İsmail Hakkı Bursevi'nin Ferahü'r- Ruh Şerhi İle

Muhammediye

Yazıcıoğlu Muhammed

Yorumlar ve İncelemeler

10/10
·1064 syf.··
Beğendi
·
2020 16. kitabı
Yazıcızade Mehmet Bican Efendi nin gönül gözüyle ortaya koyduğu muhteşem eser. Yüzyıllara meydan okurcasına hala tazeliğini korumaktadır. Gelibolu erenlerinden olan bu güzel insanı Yüce Allah rahmetiyle kucaklasın Kabrini nur eylesin.
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Çelik Yayınevi · 200549 okunma
Puan vermedi·1064 syf.··
Beğendi
·
2021 204. kitabı
Yazıcıoğlu Muhammed / Muhammediye. Yazıcıoğlu Muhammed'in doğum tarihi bilinmemekte, 1451'de vefat etmiştir. Arapça ve Farsça bilmektedir, manevi sahada mürşidi Hacı Bayram Veli hazretleridir. Yazıcıoğlu Muhammed, Hacı Bayram Veli ile tanıştıktan sonra, bütün ömrünü Gelibolu'da, deniz kenarındaki barınağında, bir inziva içinde geçirdi ve eserlerini burada verdi. Anadolu, Kırım, Kazan ve Başkurt Türkleri arasında okunan Süleyman Çelebi'nin mevlidinden daha yaygın, bir şöhrete ulaşan Muhammediye 9119 beyitlik bir siyerdir. Eser 1449 tarihinde tamamlanmıştır. Orijinal eser 324+4 yapraktır. 254*161mm. ölçüdedir. Kitabın son bölümlerinde tasavvuf ve mürit mürşit, tarikat konularının açıklandığı kısımları vardır ki manevi yönden insanların gelişmesi için nasıl davranması gerektiği anlatılmaktadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Çelik Yayınevi · 200549 okunma
10/10
·1064 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Mayıs 2026 19:58
Muhammediye’yi okurken sadece bir metin değil, bir gönül terbiyesi okudum sanki. En çok da Peygamber sevgisinin bu kadar derinden işlenmesi etkiledi beni. Bazı yerlerde kendi hâlimden utandım, bazı yerlerde içim huzur buldu. Bitince insanda sessiz bir toparlanma bırakıyor. Her daim kitaplar olsun.
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Çelik Yayınevi · 200549 okunma
Muhammediye
Puan vermedi
Prof. Dr. Âmil Çelebioğlu Hoca (1934-1989) idi. Adını ilk defa işitmiştik. Mutâd olduğu üzere konuşmacılara 20 şer dk. süre verilmişti. Ama Âmil hoca 10 dk.’lık âlimâne ve âşıkâne öyle bir konuşma yaptı ki bize çok tesir etmişti. Bu hoca sabaha kadar konuşsa da dinlesek arzusu ve iştiyakı hasıl olmuştu. Ama o fazla konuşmadı ise de biz kendisinden haberdar olduk. Ve artık ismini taşıyan eserlere sahip olmaya çalıştık.Âmil Hoca bir defineci veya antikacı gibi ecdadın çok değerli eserlerini Latinize edip neşretmeye başlamıştı. Bunlardan biri de her sınıf halkın ismen âşina olduğu Muhammediye idi. Keza Süleyman Nahifi’nin manzum Mesnevi-i Şerifi Hoca tarafından nesre çevrilerek aslı ile birlikte 2000’ li yıllarda MEB’nca neşredilmişti. Onları takip ve temin ederek göz atmaya çalışmıştık. Bizim klasiklerden Ahmediye ve Muhammediye; Akşemseddin gibi Hacı Bayram-ı Veli tarafından irşat edilen Ahmed ve Mehmed Bican Hazretlerine ait idi. Çanakkale Gelibolu’da medfun idiler. Hüseyin Vassaf Hicaz Hatıratı’nda, gemilerinin arızalanması sebebiyle biraz uzunca kaldıkları Gelibolu’da hazretleri ve kitaplarını ziyaretini çok âşıkâne anlatır. Bizim okullarda ders kitabı dışında Batı ve Rus klasiklerinden tavsiye edilir. Okuma anlama üzerinde yeterince durulmadığından, tavsiye edilen kitapların ancak adı hatırlanır ekseriyetle. Merhum Maarif Vekili Hasan Ali Yücel Şark Klasikleri adıyla Türk-İslam Klasiklerini de yayınlatmış ise de bizimkilere rağbet yabancı klasikler kadar olmamıştır. Hatta Sadi-i Şirazi’nin Bostan ve Gülistan’ı MEB tavsiyeli 100 kitaba dahil olduğu halde pek az hoca ve pek tabii olarak talebenin haberdar olduğu görülmüştür. Bunun pek çok sebebi yanında, başta dilimizdeki -Yunus Türkçesindeki eksilme- zayıflama, mânâ zevki ve aşkımızdaki azalma zikredilebilir.
İnsan ve Hayat
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Dergah Yayınları · 201849 okunma
Muhammediye(Sav) kitabı hk.
9/10
·623 syf.··
Beğendi
·
2022 93. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2022 16:56
Şeyhlerin şeyhi, velilerin baştacı Hacı Bayram Veli talebesinin yazdığı bu kitap hakkında şöyle buyurmuştur; Müjdeler olsun. Hakk Teala şu hayatı vererek eşini dünyada hiçbir insanın duzmedigi o kitabı sana ihsan etti. Türk dilinde emsalsiz bir eser vücuda getirdin. Muhakkak ki Hakk Teala sana bütün alemin ilmini verdi, sende o kitaba yazdın bunları. Sen cihanın ne olduğunu ve ne olacağını hep söyledin, cihan halkına ziyafet çektin. Sen Şeyhlerin sırlarını acikladin, her şeyi ince ince tasvir ettin. Kıyamet kopuncaya kadar bu güneşin bu kitabın eşi gelmeyecektir. Onun çok iyi hususiyetleri var, kim okursa nasibi artar. Ne kadar tekrar tekrar okunsa içinden o kadar sırların misk kokuları saçılır. " ayrıca kardeşi Ahmed Bican Hz. Envarul Aşıkin adli eserini bu kitabın şerhi olarak yazmış olup bu iki Bican kardeşlerin yazmış olduğu bu kitaplar en mühim tasavvufi eserlerdendir. Ve her mümin kardeşimizin okumasını çok arzu ederim. Hatta bir insan sadece hayatında tek bir kitap okuyacak olsa ona Envarul Aşıkini öneririm.
Din
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Sağlam Yayınevi · 201249 okunma
Puan vermedi·623 syf.·
2026 3. kitabı
15. yüzyılda yazılmış Osmanlı Türk edebiyatının en meşhur dinî-tasavvufî manzum eserlerinden biridir. Yaklaşık 9000 beyitten oluşan bu nazım, halk arasında asırlarca okunmuş, ezberlenmiş ve mevlid gibi dinî törenlerde besteli şekilde icra edilmiştir. Hz. Peygamber'in (s.a.v.) nuru ve şanı etrafında kâinatın yaratılışını, tevhidi, diğer peygamberleri, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) doğumu, hayatı, mucizeleri, mi'racı, vefatı, Ehl-i Beyt'i, halifeleri ve ashâbını anlatan siyer-mevlid niteliğindedir. Ayrıca kıyamet alâmetleri, Deccâl, Ye'cûc-Me'cûc, haşir, hesap, cennet-cehennem gibi ahiret konuları detaylı işlenir. Sade dili ve akıcı uslubla edebî değeriyle takdir edilir.
MuhammediyeYazıcıoğlu Muhammed · Sağlam Yayınevi · 201249 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Yazıcıoğlu MuhammedYazar · 3 kitap
Mehmed Yazıcıoğlu. Türk şair, mutasavvıf (Gelibolu ? - Gelibolu 1451). Osmanlı âlimlerinden. Meşhûr Muhammediyye adlı eserin müellifi. İsmi, Yazıcızâde Muhammed Efendi olup, babası Yazıcı Sâlih’dir. Babası, devlet hizmetinde kâtip olarak çalıştı. Ârif, münevver bir zât olup, ilm-i nücûma dâir beş bin beyte yakın mesnevî tarzındaki Şemsiyye isimli eserini, Ankara\'da Devlethan âilesinden İskender Paşa\'ya ithâf etti. Yazıcızâde Muhammed Efendi, muhtemelen Malkara köylerinden Kadıköy’de doğdu. Gelibolu’yu mekân tutup, 1451 (H.855) senesinde orada vefât etti. Mezarı Gelibolu’nun biraz dışında, İstanbul yolu üzerindedir. Yazıcızâde çeşmesinden ve hemen yakınında yüksekte kalan kardeşi Ahmed-i Bîcân’ın kabrinden yüz elli adım kadar içeride, küçük türbe kısmındadır. Kabri, büyük bir zât olması ve eserlerinden Muhammediyye’nin şöhreti sebebiyle ziyâret mahallidir. Yazıcızâde Muhammed Efendi ve kardeşi Ahmed-i Bîcân, önce babalarından ders okudular. Sonra Muhammed Efendi, tahsîlini kemâle erdirmek üzere birçok yerler dolaştı. İran ve Mâverâünnehr’e giderek, Haydar Hâfî ve Zeynel Arab gibi meşhûr âlimlerden okudu. Arabca ve Farsçayı iyi öğrenip; tefsîr, hadîs, kelâm, fıkıh ilimlerinde yetişti. Tahsîl hayâtını kendisi şöyle anlatır: Hem üstâdım benim Zeynel Arabdı, Kim içi dışı ilim ile edebdi. Çü himmet etti erdim ona ön ben, Erişdim Haydar-ı Hâfî’ye son ben. Ara yerde çok etdim istifâde, Hem ön, son kim ki etdiyse ifâde. Yazıcızâde Muhammed Efendi, asıl mânevî feyzi, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinden aldı. Hacı Bayram-ı Velî, Sultan İkinci Murâd Hânın dâvetine uyarak Edirne’ye gitti ve orada bir müddet kaldı. Sonra Ankara’ya döndü. Gidiş ve dönüşte uğradığı Gelibolu’da Yazıcızâde Muhammed Efendi ve kardeşi Ahmed-i Bicân’ı gördü. Onlarla görüşüp, sohbetle irşâdda bulundu. Kısa zamanda ikisi de velîlik derecelerine kavuştular. Yazıcızâde Muhammed Efendi, eserinde hocasından hürmetle bahsederek şöyle dedi: Cihânın kutb u mâh-ı Hâcı Bayram, Cihânın şeyhi Şâhı Hâcı Bayram. Çü Şeyhim bu sözü işrâb kıldı, Sözünü cânıma mihrâb kıldı. Selâmullah erişsin size yâ Şeyh, Tükenmez himmet eylen bize yâ Şeyh. Yazıcızâde Muhammed Efendi, bir ara Konya muzafferiyetini bildirmek için Sultan Murâd-ı Hüdâvendigâr Gâzî tarafından sefâretle Mısır’a gönderildi. Sonra Gelibolu’ya dönüp, ömrünü ibâdet ve tefekkürle geçirdi. Eserler yazdı. Îtikâf ve inzivâ hâliyle yaşadı. Gelibolu’da namazgâh yöresinde, Hamza köyü sâhillerinde büyük bir kayaya oyulmuş, birbiri içinden geçilen iki küçük hücrede ibâdet ve tefekkürle meşgûl oldu. Bu hâlini şöyle bildirdi: Meğer günlerde bir gün emr-i takdîr, Oturmuşdum Gelibolu’da sırra. Elimi çekmiş idim cümle halkdan, Dilimde zikr idi kalbimde zikrâ Yazıcızâde Muhammed Efendi, çok ibâdetle meşgûliyeti yanında, eserler de yazdı. Meşhûr Muhammediyye adlı eserini yazmadan önce, Arabca olarak Megârib-üz-Zeman’ı yazdı. Kardeşi Ahmed-i Bicân’a: “Şimdi sen dahî, bu kitab ki Megârib-üz-Zeman’dır, Türkçeye çevir. Tâ kim bizim ilin kavmi maâriften ve envâr-ı ilimden fayda görsünler.” diye ricâda bulundu. O da Türkçe'ye çevirip Envâr-ül-Âşıkîn adını verdi. Muhammediyye ve Envâr-ül-Âşıkîn, biri nazım ve diğeri nesir, olup her ikisi de Megârib’in Türkçe’ye tercümesidir. Yazıcızâde Muhammed Efendi, Megârib-üz-Zeman ve Muhammediyye’sini, rüyâsında Peygamber efendimizi görmesi ve O’nun irşâd ve işâret vermesiyle yazdı. Bu durumu kendisi şöyle anlattı: Sana ol vermiş idi bu kitâbı, Pes ilt ona geri iş bu kitâbı, O, cümle kâinâtın âfitâbı (güneşi), Çün emr etti bana düzdüm kitâbı Yazıcızâde Muhammed Efendi, fener altı mevkiinde bulunan Çilehane’de yedi yıl çile çekerek yazdığı Muhammediyye’si ile şöhret buldu. Muhammediyye, asırlardır Anadolu’da, Kırım’da, Kazan’da, Başkurt Türkleri arasında okundu ve elden düşmedi. Evliyâ Çelebi; “Nice binlerce âdemin Muhammediyye’yi ezbere bildiklerini.” kaydeder. Anadolu’da her evde bir Muhammediyye nüshası vardı. Muhammediyye okuyan kimseye Muhammediye-hân adı verilirdi. Eser, kış gecelerinde okunur, yer yer ağlanırdı. Suyu hiç kesilmeyen bir ırmak coşkunluğu içinde okunurdu. Her satırında Allahü teâlânın sevgisi, Resûlullah efendimizin aşkı, muhabbeti, Eshâb-ı kirâm sevgisi anlatılırdı. Kulun Rabbine olan acziyeti ve sevgisi dile getirilirdi: İlâhî, sen ganîsin ben fakîrem, Kapında elleri bağlı esîrem Muhammediyye’nin müellif hattıyla olan nüshası, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşiv ve Neşriyat Müdürlüğünde 431/A numarayla kayıtlı olup, eser 1449 (H.853) senesinde telif edildi. Yakın zamanda Gelibolu’dan Ankara’ya götürüldü. Hâlen eser, Sultan İkinci Abdülhâmid Hân tarafından yapılan sedef kakmalı abanoz ağacından bir sandık içinde muhâfaza edilmektedir. Muhammediyye'nin diğer yazma nüshaları nesih hattıyla yazılmış ve harekelidir. Onaltıncı asırdan îtibâren yazmalar çoğaldı. Sonraları çeşitli boylarda basıldı. İsmâil Hakkı Bursevî, Muhammediyye'ye iki cild hâlinde mükemmel bir şerh yazdı. Arapça olarak yazdığı diğer eserleri, Megârib-üz-Zemân ve Şerh-ul-Füsûs-il-Hikem’dir. Megârib, Muhammediyye ve Envâr-ül-Âşıkîn’in kaynağıdır. Kâtip Çelebi, Yazıcızâde’nin önce hadîs-i kudsîleri toplayıp şerh ettiğini, Hacı Bayram-ı Velî hazretlerinin irşâdından sonra Megârib-üz-Zemân adlı eserini yazdığını bildirdi. Eser, konu bakımından beş bölüme ayrıldı. Kâinâtın yaratılışı, peygamberler, melekler, kıyâmet, makâm-ı âlâda Hakk'ın kelâmına dâirdir. Şerh-ul-Füsûs-il-Hikem ise, hacmi daha küçük olup, Muhyiddîn-i Arabî’nin Füsûs’unun muhtasar bir şerhidir. Ahmed-i Bîcân, ağabeyinin bu eserini Müntehâ adıyla 1465 (H.870) senesinde Türkçe'ye çevirdi. Tefsîr-i Sûre-i Fâtiha adlı bir eseri daha vardır.