Muhyiddin İbn Arabi’nin Mistik Astrolojisi

·
Okunma
·
Beğeni
·
206
Gösterim
Adı:
Muhyiddin İbn Arabi’nin Mistik Astrolojisi
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756775059
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Verka Yayınları
Bilimin ışığını elinde tutanların bir hurafe olarak gördüğü ve lanetlediği, savunucularının çoğu ise dejenere ve deforme ettiği astroloji, günümüzde anlam kaybına uğrayan kadim öğretilerin belki de en talihsizidir. Çünkü onu anlamlı kılan ‘dünya’ çoktan buharlaşmış ve onu asli veçhesiyle ortaya koyacak düşünürlerden mahrum kalmıştır.

Elinizdeki bu eser, astrolojinin asri kimliğini keşfetmede bir anahtar gibidir. Büyük arif İbn Arabî’nin eserlerine dayanarak astrolojinin ana konularını metafiziksel açıdan temellendirmeye çalışan bu kitap, bu bilimin arkasındaki varlık anlayışını ve kozmolojik ilkeleri ortaya koymaktadır.

Hayatını metafizik, kozmoloji ve kutsal sanat sahalarında ezeli hikmetin tasvirine adayan Titus Burckhardt (1908- 1984) Tasavvuf, Vedanta, Taoculuk, Platonculuk ve diğer büyük ezoterik ve hikemî geleneklere dair araştırmalarda bulundu. Bir sanat tarihçisi olmakla beraber asıl ilgi alanı Doğu ve Batı sanatı ve mimarisinde bulunan manevi uygulamalar ve anlam idi
morella
morella Muhyiddin İbn Arabi’nin Mistik Astrolojisi'yi inceledi.
80 syf.
·Beğendi·5/10
Alman asıllı bir ressam olan Titus Burckhard tarafından astrolojik ve astronomik kavramları açıklayan bir eser. Astrolojinin düzeni ve ilkelerini, burç daire oluşumlarını ve varlık mertebeleri gibi konuları kısaca ele almış.
Onun yazılarındaki ana hedef, "birlik” fikridir. O, sistemini ontolojik ve epistemolojik birlik üzerine kurar. Bu bütün içinde her şey anlamlı ve birbiriyle irtibatlıdır. O, kişiyi bu bütünü kavramaya ve bunun bilinçli bir parçası olmaya davet eder. Diğer sufiler gibi o da, geçmiş sıkıntısının ve gelecek endişesinin insanı bu bütünden koparacağına, anın gereğini yerine getirmekten onu alı koyacağına vurgu yapar. Geleceği değiştirmek insanın elinde değildir, bu yüzden onu bilmesi üzüntü ve endişeden başka bir şey vermez. İnsan bu kozmik bütüne dahil olarak, teslim olarak huzur bulabilir. Bu basit bir kadercilik değildir, var olanı olduğu gibi kabul etmek cesaretidir.
İslam kültüründe astroloji, yanlış ve aldatıcı (bâtıl) bir alan olarak görülmüş ve yasak sayılmıştır. Bunun başlıca iki sebebi vardır: Birincisi astrolojinin, göksel cisimlerin insanların geleceği ve yeryüzünde meydana gelecek olaylar üzerinde etkisi bulunduğunu savunması, ikincisi de bir takım hesaplamalarla geleceğin bilinebileceğini iddia etmesidir. İslam, Allah'ın mutlak iradesi ve kudreti üzerinde ısrarla durur ve bunu gölgede bırakabilecek O'ndan bağımsız bir irade ve etkiyi şiddetle reddeder. Aynı şiddetli karşı çıkışı, gaybı (bilinmeyeni, görünmeyeni, geleceği) bilme iddiasında bulunanlara karşı da yapar. Bütün bu fikirleri sapıklık olarak kabul eder.*

*Bu durum Hz. Muhammed'in sözlerinden açıkça anlaşılabilir: "Kim bir kahine gider ve söylediklerini doğrularsa Muhammed'e indirilenden uzak olmuş olur." (Ebu Dâvud, Tirmizi, Taberânî ve İmam Ahmed rivayet etti.)
Allah bilinmeyi murad etmiş ve mahlûkatı yaratmıştır. Bu bilinmeyi murad, bir rahmettir. Zuhurun ilk hali bu rahmettir ve mahlûkatın ortaya çıkacağı manevi mekânı oluşturur. İbn Arabî, buna bir hadise atfen amâ (bulut) der. Amâ'nın hakikati Allah tarafından doğrudan yaratılan 'ervâh-ı müheyyeme'nin suretlerini kabul etmiştir. Allah bu ruhlardan birini seçmiş ve ona tecelli ilmini öğretmiştir. Ona Rûh-ı Azam, Kalem-i Ala ve Ald-ı Evvel de denir ki Hazret-i Muhammed'in (sav) hakikatidir. Nur isminin tecellisiyle bu Akl-ı Evvel'den bir gölge zuhur eder, ona da Nefs-i Küllî veya Levh-i Mahfuz denir. Bütün var olacak şeyler Akl-ı Evvel tarafından bu Nefs-i Küllî'ye yazılır. Nefs-i Küllî'den bir ikili çıkar, bunlara Tabiat ve Hebâ denir.*

• Muhammed Hacı Yusuf, İbnül-Arabî Zaman ve Kozmoloji, çev. Kadir Filiz, Nefes Yay.ı s.39 vd., İst. 2013
Her ne kadar İslam toplumunda astrolojiyi bir kehanet aracı olarak kullananlar olduysa da bu hiçbir zaman dinde meşruluk zemini kazanamadı. Gerek Farabî ve İbn Sina gibi filozoflar gerekse İmam Şafiî* ve İmam Eşarî gibi hukukçu ve kelamcılar astrolojiye karşı çıktılar. ** Bu çerçevede İbn Arabî de —kitapta görüleceği üzere— astrolojiye bir kehanet aracı olarak değil İlahî takdirin kozmik işaretleri olarak yaklaşmıştır.

* Taşköprüzâde şöyle der: "Ve dahi malum ola ki ulemanın büyük çoğunluğu mutlaka ilm-i nucûmu haram kabul etme yoluna gitmişlerdir. Bazıları da yıldızlar bizzat müessirdir diye itikad eylemek haramdır demiştir. Hz. İmam Şafiînin şöyle dediği zikredilir. Eğer müneccim itikad ederse ki Hakk Taala'dan gayru müessir yoktur. Lakin Allah'ın âdeti bunun üzerine caridir ki yıldızların şu şekilde hareketi ve konumu olsa şöyle haller vuku bulur. Amma her halde müessir yine Huda-yı Müteal'dir. Böyle düşünmekte benim katımda sakınca yoktur. O halde reddolunduğu yerlerde hakiki müessir yıldızlardır diye inanmaya karşı çıkılmıştır. ibn Sübki Tabakat-ı Kübra'sında böyle zikr eylemiştir. (Mevzuatı 1/363.)
** Astrolojiye yapılan itirazlar hususunda bakınız; Aydın Sayılı, The Observatory in Islam Ankara, 1988, s, 30-35.
Gözle algılanan dış dünya, bize yer merkezli bir resim sunar. Bu resim, insanın kozmik merkez olması anlayışıyla örtüşür. Başka bir ifade ile fizik, zuhur anlayılına dayanan sembolizm vasıtasıyla metafizikle buluşur. Sonuç olarak dünyanın gerçekte evrenin merkezinde yer almaması bu tasavvurun hakikatini zedelemez.
İlk bakışta İbn Arabî'nin yer-merkezli bir evren tasavvuruna sahip olduğu görülür. Günümüz astronomisinin bu anlayışı yıkmasıyla buna dayanan kozmolojiler de tarihe karışmış farzedilebilir. Ancak durum o kadar basit değildir. Çünkü burada sunulan bir evren haritası, mekânsal bir şema değil, sembolik bir tasavvurdur. Gözle algılanan dış dünya, bize yer-merkezli bir resim sunar. Bu resim, insanın kozmik merkez olması anlayışıyla örtüşür. Başka bir ifade ile fizik, zuhur anlayışına dayanan sembolizm vasıtasıyla metafizikle buluşur. Sonuç olarak dünyanın "gerçekte” evrenin merkezinde yer almaması bu tasavvurun hakikatini zedelemez.
İslam kültüründe astroloji, yanlış ve aldatıcı bir alan olarak görülmüş ve yasak sayılmıştır...
Bu çerçevede İbni Arabi de -kitapta görüleceği üzere- astrolojiye bir kehanet aracı olarak değil İlahi takdirin kozmik işaretleri olarak yaklaşmıştır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Muhyiddin İbn Arabi’nin Mistik Astrolojisi
Baskı tarihi:
2018
Sayfa sayısı:
80
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756775059
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Verka Yayınları
Bilimin ışığını elinde tutanların bir hurafe olarak gördüğü ve lanetlediği, savunucularının çoğu ise dejenere ve deforme ettiği astroloji, günümüzde anlam kaybına uğrayan kadim öğretilerin belki de en talihsizidir. Çünkü onu anlamlı kılan ‘dünya’ çoktan buharlaşmış ve onu asli veçhesiyle ortaya koyacak düşünürlerden mahrum kalmıştır.

Elinizdeki bu eser, astrolojinin asri kimliğini keşfetmede bir anahtar gibidir. Büyük arif İbn Arabî’nin eserlerine dayanarak astrolojinin ana konularını metafiziksel açıdan temellendirmeye çalışan bu kitap, bu bilimin arkasındaki varlık anlayışını ve kozmolojik ilkeleri ortaya koymaktadır.

Hayatını metafizik, kozmoloji ve kutsal sanat sahalarında ezeli hikmetin tasvirine adayan Titus Burckhardt (1908- 1984) Tasavvuf, Vedanta, Taoculuk, Platonculuk ve diğer büyük ezoterik ve hikemî geleneklere dair araştırmalarda bulundu. Bir sanat tarihçisi olmakla beraber asıl ilgi alanı Doğu ve Batı sanatı ve mimarisinde bulunan manevi uygulamalar ve anlam idi

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Berna Kahraman
  • 3. Tekil Şahıs
  • morella
  • Seçkin Erkan
  • lazcuk

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%50 (1)
6
%0
5
%50 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0