Lefter (Futbolun Ordinaryüsü)

·
Okunma
·
Beğeni
·
674
Gösterim
Adı:
Lefter
Alt başlık:
Futbolun Ordinaryüsü
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053759607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Lefter
Lefter
“Ordinaryüsümüz Lefter Küçükandonyadis’in hayatını anlatan bu değerli kitabın geride bıraktığımız 2018-2019 Lefter Küçükandonyadis sezonunun ardından üçüncü baskısıyla yeniden okuyucuyla buluşmasını çok değerli ve önemli buluyorum.

Gönül verdiği takım fark etmeksizin ülkemizin tüm gençlerinin bu kitabı okuyarak dersler çıkarmasını ve efsane Lefter’in temsil ettiği değerlerin iyi anlaşılmasını canı gönülden diliyor; formamıza can katan Lefter Küçükandonyadis’i bir kez daha saygı ve şükranla anıyorum.

Fenerbahçe yaşadıkça ‘Lefter ruhu’ sonsuza dek varlığını sürdürecek…”

Ali Y. Koç
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı
392 syf.
·3 günde·10/10
O, {Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler Hala sevilen birer abidedirler...} diye ismi marşlara konu olmuş;
Türk futbolunun ve Fenerbahçe'nin en büyük efsane isimlerinden biri Lefter Küçükandonyadis!

Türk futbolunda kendisine "Ordinaryüs" lakabı takılan tek futbolcu. Onlarca kupa, yüzlerce maç ve yüzlerce Gol! Milli takım kaptanlığı ve sadece Fenerbahçelilerin değil takım-renk ayrımı yapmadan tüm futbolseverlerin kişiliğiyle duruşuyla değer verip saygı duyduğu güzel insan Lefter...

Hani hayatta güzel işler yapmış insanlara heykeli dikilecek adam derler ya. Yaşarken heykelinin dikildiğine şahit olan çok az insan vardır. Lefter'de yaşarken heykelinin açılış törenine katılan nadir kıymetli insanlardan...
(Fenerbahçe taraftarının ve Grup CK'nın {Cefakâr Kanaryalar} katkılarıyla açılışı 3 Mayıs 2009 tarihinde yoğurtçu parkında yapıldı.)


***
"Tribünler bağırdı binlerce kere
Ver Lefter'e yaz deftere
Bitti kalem doldu defter
Efsaneler ölmez Lefter"
***

Hayatımda okuduğum en değerli biyografilerden biriydi.
Nur içinde yat "ORDİNARYÜS"
392 syf.
·4 günde
Ben kendimi bildim bileli Fenerbahçe taraftarıyım. Doğduğum sene, Todor Veselinovic’in çalıştırdığı 88-89 sezonunun olduğu sene. Hani o kalede Schumacher’in olduğu, savunmasında Müjdat’ın oynadığı, orta saha ve hücumunun temelini Oğuz, Rıdvan, Aykut’un oluşturduğu, 103 gollük sezonun oynandığı sene. İlk formama 95 yılında kavuştum. 11 numaraydı. 11 numarayı Aykut Kocaman giyerdi. Çok büyük hayranıydım O’nun. Futbol oynarken O’nun gibi goller atmaya çalışırdım. Atamazdım. Nitekim daha sonra futbol oynarken hep defansta ve genelde bekte oynadım. Gol atamazdım belki ama fena sayılmayacak kadar çalım atardım. Hızlıydım ve çok koşardım.

Bu anlattığım dönemleri yaşarken, bir yandan da taraftarı olduğum kulübün oyuncularını ve tarihini araştırmaya başladım. Zeki Rıza ve Hasan Kamil Sporellerle başlayan tarihte, Büyük ve Küçük Fikretler (Fikret Arıcan, Fikret Kırcan), “Uçan Kaleci” Cihat Arman, Halit Deringör, “Mehmetçik” Basri Dirimlili, “Sinyor” Can Bartu (Kişisel olarak hayranlık beslediğim bir başka büyük Fenerbahçeli), Ogün Altıparmak, Cemil Turan, Selçuk Yula, Müjdat Yetkiner gibi isimleri öğrendim. “Şeytan” Rıdvan Dilmen, Toni Schumacher, “İmparator” Oğuz Çetin, “Kral” Aykut Kocaman, Engin İpekoğlu, Rüştü Reçber, Jes Hogh, Uche Okechukwu (Ki Fenerbahçe için düşünürsek, Hogh-Uche ikilisi benim gözümde gelmiş geçmiş en iyi stoper ikililerindendir.), Alex de Souza gibi efsanelerin bir kısmını izleyerek, bir kısmını da dinleyerek ve okuyarak öğrendim.

Fakat hiçbiri, beni “Ordinaryüs” Lefter kadar etkileyemedi. Eski kaynaklardan Lefter’in Fenerbahçe ve Milli Takım forması ile yaptıklarını okur, sanki rakiplere golleri ben atıyormuşum gibi heyecanlanırdım. Lefter, hem golcüydü, hem hızlıydı, hem çalım atardı, hem de dur durak bilmeden koşardı. Girişte de dedim ya, ben Aykut Kocaman gibi goller atmaya çalışırdım, atamazdım. Lefter’i öğrendikten sonra, O’nun gibi de atamayacağımı anlamıştım. Ama ben de O’nun gibi hızlıydım ve çok koşardım. Fena da çalım atmazdım hani. Sevinirdim içten içe, Lefter gibi bir efsane ile ortak yanım var diye. Bazen Lefter ile olan ortak yönlerimi babama anlatırdım, gülerdi. Benim yaşlarımdayken iyi kötü dinleme fırsatı olmuş, O’nun kariyerindeki son yıllarına dahi olsa yetişmiş. Hayal meyal hatırladıklarını, dedem Galatasaraylıyken Lefter sayesinde nasıl Fenerbahçeli olduğunu anlatırdı. Hani o meşhur slogan var ya “Babamdan Miras Bu Sevda”, benimki de o misal oldu işte.

İncelemeye giriş anılara dalınca biraz uzun oldu, kusura bakmayın.

Lefter’i belki de en güzel anlatan isim İtalyan Milli Takımı tek seçicisi Vittorio Pozzo olmuş:
“Bu Lefter denilen küçük yapılı büyük futbolcu meşin topu öylesine ustalıkla kullanıyor ki, eğer futbol topunu avucuma sığdırmam mümkün olsaydı, Lefter’in avucumun içinde bile kıvrak çalımlar atacağına bahse girerdim.”

22 Aralık 1925 doğumlu Lefter, doğum adıyla Eleftherios, Küçükandonyadis; Babası Arnavut, annesi Rum, O ise milli formasını ve ülkesini her şeyden çok sevecek kadar Türk. 1947 yılında girdiği Fenerbahçe Kulübü’nden iki yıllık Fiorentina ve Nice maceraları dışında hiç kopmayan, büyük futbolcu, Ordinaryüs. Bir zamanların “Ver Lefter’e, yaz deftere!” sloganı ile yüzlerce gol atan, Fenerbahçe forması ile 8 kupa kaldıran, 50. Milli maçı ile Altın Şeref Madalyası ile onurlandırılan, adına jübile düzenlenen ilk futbolcu.

6-7 Eylül Olayları’nda Büyükada’daki evini basan saldırganları tanıdığı halde ihbar etmeyen, şikâyetçi olmayan, o olayları azmettirenlerden de, yapanlardan da daha fazla Türk olduğuna inandığım büyük insan.

Kitap toplam 37 bölümden oluşuyor. Çocukluk yıllarının kısa bir özeti ile başlayan kitap, profesyonelliğe geçişi, Diyarbakır’da 4 sene askerlik yaptığı dönem ve ardından Fenerbahçe’ye gelişi ile devam ediyor. Yaklaşık 200 sayfa Fenerbahçe’de geçirdiği sezonlar ile Avrupa’da geçirdiği iki sezonun tarihini anlatan kitap, milli forma altındaki maçları, golleri ve ezeli rekabetteki performansına kısa bir bakışla sürüyor. Lefter hakkında söylenenler ve İslam Çupi özel bölümü kitapta en çok hoşuma giden bölümler oldu. Bu bölümlerden sonra Lefter’in antrenörlük hayatından ve antrenörlüğü bıraktıktan sonra 17 sene boyunca köşe yazarlığı yapmasından, 1999 yılında çok sevdiği adasına çekilmesinden bahsediliyor. Kitap, 2000’li yıllarda yapılan röportaj, Efsane Özel Ödülü ve Yoğurtçu Parkı’nın karşısında açılan heykelinin anlatıldığı bölüm ile Tuncay ve Alex’in adada Lefter’i ziyareti ve vefatı ile kitap son buluyor. Benim, Fenerbahçe Marşı’nın en sevdiğim kısmı, “Cihatlar, Lefterler, Canlar, Fikretler…” kısmıdır. Kitabı okurken bu dizelerin ne kadar doğru yazıldığını tekrar anladım.

Oynadığı futbolla, karakteri ile Fenerbahçeli olan olmayan herkesin büyük sevgisini ve saygısını kazanan “Ordinaryüs” Lefter, gittiğin yerde seninle olduğuna inandığım “Baba” Hakkı’ya, Vedat Okyar’a, “Taçsız Kral” Metin Oktay’a, “Baba” Gündüz’e, “Sinyor” Can Bartu’ya ve daha nicelerine selam söyle.
392 syf.
Hangi takımı tutarsak tutalım, önünde ceketimizi ilikleyeceğimiz değerleri vardı bu ülkenin...

Camialarında sembol olmaları rakibe saygısızlıkları ya da çirkeflikleri ile değil kulüplerine sadakatleri kadar centilmenlikleri ve insan olabilmek vasıflarıyla ilgili idi...
Bugüne ne kadar da ters değil mi? :(
Artık en fazla nefret yayan baş tacı ediliyor Türkiye'de.
Metin Oktay ve Süleyman Seba kitaplarını önceki yıllarda okumuş ve çok beğenmiştim. Şimdi ise Lefter kitabını okudum.

Lefter bir efsane ama yalnızca bir futbol efsanesi değil bir insanlık efsanesi de aynı zamanda. Çünkü tıpkı Seba ve Oktay gibi o da bir tevazu abidesi. İyi kalpli bir insan ve nezaket esas düsturu.

Toprağı bol olsun.
392 syf.
·17 günde·Beğendi·Puan vermedi
türk futbol tarihinin tartışmasız en büyük isimlerinden, uğradığı vefasızlığı, haksızlığı asla konuşmayacak kadar büyük gönüllerinden biri..futbol sadece futbol değildir. içinde binlerce özne yaşatır. en önemlilerinden biri de, bu sporun büyük "ADAM"larına, hangi takımda olursa olsun saygı göstermektir. bir beşiktaşlı olarak, spor kitapları listemin baş köşesinde gündüz kılıç ve süleyman seba kitaplarımın yanıbaşında tutuyorum bu kitabı..
Cihat'ın kanarya sarısı renklerinde bir kazağı vardı. Seyirciler bu kazağından ötürü ona "Kanarya" dediler. Sonra da "Sarı kanaryalar" Fenerbahçe'nin simgesi oldu.
Haluk Hergün
Sayfa 22 - Ntv
Lefter, Fenerbahçe sevgisini şöyle tarif etmektedir: "Sarı lacivert formayı giydiğim zaman, içimde daima dalgalanan bir heyecan sezerim. Bu, o renklere karşı olan derin sevgimden doğar."
Haluk Hergün
Sayfa 62 - Ntv
Dünyanın en ünlü futbol yıldızlarından Macar milli takımı kaptanı Frenc PUŞKAŞ:
Lefter'iniz fevkalade bir futbolcu.
Haluk Hergün
Sayfa 259 - Ntv
"... Esasen benim hayatım yoktur. Futbol hayatım vardır. Bir ben varım, bir de futbolum."
Haluk Hergün
Sayfa 19 - NTV Yayınları
Eşi İstavrini Hanım, sonraki yıllarda Lefter'in Mustafa Kemal'e olan özlemini, evinin başköşesindeki Atatürk büstünü her gün yatmadan önce öperek gidermeye çalıştığını söylüyor.
Haluk Hergün
Sayfa 18 - NTV Yayınları
Mozart’ın bir eseri, her yerde yorumlanabilir. Fakat hiç kimse onu Mozart gibi yorumlayamaz. O sahaların Mozart’ıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Lefter
Alt başlık:
Futbolun Ordinaryüsü
Baskı tarihi:
Temmuz 2019
Sayfa sayısı:
400
Format:
Ciltli
ISBN:
9786053759607
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Baskılar:
Lefter
Lefter
“Ordinaryüsümüz Lefter Küçükandonyadis’in hayatını anlatan bu değerli kitabın geride bıraktığımız 2018-2019 Lefter Küçükandonyadis sezonunun ardından üçüncü baskısıyla yeniden okuyucuyla buluşmasını çok değerli ve önemli buluyorum.

Gönül verdiği takım fark etmeksizin ülkemizin tüm gençlerinin bu kitabı okuyarak dersler çıkarmasını ve efsane Lefter’in temsil ettiği değerlerin iyi anlaşılmasını canı gönülden diliyor; formamıza can katan Lefter Küçükandonyadis’i bir kez daha saygı ve şükranla anıyorum.

Fenerbahçe yaşadıkça ‘Lefter ruhu’ sonsuza dek varlığını sürdürecek…”

Ali Y. Koç
Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı

Kitabı okuyanlar 21 okur

  • Ömer Faruk Aksu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0