”.
Herkesin kendi sılasını yarattığı bir çağda geçen, etkileyici bir roman...

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0