Kitabı çok önceden almıştım. Meşhur bir kitap olduğunu biliyordum. Etrafımda çokça tavsiye edenler olmuştu. Malcolm X’i tabi ki daha önceden tanıyordum, biyografisini okumuştum. Afro-Amerikalı Siyahî bir Müslüman, mücadele adamıydı… Büyük bir insan hakları savunucusuydu… Bir konferansı sırasında şehit edilmişti… Hapis yatmıştı… Sonra Müslüman olmuştu… İnternetteki konuşmaları, konferansları, demeçleri, sosyal medyada dolaşan veciz sözleri vs…
Malcolm hakkında bilinenler/bildiklerimiz genelde bunlardır. Herkes O’nu bu şekilde tanır ama O’nun nasıl buralara geldiği(yaşam hikâyesi) pek bilinmez.
Malcolm, dünyanın en büyük üniversitelerinde konferanslar vermiş, tartışma formları düzenlemiş, on binlerce insana hitap etmiş, o zamanda bütün ülkenin gündemine oturmuş ve gittiği her ülkede devlet başkanlarının özel konuğu olarak ağırlanmış “akademisyen olmayan” birisi. Malcolm’un ünvanı zaten onu özetliyor: “Amerika’da bir siyah isyanı başlatabilecek ya da bastırabilecek tek kişi”. Sizce bu basit bir iş mi? Ve işin ilginç yanı (aslında ilginç olmasa da) Malcolm, üniversite mezunu değil, hatta bir lise kaçkını.
Bu kitabı okumadan önceki Malcolm X’imizle okuduktan sonraki Malcolm X’imiz kesinlikle aynı olmayacak. Bu kitap bir otobiyografiden çok öte.
Önceleri kitabın hacminden korkarak kitaba başlayamamıştım. Böyle hacimli kitapları okumak cesaret ister, malumdur. Ancak kitaba başladığımızda bir serüvenin içinde buluyoruz kendimizi. Bir bakıma Malcolm ile o yılları yaşıyoruz. O kenar mahallelerde Malcolm’la geziyoruz sanki. Ve kitabın akıcı üslubu, sayfalarını teker teker devirmemize yardımcı oluyor.
Malcolm, yine kendisi gibi Afro-Amerikalı Siyahî olan gazeteci yazar Alex Haley’e anlatıyor yaşam hikâyesini. Haley’de kitap haline getiriyor. Kitabın önsöz bölümünde(yaklaşık