Mermer Kanatlı Kuşlar, düş ile gerçeklik arasındaki sınırların silindiği, sembollerle örülü bir içsel yolculuk romanıdır. Hikâye, ailesinden ayrılıp kendi hayatını kurmaya çalışan Aya’nın, taşındığı evde karşılaştığı gizemli olaylarla birlikte ruhsal bir arayışa sürüklenmesini anlatır. Evde bulduğu ve düşlerinde önceden gördüğü ASO figürü, bir karakterden çok Aya’yı kendi hakikatine yönlendiren sembolik bir rehberdir.
Roman, modern dünyanın görselliğe tapan yapısını eleştirirken, insanın içsel özünden kopuşunu işler. Bu bağlamda eserin en güçlü simgesi olan “mermer kanatlar”, özgürlük arzusuna rağmen uçamayan insanı temsil eder. Kanatlar vardır, fakat taştandır; yani potansiyel vardır ama ruhsal ağırlık onu işlemez hâle getirmiştir.
Aya’nın yolculuğu boyunca vardığı temel gerçek şudur: Aradığı kurtarıcı dışarıda değil, kendi içindedir. ASO bir hedef değil, bir aynadır. Roman böylece okura, hakikatin başkalarında değil, insanın kendi derinliğinde saklı olduğunu hatırlatır.
Bütün çağlar toplanmış da aralarında en kötü zamanı seçmiş, benim yaşadığım şu birkaç yıla denk getirmiş. Tüm kaçkınlar, düşkünler ve onursuzlar güruhu da benimle aynı çağa denk gelmişler. Her kıtaya dağılmışlarımızın en kaçkınları da buraya düşmüş...(14)