Misafirsin-I (İşaret 5)

·
Okunma
·
Beğeni
·
85
Gösterim
Adı:
Misafirsin-I
Alt başlık:
İşaret 5
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
615
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052182482
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mona Yayınevi
“Misafir” kelimesi çok ilginçtir mesela... “Tefsir, sefer ve misafir” kelimeleri, hepsi birbiriyle bağlantılıdır. “Kuran’ı tefsir ediyorum,” demek aslında “dünyadaki misafirliğimin anlamını yani marifeti öğrenmeye çalışıyorum,” demektir. Marifet, kendini ve Yaradanını bilmeye, tanımaya gayret göstermektir. Kâinat “büyük insan” olduğu için onda sizin içsel yolculuğunuzun izdüşümü bulunur. Bu sebeple “Şu ayet ne diyor? Bunun anlamı ne?” diye o kitap bu kitap gezmeden önce “tefsir” ne demek anlamanız lazım... Tefsir “perdeyi kaldırmak” demektir ve “sefer” kelimesiyle bağlantılıdır. Kuran senin sana yolculuğunu anlatır; algıların üzerindeki örtüleri kaldırarak “öz”üne varma seferini... Bu, enfüsünde, içsel âleminde gerçekleşen tefsirdir. Bilim ise dış âlemde, afakta ayetlerin üzerinde bulunan perdeleri kaldırmayı sağlayarak kâinat kitabını tefsir etme görevindedir. Fark etseniz de etmeseniz de dünyanızı dinler(!) ve inançlar yönetiyor. Buna rağmen siz dine alerji geliştirmişsiniz! “Misafir” kelimesiyle aynı kökten gelen “sefer” kelimesi dünyada bir yolculukta olduğunuzu işaret eder. Dünya bir köprü, hayat bir yolculuktur. Sen kendindeki Rabbine yapacağın seferde; kendine ve Yaradanına ait hakikatlerin içinden geçerken, o hakikatlerin üzerini kapatan örtüler teker teker kalkmaya başlar. Bu da senin farkındalığına sunulan her yeni bilgiyle bilinç ekranından bir perdenin daha kalkması demektir.
Seferdesin... Allah’ın ilim sofrasında Misafir-Sin...
615 syf.
·25 günde·Beğendi·10/10
Beyninde her şey içsel olarak oluşturulan aktiviteyle bir sonraki anda"neyi görmeyi beklediğinle"ilgilidir, dolayısıyla işlemler terbiye edilmemiş bir nefis ve algı kafesi süzgecinde takılı kalır. Eğer ki sen beden kalıbının getirdiği illüzyonu aşamadıysan ve o eşikten geçemediysen"algıladım"dediğin şeyler her zaman "beklentilerini"doğru çıkaracak olanlardır.
Ortodoks tıbbı eğitimi alıyorsunuz. "Orto" doğru, "doks" inanç demektir. Özetle "Doğru İnanç" tıbbını öğreniyorsunuz. Oysaki İslamiyet'te birçok alan yanında "Mizaç" tıbbı da bulunur. Neden mi? Çünkü "tıbb" kelimesi bile "tabiat" kelimesiyle ilintilidir. Dolayısıyla hastalık değil hasta vardır ve tedavi kişinin tabiatının gerektirdiği şekilde "hikmet" çerçevesinde gerçekleştirilmelidir. Aynı sebeple de şifaya vesile olan kişiye doktor değil HeKiM denilir.
Deniz Erten
Sayfa 46 - Mona
Etrafında gördüğün ve hayat dediğin her şey aslında senin bilincini içeren bir gerçeklik işlemi.
Bilinç mertebeleri olmazsa çeşitlilik ve kemâlât olmaz. Kemâlâtın gerçekleşebilmesi için çeşitlilik şarttır.
Sen yaşadığın hayatı ve olayları dünyanın öbür ucundaki
bir hayattan bağımsız gibi görsen de aslında yıllar sonra
yolda karşılaşıp günlük programının aksamasına sebep olan, oğlunun iş aradığını öğrendiğin ilkokul öğretmenin, aynı esnada karşı bankadan çıkarken çantasını yere düşüren kadına oradan geçmekteyken durup çantasını veren simitçi çocuk...
Sıcaktan uykuya daldıkları için otobüs durağının önündeki alanı kapatan köpekler yüzünden aniden fren yapan otobüse hafifçe arkadan çarpan arabanın içindeki adam…
Ayrı ayrı baktığında birbirleriyle hiç alakaları olmayan bu kişiler, canlılar ve olaylar aslında Sistem’e dışarıdan baktığında ALLAH’IN SİSTEMİNİN ÖRÜNTÜSÜNDEN başka bir şey değildir.
Bana sorarsan kâinatta her an ALLAH yazmaktadır, nereden bakarsan bak...
Anbean hayatta olan her şey Hakk’ın kâinattaki parmak
izi gibidir âdeta...
Allah hiçbir şeyi boşa yaratmamıştır. Eğer ki sen bütünsel/ küllî bakışla bakarsan –ki ben bunu basiret ve hikmet gözü diye anlıyorum– her şeyin yerli yerinde olduğunu görürsün.
O noktada Sistem’in, kendisini en ince terazi ayarına kadar sürekli dengede tuttuğunu görür ve aynı o sarkaçtaki gibi her an her yeni davranış/seçim ve hareketle yeni bir sistemin/düzenin
bütün ve dengesi için inşa edildiğine şahitlik edersin.
Mizan denilen teraziye bir de bu anlamda bak. Her şeye
sadece görebildiğin madde boyutuyla bakma! Sen şu an göremesen de davranışlarındaki mana boyutunun başka bir boyutta fizikî/maddesel bir karşılığı olduğunu asla unutma!
Uzaktan baktığında birbiriyle harmoni, uyum halinde bütünsel bir sistem var ve bu sistemin temelinde yatan ciddi bir mantık ve son derece sade, basit bir matematik.
İbnü’l Arabî Hazretleri şeyh bulmadan önce müridin bilmesi gerekenleri şöyle özetler:
“Hakikatine ulaşmaya (kendini gerçekleştirmeye)
irade koymuş mürit Rabb’i tarafından kendisi için tayin edilmiş öğretmeni (mürşid) ararken dokuz ameli yerine getirmelidir. Bunları yapan aynı esnada tevhitte de derinlik kazanır...
Yapılacak dokuz şeyin dördü zâhir beşi bâtındadır. Zâhirde olan ameller: Açlık, uykusuzluk, susmak ve uzlettir.
Ve tüm bu safhalarda “kalbin zikriyle” ilgilenmektir.
Bâtında olan ameller ise: Doğruluk, tevekkül, sabır, kararlılık ve inançtır.
Bu dokuz amel hayırların anasıdır ve tasavvuf yolu onda toplanmıştır. İbnü’l Arabî Hazretleri bir şeyh bulana kadar bunlara devam edilmesini tavsiye eder ki zaten bu hâller tasavvufun da özüdür…
Söz namustur derler sözü aslında Allah’a veriyorsun ne kadar ahde uygun davranırsan adın o denli sadakatli yazılıyor burada asıl konu o söze riayet edip etmemen sen eşine verdiğin ZAN ettiğin sözü bir bakmışsın da Allah’a vermişsin o sebeple dikkatli olmak lazım...yapamayacağımız sözleri de söylemememiz gerek..

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Misafirsin-I
Alt başlık:
İşaret 5
Baskı tarihi:
2019
Sayfa sayısı:
615
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052182482
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Mona Yayınevi
“Misafir” kelimesi çok ilginçtir mesela... “Tefsir, sefer ve misafir” kelimeleri, hepsi birbiriyle bağlantılıdır. “Kuran’ı tefsir ediyorum,” demek aslında “dünyadaki misafirliğimin anlamını yani marifeti öğrenmeye çalışıyorum,” demektir. Marifet, kendini ve Yaradanını bilmeye, tanımaya gayret göstermektir. Kâinat “büyük insan” olduğu için onda sizin içsel yolculuğunuzun izdüşümü bulunur. Bu sebeple “Şu ayet ne diyor? Bunun anlamı ne?” diye o kitap bu kitap gezmeden önce “tefsir” ne demek anlamanız lazım... Tefsir “perdeyi kaldırmak” demektir ve “sefer” kelimesiyle bağlantılıdır. Kuran senin sana yolculuğunu anlatır; algıların üzerindeki örtüleri kaldırarak “öz”üne varma seferini... Bu, enfüsünde, içsel âleminde gerçekleşen tefsirdir. Bilim ise dış âlemde, afakta ayetlerin üzerinde bulunan perdeleri kaldırmayı sağlayarak kâinat kitabını tefsir etme görevindedir. Fark etseniz de etmeseniz de dünyanızı dinler(!) ve inançlar yönetiyor. Buna rağmen siz dine alerji geliştirmişsiniz! “Misafir” kelimesiyle aynı kökten gelen “sefer” kelimesi dünyada bir yolculukta olduğunuzu işaret eder. Dünya bir köprü, hayat bir yolculuktur. Sen kendindeki Rabbine yapacağın seferde; kendine ve Yaradanına ait hakikatlerin içinden geçerken, o hakikatlerin üzerini kapatan örtüler teker teker kalkmaya başlar. Bu da senin farkındalığına sunulan her yeni bilgiyle bilinç ekranından bir perdenin daha kalkması demektir.
Seferdesin... Allah’ın ilim sofrasında Misafir-Sin...

Kitabı okuyanlar 8 okur

  • Hatice Özenoğlu
  • Enes Kıran
  • D.u.
  • Simge altıok
  • GÜLŞAH ÖNEN
  • Ayça Erinçin
  • Ilknur B
  • onyuzmilyonkitapp

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%100 (5)
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0