Miles Davis (Otobiyografi)Quincy Troupe, Miles Davis

·
Okunma
·
Beğeni
·
537
Gösterim
Adı:
Miles Davis
Alt başlık:
Otobiyografi
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
412
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949002
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Miles Davis
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore Yayınları
St. Louis'deki çocukluk günleri, on yedi yaşında müzik tutkusunun peşinden New York'a gidişi ve kendi sesini bulma çabaları. Siyah ve isyancı bir müzisyen olarak kendisi kalmaktaki ısrarı. Yeniliğe açık oluşu. Değişik müzisyenleri bir araya getirerek onları ateşlemekteki başarısı. Sonunda bir müzik efsanesi haline gelişi. Yıllarca birlikte çaldığı Bird, Dizzy, Monk, Trane ve daha birçok ünlü müzisyene ilişkin anıları. Bunların yanı sıra uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ve bu bağımlılığa karşı mücadelesi, hayatına giren kadınlar, parasal hırsları, şık giyinme ve lüks araba merakı. Miles'ın anıları sıra dışı bir sanatçının yaşamının açıklık ve içtenlikle kaleme alınmış bir yaşamöyküsü olmakla kalmıyor, bir dönemin müziğinin ruhunu da yansıtıyor.

Kitabın ilk cümleleri dahi Miles'ın müziğinin Miles'ın bizzat kendisinden kopan bir parça olduğunu çok iyi anlatır:

"Dinle. Hayatımda duyduğum en büyük haz -elbiselerim üstümdeyken- 1944'te St. Louis, Missouri'de Diz ve Bird'ü beraber çalarlarken dinlediğim andı. On sekiz yaşındaydım, Lincoln Lisesi'nden yeni mezun olmuştum. Diz'le Bird'ü B'nin orkestrasında dinlediğimde kendi kendime, 'Ne? Nedir bu?' dedim. Öyle müthiş bir şeydi ki; korkunçtu. Dizzy Gillespie, Charlie 'Yardbird' Parker, Buddy Anderson, Gene Ammons, Lucky Thompson ve Art Blakey, hepsi bir arada; B'yi henüz saymadım: Billy Eckstine bizzat. Çok orospu çocuğu bir orkestraydı. O müzik içime işlemişti moruk. Müzik kanıma girmişti ve duymak istediğim tek şeydi. O orkestranın çalış şekli duymak istediğim her şeydi. Müthişti. Ve ben çıkıp onlarla çalıyordum."

Yazıldığından bu yana yaklaşık çeyrek yüzyıl geçmesine karşın, ünlü caz trompetçisi Miles Davis'in otobiyografisi bugün de heyecanla okunuyor.
Caz ile aranız iyi ise ülkemizde çıkmış nadir biyogfilerden biri . Yaşam öyküsünde bir çok sanatçıda geçtiği için ilerde karıştırıp göz atmak isteyebiliyorsunuz .
Karar vermiştim, biri bana önemsiz bulduğum bir şey söylediği zaman başımdan siktir edecektim. Bu beni anında yörüngeme oturtacaktı.
İyi tanımadığım insanlarla beraber olmak bana hep zor gelmiştir, insanlara güven duymam uzun zaman alır. Belki de St. Louis'de büyüdüğüm için. Doğu St. Louis'de insanlar çabuk yakınlaşmazlar. Sizinle beraberken konuşup gülerler ama bu aslında seni incelemek için taktıkları bir maskedir.
En iyisi asıl şimdi, bundan sonra gelecek diye düşünüyorum. Prince'in "vuruşla müziğe ve ritme girmek" deyimiyle ifade ettiği gibi, "vuruşla gireceğim" kardeş, çaldığım her gün sürdüreceğim vuruşla girmeyi. Vuruşla gireceğim.
Dizzy ve Louis "Satchmo" Armstrong'u çok sevmekle birlikte, kendilerini dinlemeye gelenlere sırıtıp onları eğlendirmeye çalışmalarından hiçbir zaman haz etmedim. (...) Hiçbir alet çalamayan ırkçı beyaz orospu çocuğunun teki hakkımda iyi birkaç şey yazacak diye böyle bir şey yapamazdım. Onlar için prensiplerimden vazgeçmeyecektim. İyi bir müzisyen olmak istiyordum ve bunun için sırıtmak gerekmiyordu, iyi çalmak yeterliydi. Ben de öyle yaptım, öyle yapmaya da devam ediyorum. Eleştirmenlerin canı cehenneme.
Beyazların bir şeyi keşfettikten sonra sahiplenmeye kalkmalarından nefret ederdim. Sanki onlar farkına varmadan önce o şey yokmuş gibi- ki genellikle çok geçtir ve onların hiçbir katkısı olmamıştır. Sonra onu sahiplenir, diğerlerini geri plana itmeye kalkarlar.
Beyaz eleştirmenler bizi taklit etmekten başka bir şey yapmayan beyaz caz müzisyenleri öve öve bitiremiyorlardı. Stan Getz, Dave Brubeck, Kai Winding, Lee Konitz, Lennie Tristano ve Gerry Mulligan'dan birer tanrıymış gibi söz ediyorlardı. Bu müzisyenlerin çoğu bizim gibi eroinmandı ama onların bu yanından hiç söz edilmiyordu.
İnsanlar yeterince havalı her şeyi yuttuklarından bunu da yutuyorlardı bence. İnsanlar yeni bir şeylerin içinde olmaya bayılırlar, hele anlamadıkları bir şeyse. Beyazlar böyledir, özellikle anlamadıkları şeyi bir siyah yapıyorsa. Bir siyahın onların anlayamayacağı bir şey yapabileceğini kabullenemedikleri için anlıyormuş gibi görünürler. Ortalıkta dolanıp bu yeni şeyin ne kadar müthiş olduğunu geveleyip dururlar, ta ki başka bir "yeni şey" buluncaya kadar.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Miles Davis
Alt başlık:
Otobiyografi
Baskı tarihi:
Ağustos 2014
Sayfa sayısı:
412
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786059949002
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Miles Davis
Çeviri:
Avi Pardo
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Encore Yayınları
St. Louis'deki çocukluk günleri, on yedi yaşında müzik tutkusunun peşinden New York'a gidişi ve kendi sesini bulma çabaları. Siyah ve isyancı bir müzisyen olarak kendisi kalmaktaki ısrarı. Yeniliğe açık oluşu. Değişik müzisyenleri bir araya getirerek onları ateşlemekteki başarısı. Sonunda bir müzik efsanesi haline gelişi. Yıllarca birlikte çaldığı Bird, Dizzy, Monk, Trane ve daha birçok ünlü müzisyene ilişkin anıları. Bunların yanı sıra uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ve bu bağımlılığa karşı mücadelesi, hayatına giren kadınlar, parasal hırsları, şık giyinme ve lüks araba merakı. Miles'ın anıları sıra dışı bir sanatçının yaşamının açıklık ve içtenlikle kaleme alınmış bir yaşamöyküsü olmakla kalmıyor, bir dönemin müziğinin ruhunu da yansıtıyor.

Kitabın ilk cümleleri dahi Miles'ın müziğinin Miles'ın bizzat kendisinden kopan bir parça olduğunu çok iyi anlatır:

"Dinle. Hayatımda duyduğum en büyük haz -elbiselerim üstümdeyken- 1944'te St. Louis, Missouri'de Diz ve Bird'ü beraber çalarlarken dinlediğim andı. On sekiz yaşındaydım, Lincoln Lisesi'nden yeni mezun olmuştum. Diz'le Bird'ü B'nin orkestrasında dinlediğimde kendi kendime, 'Ne? Nedir bu?' dedim. Öyle müthiş bir şeydi ki; korkunçtu. Dizzy Gillespie, Charlie 'Yardbird' Parker, Buddy Anderson, Gene Ammons, Lucky Thompson ve Art Blakey, hepsi bir arada; B'yi henüz saymadım: Billy Eckstine bizzat. Çok orospu çocuğu bir orkestraydı. O müzik içime işlemişti moruk. Müzik kanıma girmişti ve duymak istediğim tek şeydi. O orkestranın çalış şekli duymak istediğim her şeydi. Müthişti. Ve ben çıkıp onlarla çalıyordum."

Yazıldığından bu yana yaklaşık çeyrek yüzyıl geçmesine karşın, ünlü caz trompetçisi Miles Davis'in otobiyografisi bugün de heyecanla okunuyor.

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • erdijrk
  • Mustafa Can Sargın
  • IBRAHIM YAZICIOGLU
  • Berk Liman
  • Öykü

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (1)
9
%50 (1)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0