Merhabalar🖐
Bilmediğimiz ne hayatlar var öyle değil mi? Haberlerde dinliyoruz ya ülkeler arası savaşları, peki ya o savaşın ortasında kalan insanların hayatlarını tahmin edebiliyor muyuz? Ülkelerini terkediyorlar, doğru mu tartışılır ama her biri de savaştan kaçmak için değil, savaşmamak için değil zorunda kaldıkları için sınırdan kaçıyorlar.
Bu kitapta hangi birinin hikayesini anlatsam size bilmiyorum, her biri içimi burktu aslında.
Abileri tarafından çocukken, yaşlı babasıyla, savaşın ortasında, sadece bir mektup bırakılarak terkedilen Azeri asıllı Topal İmamkulu’nun hayatını, Rusya’yı karısı Sümbül’le terketme hikayesini mi;
Yoksa oğlu Tanrıkulu namı-diyar Tanoş’un sakat kalan babasını bir de kendi terkedemeyeceği için yazıldığı öğretmen okuluna gidemeyişini, önüne serilen güzel bir hayattan vazgeçişini, büyük nüfuslu ailesinin geçimini daha 13 yaşında omuzlarına alma hikayesini mi;
Genç yaşta dul kalan, bir de oğlunu kaybettikten sonra kardeşleri tarafından evliliğe zorlanan, kabul etmeyince dışlanan, kayını Samet’in başına musallat olduğu Senem’in hikayesini mi;
Büyük bir sırları olan bu sebepten köylerinde sevilmeyen, tutunmayan Eprüs Kadın’ın ve babası Abbas Ali’nin geçmişte yaşadıklarını mı;
Yoksa Eprüs’ün oğlu Matos’un yıllar sonra öğrendiği sırlarla dolu geçmişini ve şimdi başına gelen felaketleri mi?
️Galiba bir de hüzünlü son. Kitap seri olduğu için ve fantastik bir kurgu ile son bulduğu için emin olamıyorum.
️Rabbim kimseyi vatanından ayrı düşürmesin, düşürecek durumda bulundurmasın
️Hayırlı geceleriniz olsun...